2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Nasrettin Hoca ile Seçim ve geçim üzerine
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumNasrettin Hoca ile Seçim ve geçim üzerine

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Nasrettin Hoca ile Seçim ve geçim üzerine
    Gönderim Zamanı: 14.10.2006 Saat 02:49

Nasrettin Hoca ile Seçim ve geçim üzerine  

Aldı beni bir telaş. Belçika’da seçimler varmış. Beni aradılar. – Pazara gel Hocam, vaziyetimizi gör !! dediler. Ben de Brüksel’in Midi pazarı’na doğru yola çıktım.Midi Pazarı pazar günü kuruluyor. Millet ramazan alış- verişini yapıyor. Baktım pazara alıcı değildim.’ Satıcı olayım bari’ dedi. Eşeğimi  satılığa çıkardım. Üzerine  satılıktır yazdım. Tabi Türk vatandaşlarının çocukları eşeği almaları için babalarının ellerinden tutup yanıma getiriyorlardı. Bazı çocuklar ise annelerinin eteklerini çeke çeke yanıma getirdiler. Bazı anneler in: -Oğlum eşek için ahır gerek, ot gerek ! demeleri de işe yaramıyordu. Çocuklar zamane çocuğu tunç heykel’in ot yemeyeceğini biliyorlardı.

 

Ben Bu arada bağırıyordum.

 – Eşeğim eşeğim güzel eşeğim, Senden nasıl ayrılırım? Nere giderim ?

Benim  sesimi duyan insanlar çevremde doluşmaya başladı. Beni seçim konuşması yapıyor zannettiler. Ben de gür sesle :

 - Şimdiye kadar yaptıkların bundan sonra yapacaklarına örnektir. Yılmadın çok emek verdin. Soğuğa,sıcağa karşı dimdik ayakta durdun. Senin gibisi az bulunur. Sen Belçika’da benimle birlikte güzel bir tanıtım yaptım. Turist sayısını artırdın. Sana ne kadar teşekkür etseler azdır!

 

Dedim demesine de başıma glene bak! Ordan geçen lafın başını, dinlememiş biri sözüm mencilisten dışarı:

-        Hocam hangi partiden aday ? diye sordu. Meğer yanlış yere dükkan açmışım. Belçika’daki seçimler nedeniyle bizim, biri birinden kıymetli, hoş sohbetli adaylarımız da seçim telaşında olduklarından pazarda konuşma, tanışma tarzındaki bu beşeri ve siyasi münasebetleri ile benim iktisadi tellallığım birbirine örtüşmüş. Aman daha fazla ortalık karışmadan bu işi bitirelim diye satılık yazısını kaldırdım. Başladım eşeğimi kötülemeye.Buna eşeğimi karalama kampanyası da diyebilirsiniz. Ondan da vazgeçtim.

– Ayıp Hocam ! Utanmıyor musun suçsuz ve günahsız yere zavallıyı karalamaya! dediler. Velhasıl millet pazara ev nevalesini değil, bizim değerli adayların dedikodularını yapmaya gelmiş. Bunun üzerine oradakilere :

- Ey millet ben eşeğimin kuyruğunu keseceğim. Sineklendiği zaman çok sallıyor. Yoldan geçenlerin yüzüne şaplak gibi iniyor. Söyleyin bana ey ahali! Nerden keseyim ? Şurdan mı ? Burdan mı diye sordum. Her kafadan bir ses geldi. Benim daha önceden söylediğim ve edebiyat tarihine atasözü olarak geçen’ Kalbalıkta eşeğn kuyruğunu kesme, kimi uzun der, kimi kısa der’ sözümü hatırladım. Bak bu ahali yine değişmemiş. Ya siz ne yapacaksınız ? Ne üstüne elzem benim nasıl keseceğime ve kesmeyeceğime karışırsınız ? Kimi :- Hoca haklı dedi.

 

Artık yavaş yavaş pazarı terkedeyim dedim. Bu sefer arkamdan kodudedi yapanları görmemek için eşeğe ters binmedim. Bu bile hata oldu. Görenler :

-Aaa Hoca eşeğe düz binmiş. Bu Hoca da Avrupa’ya geleli huy değiştirdi. İllaki tersine gitme geleneğini değiştirdi. Şimdi hanımı suya düşseydi, derenim aktığı yöne doğru koşacaktı’ diyenleri kulaklarımla işittim. Hedefim belliydi. Yerim belliydi. Bilgeliğimden bir şey kaybetmedim.

 

Yol boyunca gelirken duvarlara yapıştırılan yetmiş düvelin insan resimleri gödüm. Skarbek’e gelince bizim adaylarımızın resimleri çoğaldı. Resimler çoğaldıkça ben daha da keyiflendim. Eskiden medeni cesaretimiz yok tu. Şimdi de çoğalmış. Ne çoğalırsa çoğalsın  değeri azalır. Bizim adayların ayak oyunlarına gelenleri ve birbirini sevmeyenlerini hariç hepsini pek sevdim. Onlara doğruluktan şaşmayın demek istiyorum. İnsanları girdiğiniz mencilislerde insafsız ve infazsız yargılamayın. Bakın demokrasi havarilerine oy için bizi yerden yere vurdular. Sözde fikir hürriyetinin yatapında yetişmişler. Fakat Bu bu fikir yatağında yatan ne idüğü belirsizlerden ne idüğü belirsiz siyasepetçiler doğmuş . Üç kuruşluk menfaat uğruna bir milleti infazsız ve insafsız yargılamışlar. Bizim gibi düşünmeyen , bizden değildir. Ya bizim gibi düşünün, ya da seni kodese atalım da  hür düşüncenin nasıl skolastik (ortaçağ) zihniyetimiz olduğunu anlayın. Biz Frengistanlılar olarak, engizisyonu, giyotini, kolonyalizmi icad eden ve terimleri de biz Frenklere ait olan tarih sayfalarını fazla karıştırtmayın. Zira bu günlük politikadır. Oylar gelsin germenilerden.. Mesele bu. Bu böyle. Git kime söylersen söyle....

 

Burdan çıkarılacak bir ders var. Ey bizim  kara kaşlı kara gözlü, tatlı dilli güleryüzlü adaylarımız. Eğer gittiğiniz ve yaşadığınız yerde söz hakkı istiyorsanız, idare edilen değil idare edenlerin arasında yer alacaksınız. Yoksa haytınız yayla yollarında gidip gelmekle, git gel Konya yolu  belçika itibariyle altmış saat  der, bu yolu çiğner durursunuz. Gelin birliğinizi diriğinizi bozmayın. Bakın bir felemek eyaletinde belediye mencilisine beşi  bir yerde girdi. Bir adayımız da çıktı meydane baş altında altın kemeri alup Encümen oldu. Birbirinizi destekleyin. Köstek olmayın. Bunun zararını  bu ahali çekiyor. Gene Gent eyaletinde şahsa münhasır atılan oylar ile bir de eyalet temsilcimiz var. Brüksel- Eskişehir hava muharebelerinde çaba göstermişti.

 

Limburg’da aklı başında bir kaç adayımız  lafın ucunun nereye varacağını düşünmeden konuşunca beklediğini bulamadı. Umarız bir ders almıştır. Anvers eyaletinde dünya bir kez daha gördü ki, insanlar ırkları ayırma ile bir yere varamıyorlar. Bütün seçmenler aklı-selim ile oy kullanıp hoşgörüsüzlere bir ders verdiler. Onlara Mevlana pidecisinden birer pide ısmarlayın da karınları doyunca çevreye tehlike saçmaktan vazgeçerler.

 

Valonya ve Gent bölgesinde bir ilke daha imza atıldı. Sanat ile uğraşanlardan da mencilise girenler oldu. Hele Gent’te İlkenur Hanım benim dışımda çok fazla tanıdığı olmamasına rağmen sempatikliği ile kazandı. Anverslilere duyurulur. Gentliler Anversli diye kimseyi ayırmadı.

 

Elime gelmeyen bilgileri yazmadım. Adım burada geçmedi diye üzülmeyin. Hepinizi çok seviyoruz. İnsanlığa ve barışa hizmet edeceğinizden dolayı mutluyuz. Bu oturacağınız koltuklar size geçici olarak verilmiştir. Hiç kimsenin mülkü değildir. İnsanlar geçici koltuklar kalıcıdır.

 

Size tavsiyem ise, Ertuğrul Bey’in Osman gaziye yazdığı mektubu evinizin bir köşesine asmanızdır. Her gün onu en az üç kere okuyun. Göreceksiniz ki sizin yüreklerinize serinlik, görüş ufkunuza derinlik verecektir.

 

Kış gelmeden bir kez daha yazacağım. Şimdilik şu odunları bir kenara yığayım müsadenizle....

Sağlıcakla kalın, kendinize mukayyet olun.  İngiliz dilindeki  gibi söyleyeyim, beni anlamayanlar için.

 Pilizzz take a Carefull !!!!
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek