2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Haberler/Etkinlikler » Çankırı Haberleri
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - "Koş Süreyya Koş"
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli Forum"Koş Süreyya Koş"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: "Koş Süreyya Koş"
    Gönderim Zamanı: 25.12.2006 Saat 16:35

Koş Süreyya koş, dileriz nereye koştunu biliyorsundur.

Çünkü bizi geçmişte çok mutlu ettin,  en çok biz Çankırılılar seninle övündük, gururlandık.

İnşallah bundan sonrada övünürüz, gururlanırız.

Ne olur bu mutluluğu hemşerilerine çok görme.

Ne olur biraz daha "aklıselimle" düşün.

"Yılın Sporcusu" aday listelerinde olmasanda bizim için Yılın Sporcusu sensin.


Merak edene not:

Aklıselim:Sağduyu, sağduyu sahibi

 

Alıntı

"Kocam olmadan asla."


Federasyonun Yücel Kop'a görev vermeyeceğini bildirip yeni antre-nör getirme teklifini Süreyya Ay-han şu gerekçeyle reddetti

 

Süreyya Ayhan: Eşim Kop'tan başka kimseyle çalışmam


      Milli atlet Süreyya Ayhan Kop, Atletizm Federasyonu'nun ''Yurt dışından istediğin antrenörü getirelim'' teklifini reddetti.
      Milli atlet, federasyon başkanı Mehmet Terzi ile yaptığı telefon görüşmesinde, Yücel Kop'a görev verilemeyeceği bilgisini aldıktan sonra, ''Eşim Yücel Kop'tan başka kimseyle çalışmam'' dedi.
      Ayhan'ın bu cevabı üzerine, bir başka çalıştırıcı teklifini geri çektiğini ve bu konuda ısrarcı olmayacaklarını ifade eden Mehmet Terzi, ''Sporcu istemedikten sonra, özellikle antrenör konusunda ısrarcı olmanın hiçbir anlamı yok. Federasyon yönetim kurulu olarak, Yücel Kop'a görevlendirme yapılmaması kararı aldık ve bunu uygulayacağız'' diye konuştu.
     
     SÜREYYA'NIN KAMP MASRAFLARI
      Federasyon başkanı Terzi, milli atletin ABD kampının 2 aylık tutarının, Türkiye'den ayrılmadan önce kendisine peşin olarak ödendiğini, kalan 2 aylık paranın da hesabına yatırıldığını belirterek, ''Süreyya Ayhan'ın bundan sonraki kamp masrafları da federasyon tarafından karşılanacak'' dedi.
      Federasyonun, milli atlete sponsor bulma çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Terzi, ''Eşi ve antrenörü Yücel Kop için federasyon tarafından ödeme yapılmayacak'' diye konuştu.
     
     PERFORMANS TAKİBİ
      Başkan Terzi, milli atletin ABD'deki performans raporlarının doktoru tarafından kendilerine ulaştırıldığını hatırlatarak, ''Performans Değerlendirme Kurulu'muz raporları inceleyecek'' dedi.
      Terzi, Ayhan'ın performans durumunun, düzenleyecekleri deneme yarışları ile de değerlendirileceğini sözlerine ekledi.

 

 

 

 

İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 25.12.2006 Saat 17:02
Alıntı
"Köylü Kızı Süreyya"
bu ülkede medyadan icazet almadan hiçbir şeyi beceremezsiniz, kendi başınıza becerseniz de er ya da geç sizi bitirecekler, destek olmadıkları gibi köstek olacaklardır, emin olun. medya şöyle dursun ülkemizin pek saygıdeğer yöneticileri de kimseye sporda, bilimde başarılı olma şansı tanımıyor. kendi şovenizmine hizmet ediyorsa kullanıp, etmediğinde de bir köşeye fırlatmaktan çekinmiyor. şimdi ezberlediğimiz bir oyunu bu kez farklı oyuncularla perde perde izliyoruz. oyunun adı: köylü kızı süreyya.

kim peki bu köylü kız? süreyya, milli atletimiz. bu ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı sporcusu. türkiye spor tarihinde bireysel anlamda süreyya'nın eriştiği başarılara erişebilen başka bir sporcu yok. süreyya ayhan kısacası başarı demek. peki, bu kadar başarılı bir sporcuya yöneticilerimiz neden düşman olur, medya neden düşman olur? bu süreyya'yı neden çekemezler? neden her gün hakkında şaibeler yaratırlar, onu yerden yere vururlar? bütün bu hazımsızlığın nedeni aslında süreyya'nın yaşam öyküsünde gizli.

süreyya ayhan 1978 yılında çankırı'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. köy yollarında koşarak büyüdü. hiçbir spor malzemesi olmadan koşmaya başladı. okul yıllarında türkiye birincilikleri elde etti. ilk altınını babaannesinden aldı: bir yarışmada birinci olarak eve dönen süreyya'ya başka bir şeyi olmadığı için, kendisine ait tek reşat altınını takan babaanne torununa şöyle diyecekti: "sen bir gün çok iyi bir sporcu olacaksın. ben belki o yılları göremem ama benim dualarım hep senin üzerinde..." süreyya'yı bizden yapan gerçek işte burada başlar.

küçük yaşta, önce hocası sonra da eşi olacak yücel kop'la tanıştı. ardından kahramanmaraş'ta spor akademisi'nde okumaya başladı. okulda antrenman yapma olanakları kısıtlandı. ailesinin yapısı nedeniyle gerici yöneticiler tarafından beden terbiyesi müdürlükleri'ne bağlı spor salonlarına sokulmadı. okulun olanaklarından yararlanmasına izin verilmedi. birkaç gazeteci ve öğretim üyesi, profesör dostun yardımıyla kendisine ayakkabı, malzeme alındı ve yoksulluk içindeki bu kız hırsla koşmaya devam etti.

kendisine kahramanmaraş'ta sunulmayan olanakları gaziantep'te bulan süreyya aylarca bu iki kent arasında mekik dokudu. ardından bu çabalarının, bu ısrarının sonuçlarını almaya başladı. arka arkaya gelen türkiye birincilikleri ve türkiye rekorlarının ardından medyada az da olsa yer almaya başladı. yanılmayın, başarılarıyla değil. bireysel sponsorluklarla yarışan ve kendine güvenenlerin desteğiyle avrupa şampiyonluğuna koşan süreyya, gazete sayfalarına ilk kez antrenörüyle yaşadığı aşk öyküsüyle yansıdı. "ben buradayım" diye haykırana kadar kimse süreyya'nın varlığından haberdar değildi. kimse ne kendisini tanıyordu, ne spor yaşamını biliyordu, ne de derecelerini... ve alışıldık bir şekilde süreyya'nın özel yaşamıydı manşetlere taşınan. oturduğu yerden kalem oynatan köşe yazarı beyefendiler, hanımefendiler süreyya'nın başarısını hazmedemedi. süreyya'nın fahişe olduğu bile yazıldı. süreyya, yalnızca kendisini ilgilendiren bir karar almış, antrenörünü sevmiş ve sonra da onunla evlenmişti. medya işte aynı bildik medya. saygıdeğer yöneticilerimiz ise kendisine sahip çıkmadığı süreyya'nın uluslararası başarılarına sahip çıktı. bir başka deyişle, hiçbir şey vermediği bir sporcudan dünyayı alt etmesini, tüm geçmişin intikamını almasını bekledi. futbola milyon dolarların akıtılmasına göz yuman bu kafa yapısı küçük bir köylü kızına ayakkabı bile almadı. zirveye çıkarken hiç destek olmadığı bir insanın başarılarını sahiplenen federasyon, beden terbiyesi müdürlüğü gibi kurumlar, süreyya'ya "biz sana yardım edelim de zirvede kal" bile diyemedi, yardım etmedi.

bu ülkede milli formayı giyen, başarılı olan her sporcunun, bir gün "beni eleştirenlere en iyi yanıtı verdim" demek zorunda kalması ne kadar garip değil mi? süreyya, her madalya takışında yoksul anadolu halkı gururlanırken medya ve beden terbiyesi onu aşağılayacak bir şeyler arıyordu. paris'te birinci olduğunda, göğsünde neden ay yıldız yok diye yazdılar günlerce. hain ilan edildi. kimse "ayyıldızlı hükümetlerin ne payı var ki bu başarıda kalkıp hesabını soruyor?" demedi. süreyya'nın birinciliğini konuşmadılar. "bugüne kadar bu başarıyı yakalamış bir başka sporcu olmuş mu hiç tarihimizde?" diye sormadılar. ayyıldıza taktılar. dünya ikincisi oldu, bu başarıyı görmediler, ahlaksızca süreyya'nın kadın oluşuna, adet günlerine, fiziksel rahatsızlıklarına takıldılar, kaldılar. antrenman yapmaya gitti. sahayı kilitlediler, sokmadılar. süreyya sustu ve koşmaya devam etti.

nihat genç bir yazısında şöyle soruyordu: "…anadolu'da tuhaf şeyler oluyor. süreyya ekranda göründüğünde ve bir de koşmaya başladığında, türkiye halkı kahveler, esnaf, çocuklar, nineler çeşmeler gibi ağlıyor. süreyya'nın koşusu neden bu halkı ağlatıyor? süreyya'nın koşusunda bilmediğimiz ne anlamlar var ki, türkiye halkı onun koştuğunu gördükçe zırıl zırıl ağlıyor. süreyya atletizmi bu ülkenin en hüzünlü sporu yaptı. türkiye halkının, yoksul gençlerin, anadolu'nun, aşkın, çabanın, sevginin sembolü yaptı. ve önümüzde bu büyük soru hala duruyor, yıllar boyu üzerinde tartışacağımız dev bir soru: süreyya koşarken halkımız neden ağlıyor?"

süreyya'nın öyküsü, yoksul anadolu gençliğinin, olanaksızlıkların, ilgisizliğin öyküsüdür. süreyya'nın öyküsü, insanını her şeyden mahrum bırakan, onu kendi haline terk eden, acımayan, bulunduğu yerden kafasını kaldırmasına izin vermeyen, kaldırabilirse de elinden geleni ardına koymayarak onu tekrar yerin dibine sokan iktidarların öyküsüdür.

süreyya'nın öyküsü, başarıya hasret kalmış, yenilmiş, ezilmiş bir halkın öyküsüdür.

süreyya hiçbir zaman rakipleriyle eşit şartlarda koşmadı. rakipleri düz koşarken o hep engelli koştu. gayretsiz bir federasyon, aşağılık bir medya engeliydi bu. süreyya'nın başarıları karşısında sevinmediler. başbakanından bütün yöneticilerine kadar "süreyya'yı kutluyoruz" mesajları hep ikiyüzlülüğün göstergesiydi. şimdi doping tartışmalarıyla birlikte bir yıldızın yavaş yavaş sönmesini izliyoruz hep birlikte. bakanından medyasına hepsinin, dünya çapında başarı sahibi olmuş bir sporcuyu nasıl bitirdiklerini izliyoruz. köylü kızı fazla büyüdü artık, onu tekrar geldiği yere göndermek gerek. mantıklarının özü budur.

peki, eşi ve antrenörü yücel kop'un suçu yok mu? elbette var. olur, böyle her şeyi çarpık yürüyen bir ülkede bu da olur. olmuştur, antrenörü de çarpık bir şekilde sahiplenmiştir süreyya'yı, içgüdüsüyle korumaya çalışmıştır ve hedef tahtasına konmuştur. zaten her şey bu noktaya geldikten sonra akla ilk gelen suçlu yücel kop'tan başkası olamaz. televizyonlarda yücel kop'u karşılarına alıp hesap soranların kullandığı çok tanıdık bir dil. mahremiyet denen şeyin ne olduğunu bilmeyen bu ahlak düşkünleri süreyya'nın gizli tutulması gereken kontrol öyküsünü ağızlarından salyalar akıtarak anlatıyorlar. dikkat edin yücel kop'u sürekli azarlıyorlar. süreyya ve yücel kop onlara göre birer köylü, cahil. peki, neden yıllardır bu ikiliye destek olunmadığının cevabından kaçıyorlar? bu ikili kimsenin ayağına kapanmadı bugüne kadar. birkaç dostları dışında kimseden yardım almadılar ama olmaz, vurun abalıya. herkes biliyor ki süreyya'nın başarısındaki en büyük pay yücel kop'undur. federasyonundan medyasına herkes, süreyya karşısında aldığı yenilginin rövanşını almaya çalışıyor. her şeyiyle gizli kalması gereken bir doping kontrolünü çarşaf çarşaf basına sızdırarak saldırıyı başlatan federasyondur. yetkili yetkisiz herkes konuşmuş, açıklama yapmıştır. sonrasını biliyorsunuz. süreyya ve antrenörünün profesyonelce davranmasının önündeki engel de işte bu çarpık işleyiştir. süreyya doping kontrolünden kaçmıştır ve kimsenin elinde süreyya'nın doping kullandığını ispatlayacak bilimsel bir veri yoktur. süreyya nedeni bilinmeyen bir şekilde kontrolden kaçınmış, sonra da olimpiyatlardan çekilmiştir. bir sporcu olimpiyatlardan çekilebilir, bir sonraki yarışmaya katılabilir. bunların hepsi profesyonellik ve ekip çalışması ile ilgilidir. sorun bu değildir. çok açık ki bu konuda atletizm federasyonu sınıfta kalmıştır. spor bir ekip işidir. bir kurumlaşma işidir. biz soralım: süreyya, dünya'nın başka ülkelerinde olduğu gibi doktoru, birkaç dil bilen menajeri, antrenörü, ambulansı gibi profesyonel bir kadro ile 24 saat boyunca desteklenmiş midir? başarılı sporcusunun ayağına diken batsa her yeri, her şeyi harekete geçirenlerin yanında bizimkiler bugüne kadar ne yapmıştır? bu soruların cevabı ortadadır. kocaman bir hiç!

her şeyde olduğu gibi bu olayda da suçlu bulunmuştur ve süreyya'nın fermanı imzalanmıştır. şimdi süreyya'yı bitirmeye oynuyorlar. süreyya, bu engeli de aşarak ayağa kalkıp başarılı olabilirse merak etmeyin, onu yine göklere çıkartacaklar, başaramazsa daha da derine itmek için bastıracaklar. son perdeye henüz gelinmedi. köylü kızı süreyya'nın öyküsü devam ediyor.
(evin, 02.03.2005 11:44
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
bozkurt_18 Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 11.12.2006
Şehir: ankara
Status: Aktif Değil
Points: 32
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 26.12.2006 Saat 09:09
diyarbakırlı - vanlı-olsaydı şimdi yeri daha farklı olurdu
Yukarı Dön
turgut_reis Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ÇANKIRI
Status: Aktif Değil
Points: 393
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 26.12.2006 Saat 10:45

         Anadolunun bağrından çıkan, Çankırımızı ve Türkiyemizi en güzel şekilde temsil eden, Ay yıldızlı Al bayrağımızı kazandığı başarılarla 1. lik kürsüsünde dalgalandıran, dünyanın gözü önünde İstiklal Marşımızın söylenmesini sağlayan Sevgili Sürayyanın suçu neydi biliyormusunuz dostlar. Anadolu çocuğu olmak, köylü kızı olmak, insan gibi olmak, ok gibi yaşamak.

        Çankırı herzaman senin arkanda sevgili Süreyya sen koşmaya devam et.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene...
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek