2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - "Netekim", akıllı olun "ulan" Çangırılılar
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli Forum"Netekim", akıllı olun "ulan" Çangırılılar

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: "Netekim", akıllı olun "ulan" Çangırılılar
    Gönderim Zamanı: 26.01.2008 Saat 11:27
 
Bizim Çankırı'da ki bürokratlar neden hep emir verir, talimat yazar ?
 
Bir Valiyi, bir bürokratı devlet yetiştiriyor, üniversiteden sonra da çeşitli eğitim imkanları veriyor, hatta yurt dışına bile gönderiyor. Okusun yetişsin, görgüsü, bilgisi artsın bunları hizmet ettiği yerlerde vatandaşına aktarsın diye.
 
Tüm bunlara rağmen, bu bürokratlar bir türlü halkı yönlendirici, aydınlatıcı, entellktüel yazılar kaleme almazlar.  Bu doğrultuda yol göstermezler.
 
Aksine, Vatandaşa rehber olması gerekirken, 12 Eylül Valipaşası edasıyla, bolca emir verir,  habire talimat yazarlar. 
 
Genelliklede bu emir ve talimatı alanlar bunlara uymaz, "kulak arkası eder" Çankırı da örnekleri çokca görülmektedir.
 
Birileri habire emir, talimat veriyor. Birileride bunlara uymuyor.
 
Neden acaba..?
 
"Çankırılıya Çankırı propagandası" yaparak. vatandaşı uyuttuklarını mı, sanıyorlar?
 
Hadi; Empati yapalım... 

 

İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2007 Saat 16:54
Bir abdeslik su isteyene:
"Makulde ortayı bularak sorunları çözün, ortada buluşamıyorsanız empati kurun"
 
 
Aşağıda bir hemşehrimizin başka bir sitede yayınlanan yorumunu aldım.
 
Vatandaş yetkililerden "EMPATİ" değil. Dertlerine çözüm istiyor.
 
Vatandaş açıkca derdini yazmış. Sayın büyüğümüz, yetkililer çözüm üreteceğine, dalga geçer gibi "empati yapın" diyor. Fırsat bulup okurlarsa yukarda yazılanlardanda empatiyi öğrendiler.  
 
Alıntı Merhaba sayın hemşehrilerim sayın valimizin orta ve köy ziyaretlerinde bende orada idim.ben iki köy arasındaki su tartışmasında taraf olmakdan ziyade devletimizin çözüm üretmesini bekliyorum.bizler deprem felaketi ile devletimizin yapmış olduğu yeni orta bayındırlıyız.53 haneniz var.bırakın köy olmak için fidan sulamayı ALLAH korusun abdest alacak su acaba varmı gidin bakın sabahları 1 saat akıyor ve bu gidişle ağaçsız ve susuz köy olma yönünde ilerliyoruz.ve arıtma tesisi köyümüzden geçtiği halde ve sulama arkı köyümüzden geçdiği halde ve baraj köyümüzün üstünde olduğu halde.kısacası bizler kavga değil yüce devletimize verdiğimiz sudan bir abdeslik su istiyoruz.saygılarımla Günay ERBAŞI. ORTA/ORTABAYINDIR


Düzenleyen i.zencirci - 31.08.2007 Saat 17:18
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
Nermin Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 22.06.2007
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 205
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2007 Saat 15:27
 
Sn:İbrahim bey yazınızı okudum ve size teşekkür ederim.Ben de Empati hakkında aşağıda ki yazıyı aktarmak istiyorum.
 
Empatinin Tanımı ve Tarihçesi

Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Günümüzde "empati" denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. Psikoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş Rogers' ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine "empati" adı verilir. Yukarıdaki empati tanımı üç temel öğeden oluşmaktadır. Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

1) Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Başka bir söyleyişle, empati kurmak isteyen kişinin karşısındaki kişinin fenomonolojik alanına girmesi gereklidir. Fenomenolojik alan nedir? Psikolojideki fenomenolojik yaklaşıma göre her insanın bir fenomenolojik alanı verdır. Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (subjektiftir); kişiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farklı şeylerdir.

2) Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir. Karşımızdakinin yanlızca duygularını veya yanlızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir. Empatiyi tanımlarken bu noktayı vurguladığımızda, empatinin iki temel bileşeninden söz etmiş oluyoruz. Bunlar empatinin bilişsel ve duygusal bileşenleridir. Karşımızdakinin rolüne girerek onun ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel nitelikli bir etkinlik (bilişsel rol alma/bilişsel perspektif alma), karşımızdakinin hissettiklerinin aynısını hissetmemiz ise duygusal nitelikli bir etkinliktir (duygusal rol alma/duygusal perspektif alma.) Bilişsel rol alma duygusal rol almanın ön şartı sayılabilir. Empatinin bileşenlerinin ne olduğu konusunda araştırmacılar arasında, bazı görüş farklılıkları vardır. Örneğin Hoffman’ a (1978) göre empatinin, bilişsel, duygusal ve güdüsel (motivasyonel) olmak üzere üç bileşeni vardır. Bazı araştırmacılar empatinin bilişsel yönünü, bazıları ise duygusal yönünü vurgulamaktadır. Fakat çoğunluğun üzerinde uzlaştığı görüş, empatinin bilişsel ve duygusal bileşenlerden oluştuğu yolundadır.

3) Empati tanımındaki son öğe ise,empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eğer anladığımızı ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız. Araştırmacılar,insanların zihinlerinde kurdukları empatiyle, karşılarındaki kişiye ilettikleri empati arasında farklılık olduğunu belirtmektedirler.
Karşımızdaki insanlara empatik tepki vermenen iki yolu vardır:
   -Yüzümüzü/bedenimizi kullanarak onu anladığımızı ifade etmek.
 Empatik tepki vermenin en etkili yolu herhalde bu ikisini birlikte kullanmaktır. Bir sıkıntımız olduğunda, bizimle konuşan kişi, dostça bir gülümsemeyle kolumuza dokunup sıkıntımızı sözelleştirirse, örneğin "son günlerde çok bunalmışsın" derse, rahatladığımızı hissedebiliriz.

                               Bir Halk Masalında Empati
Göğsü kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da "korkumdan kırk kantar yağım eridi" dermiş. Birgün birisi demiş ki "sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor?"Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; siz ne anlarsınız". Yukarıdaki masalda verilmek istenen mesaj kanımca şudur: Her insanın -hatta her canlının- olaylara kendine özgü bir bakış açısı (fenomenolojik alanı) vardır. Dışardan baktığımızda bunu göremeyiz ve bu yüzden de onun bazı davranışlarına anlam veremeyiz.Kendimizi karşıdakinin yerine koyup olaylara onun gözüyle bakabilirsek, ancak bu durumda onun duygularını ve düşüncelerini anlamamız, dolayısıyla da davranışlarına anlam vermemiz mümkün olur.

Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2007 Saat 11:33
Empatiye devam...
 
1-Çankırı'da Daire Müdürleri, İl Planlama ve Koordinasyon Kurulu Toplantılarına; Neden katılmazlar?
 
2-Bölge Müdürlerinden, İl Planlama ve Koordinasyon Kurulu Toplantılarına; Neden birinci derece sorumlu kişiler katılmaz? 
 
3-Bölge Müdürleri, İl Planlama ve Koordinasyon Kurulu Toplantılarına; Neden "ciddiyet içinde" katılmazlar?
 
4-Bu konuda, Mülki idare amiri yetkisini, etkisini neden kullanmaz ve/veya kullanamaz?
 
5-Acaba bazı daire müdürleri haftanın dört buçuk günü Çankırı'da, iki buçuk günü Ankara'da mı otururlar?
 
6-Bazı daire müdürleri hafta sonu, cuma gününden Ankara'ya evlerine giderken, Valilik "olur'u" alırlar mı?
 
(Ankara için Cuma'dan hazırlanan, Makam arabası)
 
Acaba Çankırı sahipsiz mi? 
 
 
Saygılar bizden...
 
Üstüne Vazife Olmayan İşlere Karışanlar Platformu Kurucu Başkanı.
 
 
 
 
Merek edene: Yukardaki ilk üç soru, birinci ağızdan belgelidir.


Düzenleyen i.zencirci - 31.08.2007 Saat 13:25
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 24.08.2007 Saat 15:41

 

“Netekim" Çankırılılara buyruğumdur…

 

 

 
"Empati yapın"

"Suyun üstüne hela yapmayın"

"Ne kadar usta şoför olursanız olun kurallara uymuyorsanız benim gözümde sıfırsınız"

"Marifet iltifata tabidir."

 

Yukarıda ve aşağıdaki tırnak içindeki sözler, Sayın İlbayımızın yerel basında çıkan veciz ifadelerinden alıntıdır.

"12 Eylül atanmış vali paşası" edasıyla, Çankırılılara bakış açısını gösterdiği için aşağıdaki yorumlar, uyarı mahiyetinde olup, Çankırılıların “şamar oğlanı olmadığına cevaptır.  

 

 

HELA:

 

"Hijyene hiç dikkat etmiyorsunuz, ancak kirletmeyi biliyorsunuz"

"Su kaynaklarımızı düzgün kullanmıyorsunuz. Suların üstüne hela yapıyorsunuz. Suyun aşağısındakileri hiç düşünmüyorsunuz"

"İşte Kızılırmak ırmağında yaşananlar. Arıtmak için onca masraf yapıyoruz. Önce kirletiyoruz sonra arıtıyoruz. Kendimizi sorgulamayan bir milletiz. Hijyene hiç dikkat etmiyoruz ama kirletmeyi biliyoruz." Önce kirletiyoruz sonra arıtıyoruz.

 

"(Ey Çangırılılar)Kendinizi sorgulamayan bir milletsiniz. Hijyene hiç dikkat etmiyorsunuz ama kirletmeyi biliyorsunuz."

 

Bu Kızılırmak'ın sularını Angaralılar içecek. Angaralılar'ın içeceği suyun içine etmeyin Çangırılılar. Üzmeyin çok bilen büyüklerimizi.

 

 

 

KAZA:

 

"Ben bir vatandaş olsam yetkiler hakkında suç duyurusunda bulunurum ."   (Yoksa Sizler vatandaş değil mi’siniz? )

 

"Çandır'daki virajda meydana gelen kazayı kesinlikle hazmedemiyorum, bunun bir izahı olamaz. Birilerinin gönlünün olmasını mı? (Sorumlu kim? Ben miyim? Yetkili kim?) Bekleyeceğiz. Gecikmenin bir izahı olamaz. Ben bir vatandaş olsam yetkiler hakkında suç duyurusunda bulunurum." Dedi .

 
(Ben vatandaş olarak şimdi suç duyurusunda bulunuyorum)

 

Trafikte kesinlikle kurallara riayet edilmediğini dile getiren …., "Mersedes ve BMV'ler bir birleri ile yarışıyor bunu gören Şahinlerde aynısı yapıyor. Yollar bunlara ait değil.   Ne kadar usta şoför olursanız olun kurallara uymuyorsanız benim gözümde sıfırsınız"

 

Çangırılılar doğan görünümlü şahinlerinizi, Mercedes, BMV gibi kullanmayın.

Sayın Böyüğümüz "Netekim" buyurdular. Kurallara uyun, gözlerinde sıfır olmayın. Çankırı'da emniyet var. Trafik var. Lambası bile var. 
"Vatandaş olunca yetkililer(yönetenler, yani kendileri) hakkında suç duyurusunda bulunacaklarmış."

 

(İç İşleri Bakanlığına, Çankırı müstahdemi ve vatandaş olarak suç duyurusunda bulunuyorum: Çankırı Ankara yolundaki kazalardan Çankırıdaki yetkililer sorumludur. Gereğinin yapılmasını arz ederim. İ.Z.)

 

 

BELA:

 

“Siz köyden ben ise tüm Çankırı’dan sorumluyum. Sakın sorumluluklarınızı unutmayın, adaletli olun, kendinizi beğenmişlik yapmayın. Sizler köylerde Cumhurbaşkanı’nı temsil ediyorsunuz. Kesinlikle mağrur olmayın. Çalışkan olun köyde birlik ve beraberliğin devamı için çalışın. Köyünüzde nifak sokmak isteyen kişilere izin vermeyin, çünkü nifak sıkmak isteyen kişiler devletin ve milletin menfaatini düşünmeyen kişilerdir” dedi.

 

Sorumluluğunuzu yerine getirin lütfen. Özel İdare Yasası 20. maddesine rağmen, İl Genel Meclisi Üyesine verilen iihale ve sonrasında KÖYDES bütçesinden harcanan 700.Milyar, Ulusal Basında “YOLSUZLUK” olarak çıktı.  Gereğini yapın. Takipçisiyiz.

 

 

 

EMPATİ:

 

Suyu paylaşamayan iki köye:

"Makulde ortayı bularak sorunları çözün, ortada buluşamıyorsanız empati kurun, kendinizi onların yerine koyarak soruna çözüm arayın" diye konuştu.

 

Empati nedir efendi ağa?

 

Çankırılıya, Ortalıya, "ortayı bularak" empati kurmayı bir gösterseniz de bellesek, öğrensek.

 

Önce sizler, bi empati gösterseniz nasıl olur?

 

Empati (duygudaşlık) hepimiz için lazım. Size daha çok lazım.

  

Biz Çangırılar'da bu duygudaşlık fazlası ile var.

 

Türkiye Cumhuriyeti ve Çankırı tek parti dönemini çoktan aştı efendi ağalar.

 

Yıl: Yirmi dört ağustos iki bin yedi.

 

Empati lütfen…

 

Çankırılı şamar oğlanı değil…

 

Saygılar bizden…

 

 

 

Merak edene not: 

Çankırı'ya,  Çankırılıya;

Kim;"1940'ların devrim ilbayı" gibi

Kim; 12 Eylül "atanmış vali paşası" gibi davranırsa karşısında "Çankırı Müstahdemini" bulacaktır.

 

Çankırı sahipsiz değil "efendi ağalar"

 

"Ya devlet başa, ya kuzgun leşe"

 
 
 
 
T.C. ANAYASASI
VII.  Düşünce ve kanaat hürriyeti
 MADDE 25. – Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

 

 



Düzenleyen i.zencirci - 24.08.2007 Saat 16:44
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek