2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Osmanlı Bayırından Aşağıya "Şak Kurmak"
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumOsmanlı Bayırından Aşağıya "Şak Kurmak"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı i.zencirci Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Osmanlı Bayırından Aşağıya "Şak Kurmak"
    Gönderim Zamanı: 18.02.2008 Saat 14:32

 
 

Haberlerde Çankırı’da kar kalınlığı 40cm olduğunu duyduğumda, çocukluğumun Çankırı’sının kışlarını hatırladım. Her zamanki gibi nostaljim tuttu ve mazide kalan o günlerden hatırladıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

 
 

Bizim çocukluğumuzda yağan karlar günlerce erimezdi,  kar yağdı mı kalkmak bilmezdi. Ayazdan birde buza çekerdi her yer.

 
Kızakla kaymak için sokağın başındaki çeşmeden doldurulan destiler, güğümler gece yarısı yukardan aşağıya boca edilirdi, iyice buz tutsun diye, buna karşılık mahalleden bazı teyzelerde soba külü dökerlerdi. Bebeler düşüpte bir yerlerini kırıp, incitmesin diye. 

 
 

O yıllarda, şeerli bebelerin sömestr hediyesi, köyden gelirdi. Kayın ağacından yapılmış, yanlarında gazoz kapağından zilleri olan tahta kızak, oturma yerinde eski pöstekiden bir parça oldu mu, say ki Murat 124’ün direksiyonuna kuruldun.  O kadar keyif verirdi yani...     

 

Bizim mahallede kızak kayabileceğimiz birkaç tane yokuş vardı.

 
Bunlardan birisi,Karataş mahallesinde, Su deposunun altından, Eşeği ile datlı su satan, Sucu Hotti’nin evinin oralardan başlar, Besili inekleri olan ve onları her gün Uluyazı’ya gütmeye götüren, ineklerine dik dik bakana ana avrat söven Pak Memed Ağanın evinin önünden geçer, Haşşıhların mescidi ve evinin önünden devam eder, Ali Bey Camisine doğru, önce Uzunyolu keser, Kembağlı Raşit ağanın evinin önünden, taa Kastamonu caddesine kadar uzanır.  

 

İkincisi yine su deposundan, şimdiki İhvan sitesine doğru,  Dizdar Değirmenin savağının tepesine kadar uzanır giderdi. Buranın zemini buzlu olmadığı için daha çok amatörlere göreydi.

 

 
Mimar Sinan Mahallesi Çankırı
 

Üçüncüsü, Osmanlı yokuşu, çoluk çocuğun kaymaya cesaret edebileceği yer değildi. Osmanlı yokuşu,  Mimar Sinan Mahallesinde, Çansaatinden aşağıya, cumaları eski mezat’ın kurulduğu, Odun Pazarına, Büyük Camiye doğru inen sokaktır. Sokağın sonuna doğru İskilip’in Fırını vardır. Hani ramazanda, dişi olanlara “dırnaklı” olmayanlara, kaba ekmek yaptırdığımız. Pazar günleri de etlikten son kalanla “gıymalı” yaptırdığımız o eski “taş fırınlardan.”

 

Çiftçi Fırını Mühlis (Avara) Tepesi Çankırı

 

Osmanlı bayırından şak kurmak için yokuşun başına koşarak gelip, elinle tuttuğun kızağı buzlu zemine sertçe vurarak oturursun. Şak kurmak, süratli kaymanın başlangıcıdır. Hızı artırmak için aralarda hoplangaç da olurdu. 

 

O günlerde, Osmanlıdan aşağıya şak kurmak her gencin becereceği iş değildi.

 

Bu günün şanslı gençleri, sömestr tatilinde Yıldıztepe'de ski yapıyorlar.

 
 
Not:Çankırı'dan kar manzaraları haber 18 sitesinden alınmıştır.


Düzenleyen i.zencirci - 31.05.2008 Saat 13:43
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
Fatih Bayram Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge

Kayıt Tarihi: 31.12.2005
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 196
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Fatih Bayram Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 20.02.2008 Saat 01:29
Yıldıztepe'de ski yapanlardan olmadığıma dair bir yazı;
 
"Kışları çocuklar için bambaşka bir güzellikti.Çünkü 1-2 ay evvelden kızaklar hazırlanmış onarılmıştır.Ve kar yağar köye,küçük kuz kara bürünür.Orası Sakarcaören Kayak Pistidir ama orda türlü kayak takımları değil hep kızaklar kaymıştır..Heyecanla her çocuk kızağıyla tepeye çıkar.Hep birlikte kendilerini kızaklarla birlikte aşağı doğru bırakırlar.Köye en çok yaklaşan kızak sahibi kendiyle ve kızağıyla gurur duyar,çünkü en iyi onun kızağıdır ..! Kızak dışında köy içinde de ayakkabılarımızla (altı eskimis lastik ayakkabılar) buzlarda kayardık,3 günde bir düşer kafamızı yaralardık.Okulun duvarının yanındaki betonu akşamdan sulardık sabaha çok güzel buz donardı ama iki saate kalmaz bir öğrenci velisi gelir oraya soba külü  dökerdi,kül de buzu eritiverirdi.Aynı şekilde kızaklarla Mehmet Amca’nın evinin yanındaki bayırı buz yapardık ama köylü imece ile orayı da küllerdi Eskiden okulun önündeki her iki çeşme de sürekli akardı.Onlardan çıkan sular kışın köyün içine doğru 70-80 cm boyunda buz tabakaları oluştururdu.Bu buz tabakalarının ortalarından ise su akardı.Biz çocuklar ise elimize aldığımız söğüt çöplerini o suya bırakıp yarıştırırdık.Ayaklarımız ıslanırdı,akşam annelerimiz kulağımızdan tutar götürürdü eve.Tarhana çorbamızı içer yatardık yün yataklarımıza…
Ne günlerdi.."
 
Yukarıdaki yazı ,Çankırı-Orta-Sakarcaören Köyü Sitesinden  ( www.sakarcaoren.com/forum )  "Bir Köy Çocuğunun Kaleminden Sakarcaören" yazımdan alıntıdır.
Yukarı Dön
Metin YILMAZ Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 13.09.2009
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 1325
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Metin YILMAZ Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.04.2011 Saat 23:34

Eskiler kış kışlığını,puşt puştluğunu derlerdi…Bizim çocukluk yıllarımızda kar lapa lapa tabir edilen haliyle yağar ve mutlaka hemen her evde birden fazla bulunan kızakları alan sokağa fırlardı. Oturduğumuz yer Acısu ile Tahtaköprü arasında olduğundan özellikle geceleri müthiş bir insan kalabalığı çocuk, genç, yaşlı, erkek, kadın Acısu’dan kızağa biner Tahtaköprü’den aşağı adeta uçuşa geçerek Büyük Caminin önündeki tatlı su çeşmesine kadar coşkuyla avazı çıktığı kadar bağırarak şak kurarak kayardı. Kimileri bununla da yetinmez; az soluklandıktan sonra Büyük Camiden heykele kadar 2. Uçuşunu yapardı.

İbrahim Abi o günleri o kadar güzel anlatmış ki; üzerine söylenecek fazla bir şey yok…Keşke o günlere dair bir fotoğraf karesi olsa...Şayet olan varsa ve eklerse çok makbule geçer...


Hey gidi günler…Şimdi ne kış kışa , ne de puşt puşta benziyor !



Düzenleyen Metin YILMAZ - 22.04.2011 Saat 03:03
Yukarı Dön
MUSTAFA ERGAN Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 27.09.2007
Şehir: ETİMESGUT-ANKAR
Status: Aktif Değil
Points: 33
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı MUSTAFA ERGAN Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23.04.2011 Saat 21:58
DEĞERLİ HEMŞEHRİLERİMİN,KIİ VE KIZAK KEYİFLERİNİ OKUYUNCA,ANILARIMDA HEP SAKLI KALAN "AYAKLI KIZAK" TABİR ETTİĞİMİZ KIZAKLARIMI HATIRLAMAZ OLURMUYUM.ŞU AN İTİBARİYLE:KORGUN İLÇESİNE BAĞLI MARUF KÖYÜNDE İLK OKUL YAŞANTIM GEÇTİ.SAHİP OLUNMASI,İMAL EDENDEN DOLAYI ZOR OLAN "AYAKLI KIZAK" (BİR ÇİFT) SAHİP OLMUŞTUM.ARKADAŞLARIM GİBİ KÖYÜMÜZÜN ÖN TARAFINDAKİ "KARATEPE" DE KIZAK KAYABİLECEKTİM.KIZAK BİNDİM DE.AYAKLI KIZAK ŞU AN "MODERN" KIZAK ŞEKLİNDE,AHLAT AĞACINDAN MAMÜL,ÖN VE ARKA TARAFINDA,AYAĞINIZI SIKI ŞEKİLDE ALABİLECEK MESAFEDE,2 ADET DELİK OLUR.BU DELİKLERE SÖĞÜT DALINDAN KESTİĞİMİZ,İNCE ÇUBUKLARI  "TERS U " ŞEKLİNDE SIKI GEÇİRİR,KIZAĞIN ALTINDA,KAYMAYI ÖNLEMEYECEK ŞEKİLDE,DÜZELTİLİR. KARATEPEDEN AŞAĞI ZEVKLİ KIZAK BINERDİK.EĞER,KIZAKLARIN ALTI,KAR,BUZ TUTARSA,KIZAKLARI BİRBİRİNE HAFİF ÇARPARAK TEMİZLENMESİ SAĞLANMIŞ OLURDU.ŞİMDİ DÜŞÜNÜYORUM DA O,AYAKLI KIZAKLAR YOKTUR,VE BİZLERDE HANGİ KARA CAHİL CESARETİYLE BİNİYORMUŞUZ.AMA HALA O ZEVKİ HATIRALARIM ARASINDA MUHAFAZA EDERİM. SAYGILARIMLA
MUSTAFA ERGAN...MAK.MÜH.E.KD.ALB
MUSTAFA ERGAN
Yukarı Dön
fatihöz Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 07.02.2008
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 38
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı fatihöz Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 11.05.2011 Saat 11:35
Bizimde Atkaracalar da "beştümsek" adını verdiğimiz bir parkurumuz vardı.Çamdibi türbesinden başlayan parkur,Aşcıbaşının kahvede biterdi.
Son model kayıklar burada görücüye çıkardı.
Hüseyin Akkamanın torunu Resul e  yaptığı tek kıç kayıkla kaymak ayrı bir maharet isterdi.
Ninnahların Soner sarı lastik çizmeyle bütün kayıkları geçecek hızla kayardı.
Son virajı alamazsak tilloların küspe yığınına uçardık.
 
Beştümsekte üstümüz başımız ıslanınca Oguz Halk Kütüphanesine giderdik.Hem üstümüzü kurutur hemde rahmet olsun Mustafa Amcanın
 (Bayraktar) verdiği kitapları okurduk.
O zamanların meşhur çocuk dergisi Başak Çocuk okurduk.
Bize ıhlamur demlerdi,okuduğumuz kitapların listesini tutup öğretmenlerimize verirdi.Bu sayede yarışır daha fazla kitap okumaya çalışırdık.
 
Şimdi beştümseğe evler yapıldı,
Başak Çocuk ta artık basılmıyo,Mustafa Amcada rahmetli oldu.
Zaten bizimde çocukluğumuz kalmadı ...
Ama en azından biz çocukluğumuzu yaşadık,bilgisayar başında geçmedi...
Bir KU'RAN,Bir Bayrak ve Bir KILIÇ,üçünün ördüğü koskoca bir dünya...
Yukarı Dön
Necati Ülker Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.02.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 520
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Necati Ülker Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 11.05.2011 Saat 15:06

GEÇMİŞİ Hatırlamak, hatırlatmak, çok hoş

Geçmişi anlatan yukarıdaki yazıları okurken çok duygulandım.

 Bu anlatılanları bire bir yaşayanlardanım.

Rahmetli nenem (Namı değer Makineci nine) el makinesi ile karatekin Mahallesi ege sokak No:4 deki avlulu evimizde dikiş yapardı,

 Çift kapılı ana giriş kapısı olan ve giriş kapısında koçlara takılan çanımız vardı çan çaldığında avluya bakardık kim geldi diye rahmetli nenem mahallenin tek terzisi idi kömür ütüsünü bana yakmam içi adeta yalvarırdı zira zamanı çok kıymetli idi.

Bende çocuk olduğumdan zar zor yakardım ütüyü, her yaktığımda beni ödüllendirirdi.

Sıkı kış günleri çatılardan 50 ile 100 cm. uzunluğunda buzlar oluşurdu, nenem bize sıkı, sıkı tembih ederdi, yolun ortasından gidin başınıza buz düşer ölürsünüz derdi.

 Müthiş kar yağardı bazen öyle olurdu ki avludan çıkış kapsı olan çift kapımızın tekini saatlerce karını kürer dışarı zor çıkardık,

 Nedense o müthiş kışlar son 20-25 yıldır olmuyor, hatırladığım kadarıyla her şeyde bir hayır vardır diyor.

 Bütün ölenlerimizi Rahmetle anıyorum nur içinde olsunlar haklarımız helal olsun. Necati ÜLKER ANKARA



Düzenleyen Necati Ülker - 11.05.2011 Saat 15:09
Necati Ülker
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek