2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Ataol Behramoğlu'nun Gençliğinin Çankırı'sı
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumAtaol Behramoğlu'nun Gençliğinin Çankırı'sı

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: Ataol Behramoğlu'nun Gençliğinin Çankırı'sı
    Gönderim Zamanı: 21.02.2008 Saat 15:32
 
Ataol Behramoğlu'nun gözüyle, 1960'ların Çankırı'sından bir kesit...  
 
 
 
Alıntı ***
 
.../...

Ergenliğimin önemli bir bölümü Çankırı'da geçti. Orada bir dindarlık havası vardı. Ama bu, tıpkı Yahya Kemal' in bazı şiirlerinde tarif ettiği gibi, töresel, kültürel bir dindarlıktı. Din konuşulmaz, günlük yaşamın içinde olağan bir olgu olarak yaşanırdı. Başörtüsü herhangi bir şeyin simgesi değil, daha çok yine yaşlı kadınların ya da nispeten daha yoksul kesimlerden kadınların taşıdığı bir örtüydü.

Zenginlik, gösteriş ayıptı. Esnaf, işçi ya da memur komşularımız akşamları evlerine dönerken, ellerinde taşıdıkları şeylerin ne olduğunu anlayamazdınız. Bunun nedeni, o şeyler her ne ise, açıkta taşınırlarsa, alamayacak durumdaki insanlara karşı ayıp ve günah olacağı içindi.
 
En saygı duyduğumuz kişi, aynı mahallede oturduğumuz, eşi ve kızı annemin arkadaşları olan kent müftüsüydü. Bembeyaz sakalı, koyu renkli, tertemiz, modern giysileriyle o, sokaktan geçerek evine doğru giderken, çevresine ürküntü değil, iyilik, hoşgörü saçan iyi yürekli bir masal kahramanı, içimizden biriydi.
 
İlkokul, ortaokul, lise arkadaşlarımın birçoğu, esnaf ya da köylü çocuklarıydı. İlkokulda yoksul bir kız arkadaşımızın okula bir gün, bildiğimiz hamam takunyalarıyla geldiğini unutamam. Ama türban denen bir şey bu öğretim basamaklarının hiçbirinde aklımızın ucundan geçmezdi. Kız-erkek eşittik, arkadaştık. Hangi toplumsal tabakadan gelirsek gelelim, hepimizi birleştiren ortak bir ışık, bir aydınlık vardı. Bu ışık, yine kadın ya da erkek, bütün öğretmenlerimizin, bütün o sevgili insanların açık alınlarında, açık başlarında onurla ışıldayan şeydi.
 
.../...

Kaynak: Ataol Behramoğlu, Cumartesi Yazıları, Cumhuriyet Gazetesi 09.02.2008

 
Merak edene notlar:
 
1-Yukardaki alıntı yazarın Cumhuriyet Gazetesi'ndeki köşe yazısının bir bölümünden alınmıştır. 1960'ların Çankırı'sını yazarın gözünden tasvir ettiği için buraya taşınmıştır. Yapılacak yorumlarda, güncel, kısır tartışmalara malzeme yapılmamasını rica ederim. 
 
2-Yazarın o yıllarda oturdukları ev Uzunyol'da Alibey camisini geçtikten sonra, Orta Çeşme sokağına gelmeden, Uzunyol Fırınının tam karşısındaki evdir


Düzenleyen i.zencirci - 21.02.2008 Saat 15:53
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
ozanyazar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 412
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 26.02.2008 Saat 10:36
  Burnumun direği sızlayarak okudum.
Çocukluğumda, dayımgil Alibeyköyde oturduğu için nerdeyse her yaz bulunduğum yerdi Alibeyköy mahallesi.
 
     Çankırı'yı bu kadar güzel, doğal, içten anlatan, abartma olmadığı ama abartılacak kadar masalsı yaşamların (En azından bir zamanlar) olduğunu ne güzel anlatmış.
 
     O masalın içinde yaşamış biri olmasam, tüm kirlenmiş dünyadan, menfaatlerimi artık öne çıkaracak kadar kötü olmuş, zedenlendiğini hissettiğim/gördüğüm kişiliğime rağmen, " O dünya gerçek miydi ' " diye daldığım umutsuz düşlere bu yazı belge olacak. " Yaşanmış mıydı ! "  diye düşündüğümde bu masalın içinden geçmiş kişiler vardı diye bu yazıyı belge gibi hatırlayacağım.
 
    "Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler" cümlesi de her aklıma gelişinde içimi yakar.
 
    İşte bir kapıcı kardeşimiz "O GÜZEL İNSANLAR, GÜZEL ATLARA BİNİP GİTTİLER" cümlesine, "Bir kısmı köşede bucakta saklı duruyor !"  der gibi, karlı günlerde yiyecek bulmakta zorlanan kuşlar için dallara ekmek asıyor ; 
 (Bana bir Çankırı mail grubundan(ilgaz8) gelmişti , maili buldum ama arkadaşın Çankırı'lı olduğuna dair bir cümle göremedim sadece ismini "kapıcımız İsmail" yazmışlar. Aklımda yanlış kalmış, Çankırı'lı olduğunu yazmıştım, kusura bakmayın. Ama her kimse güzel insanmış , Allah razı olsun) 
 
" Yağmur Yağıyordu " uzun öykümde, Çankırı'ya varış kısmından;

          Çöldeki Vaha

Sohbet ede ede şehre vardık. Çankırı, geçmişten gelen bir hayal sevgili gibi karşıladı beni. Tüm mahzunluğu, tüm unutulmuşluğu ve başkentin yanı başında garibanlığıyla karşıladı. Siyasetçilerin bile Çankırı’yı iteklenecek, hor görülecek bir gariban gibi görmesinin acısı içimi bir an yaladı geçti. Savaşlarda asker zamanı hatırlanan kendi küçük, yüreği kocaman bir şehir. Devlete saygısından, sevgisinden her acısını yüreğine gömen, isteklerinde azarlanan, yürüyüşlerin ancak şehit cenazelerinde yapıldığı şehir. Polise, askere, politikacılara karşı gelmeyen sesini bile yükseltmeyen ama sevgisi, saygısı karşılıksız kalan şehrim. Gönlümdeki karşılıksız aşklar gibi, Çankırı’mın da sevgileri karşılıksız ve böyle de kalacak gibi.

Boş ver be Çankırı’m sen garipliğinle güzelsin. Sana neler demediler, ne lakaplar takmadılar, sen hep karşılıksız sevdin, karşılıksız saygı gösterdin. Sen yalnızlığınla güzelsin. Bırak başkaları kıymetini bilmesin, fakirliğinde de onurlusun, açlığında da devlete dua edecek asalettesin. TRT’de programcı Ertürk Yöndem, tencerelerini açıp, bir domates, iki mısır kaynadığını görünce “Allah devlete zeval vermesin, buna da çok şükür, bizden nice kötüleri var” diyen köylümsün. Sen benim gizli cennetimsin, bozulmakta olan dünyada, çöldeki vaha gibisin. Bırak be, boş ver aklın ermesin köşe dönmelere... sen son kalelerden birisin bu her gün daha çok yıkılan dünyamda. Çankırı’m sen yokluklarınla bile, gazete kağıdındaki mücevherimsin. Ülkenin, suç oranı en az şehri unvanını severim ben, bir samimi bakışa hasret şehirlerden kaçıp ta sana gelir, yoksulluktan yaptıramadığı dişleriyle dostça gülen köylü dayınla muhabbeti severim ben, gün yüzü görmek için çalışıp duran, gençliğinin bittiğini bile fark etmeden ömrünü tamamlayan köylü kadınlarının ellerini öperim ben.

Ahmet Ünal ÇAM

 



Düzenleyen ozanyazar - 26.02.2008 Saat 14:16
Çankırı'lı
Şair-Kısa Öykü Yazarı

       Ahmet Ünal ÇAM

Yukarı Dön
egitimci Açılır Kutu Gör
Okur
Okur


Kayıt Tarihi: 22.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 12
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02.03.2008 Saat 23:04
Ataol Behramoğlu, İsmet Özel gibi bir Taş Mektepli. Geçen yıl 5 Mayısta yapılan "Taş Mektepten Günümüze" adlı etkinliğe onu da davet etmiştik. Yurt dışında olduğu için geç yanıt verdi. Yanıtında Çankırı'nın yaşamında çok özel bir yeri olduğunu ve erteleyemeyeceği bir işi olmadıkça Çankırı'ya gelmek, Çankırı için elinden gelen her şeyi yapmak istediğini söylüyordu.
Ataol Behramoğlu'nu Çankırı'ya bağlayan o güçlü anı zincirine tanık olmuş biriyim. Şiir dinletisi için Çankırı'ya geldiğinde bir ara evlerini görmek istedi. Sanırım Gürhan Ersunan'ın minibüsüydü gittiğimiz araç. Evlerinin önünde durduk. İki katlı bir ev. Yanında tek katlı bir ev daha vardı. Pazar pazarının karşısında Kastamonu istikametine doğru çayın sağ tarafında bir evdi. Selli günleri hatırladı. Birinci katın üstüne kadar sular gelmiş, annesi pencereyi açarak "İmdat! Kurtarın bizi!" diye bağırıyormuş. Yandaki tek katlı evde bir kişi boğularak vefaat etmiş. Şairliğinden miydi bilmem ama hepimizi duygu seliyle boğdu. Hem kendi gözyaşlarını tutamadı, hem de aracın içindeki herkesi ağlattı. Anlatışı o kadar içten ve etkileyiciydi ki o evin önünden her geçişimde hala penceresinde çığlık çığlığa bağıran bir kadın gözümün önünden bir film şeridi gibi geçiyor.
Taş Mektepten Günümüze etkinliği bu yıl 3 Mayısta yapılacak. Çankırı sevdalısı, şair, yazar Ataol Behramoğlu da büyük olasılıkla bu etkinliğe katılacak.    


Düzenleyen egitimci - 02.03.2008 Saat 23:14
mehmet soycan
Yukarı Dön
ozanyazar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 412
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 07.11.2008 Saat 08:30
Orjinalini yazan: egitimci egitimci Yazdı:

Ataol Behramoğlu, İsmet Özel gibi bir Taş Mektepli. Geçen yıl 5 Mayısta yapılan "Taş Mektepten Günümüze" adlı etkinliğe onu da ....
 
Ataol Behramoğlu'nu Çankırı'ya bağlayan o güçlü anı zincirine tanık olmuş biriyim. Şiir dinletisi için Çankırı'ya geldiğinde bir ara evlerini görmek istedi. Sanırım Gürhan Ersunan'ın minibüsüydü gittiğimiz araç. Evlerinin önünde durduk. İki katlı bir ev. Yanında tek katlı bir ev daha vardı. Pazar pazarının karşısında Kastamonu istikametine doğru çayın sağ tarafında bir evdi. Selli günleri hatırladı. Birinci katın üstüne kadar sular gelmiş, annesi pencereyi açarak "İmdat! Kurtarın bizi!" diye bağırıyormuş. Yandaki tek katlı evde bir kişi boğularak vefaat etmiş. Şairliğinden miydi bilmem ama hepimizi duygu seliyle boğdu. Hem kendi gözyaşlarını tutamadı, hem de aracın içindeki herkesi ağlattı. Anlatışı o kadar içten ve etkileyiciydi ki o evin önünden her geçişimde hala penceresinde çığlık çığlığa bağıran bir kadın gözümün önünden bir film şeridi gibi geçiyor.
...
 
    O günleri yaşayanlar/hatırlayanlar azaldı ki, değil çayı yakınına, direk içine evler yapılmaya başlandı. "İbret alınsaydı tarih tekerrür eder miydi !" 
Çankırı'lı
Şair-Kısa Öykü Yazarı

       Ahmet Ünal ÇAM

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek