2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Hakkı DURAN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - DAMADZÂDE AHMED EFENDİ'NİN ESERLERİ
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumDAMADZÂDE AHMED EFENDİ'NİN ESERLERİ

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: DAMADZÂDE AHMED EFENDİ'NİN ESERLERİ
    Gönderim Zamanı: 03.06.2008 Saat 14:56
 
 

 DAMADZÂDE  EBÛ'L-HAYR  AHMED EFENDİ (1665-1742)

(Osmanlı Şeyhülislâmı)

 

                                       Hakkı Duran

              

             1665 yılında doğdu. Anadolu kazaskeri Çankırılı Mustafa Rasih Efendi’nin oğludur. Babası Mustafa Rasih Efendi, Şeyhülislam Minkarizâde Yahya Efendi’nin(1) damadı olduğundan Damadzâde lakabıyla tanınır. Babasından ve devrinin tanınmış alimlerinden tahsilini tamamladı. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptıktan sonra kadılık mesleğine geçti. Birçok şehirde kadı olarak bulundu. Selânik kadılığından ayrıldıktan sonra 1700’de Bursa kadısı, 1706’da İstanbul kadısı, 1710’da on beş ay süreyle Anadolu kazaskeri, 1714’te Rumeli kazaskeri oldu. Ancak hem kendisini hem de Anadolu kazaskeri Hamidzâde Abdullah Efendi’yi rakip olarak gören Şeyhülislâm Mirza Mustafa Efendi’nin teşvikiyle yazılan ve Padişah III.Ahmed’e sunulan imzasız manzum bir arzuhalin tesiriyle görevden alındı. (Bürokratik ayak kaydırma oyunlarından birinin hedefi oldu.) Bu arzuhalin kaleme alınmasında Mirza Efendi’nin rolü olduğu anlaşılınca 1715’te o da azledildi.

             Damadzâde Ahmed Efendi, ancak 1718 yılında yeniden Rumeli kazaskeri olabildi. 1724’te üçüncü defa Rumeli kazaskerliğine getirildikten sonra 1725 yılında görevden alındı; kendisine Maraş, Menemen ve Bayındır kazaları arpalık olarak verildi.

 

                 ŞEYHÜLİSLÂM OLUŞU

 

             Kazaskerlikleri sırasında olduğu kadar uzun süre görev verilmediği dönemlerde de önemli merasimlerde yer almış, itibarlı konumunu sürdürmüştür. Patrona Halil isyanı ve onu takip eden günlerde çeşitli dini, ilmi ve siyasi toplantılara katılarak nüfuzunu arttırdı. Nihayet I. Mahmud’un huzurunda yapılan meşveret meclislerinde sert bir tavır takınan ve Sadrazam Osman Paşa ile birlikte padişahın İran siyasetine karşı çıkan Paşmakçızâde Abdullah Efendi’nin azli üzerine 24 Şubat 1732’de şeyhülislâm oldu. Şeyhülislâmlığı İran’a karşı savaş ilanı ve Nadir Şah idaresindeki İran ordusu ile yapılan mücadele dönemine rastladığı için bu konu ile ilgili olarak İstanbul’da Padişah I. Mahmud’un başkanlığında toplanan meşveret meclislerine sürekli katıldı.

 

             GÖREVDEN AYRILMASI ve VEFATI

 

             24 Ağustos 1733’de görevinden alındı. Yerine İshak Efendi tayin edildi. Damadzâde Ebülhayr Ahmed Efendi, görevden alındıktan sonra ömrünün kalan kısmını önce Büyükdere Kefeli Köyündeki ve daha sonra Eyüp Sütlüce’deki yalılarında geçirdi. 1742 yılı Şubat ayında vefat etti. Eyüp Nişancasında babası tarafından yaptırılan medreseyi intisap etmiş olduğu Nakşibendi şeyhi Seyyid Murad Efendi’ye(2) tahsis etmiştir. Ahmed Efendi, babası Mustafa Rasih Efendi gibi bu tekkenin haziresine defnedilmiştir.

        
İBRAHİM MÜTEFERRİKA VE  AHMED EFENDİ

 

             Ebülhayr Ahmed Efendi, alim, salih ve mahlasına yakışır şekilde hayırsever, uyanık fikirli bir kişi idi. Büyükdere-Kefeliköy’deki yalısının karşısında bulunan Uluç Hasan Paşa mescidine minber koydurarak Cuma namazı kılınır hale getirmiştir. Sütlüce iskelesi karşısında bir çeşmesi (3) bulunan, ayrıca Sütlüce Bademlik mevkiinde Sünbüliyye(4) tarikatından Derviş Ahmed için dergah yaptırdığı bilinen Damadzâde, ilmin yayılması ve gelişmesi için matbaa çalışmalarını teşvik etmiştir. Ülkemizde ilk matbaayı kuran İbrahim MÜTEFERRİKA’yı desteklemiştir. Nitekim özel kütüphanesinde bulunan Katip Çelebi’nin CİHANNÜMA adlı eserinin müellif hattı müsveddelerini İbrahim MÜTEFERRİKA’ya vererek bu eserin basılmasının ilme büyük hizmet olacağını söylemiştir. İbrahim Mütefferika, ilaveler yaparak bastığı bu eserin önsözünde Damadzâde Ahmed Efendi’nin tutumundan sitayişle bahseder. 

 
       Kaynaklarda herhangi bir eserine rastlanmamakla birlikte İstanbul Şer’iyye Sicilleri Arşivi’nde Rumeli Kazaskerliği döneminde tutulmuş bir ruznamçe bulunmaktadır. Ayrıca verdiği fetvaların yer aldığı (Mecmua-i Ebulhayr) isimli bir fetva mecmuası mevcuttur. Oğlu Damadzâde Feyzullah Efendi, 1755-1758 yılları arasında iki kez Şeyhülislamlık yapmıştır.  
 
             ESERLERİ
 
       Şeyhülislâm Damadzâde Ahmed Efendi'nin bazı eserlerini tespit ettim. Fetvâları haricindekiler, bu kapsamdadır.
 
 1-Fetâvâ-i Ebû'l-Hayr  (Şeyhülislâm olarak verdiği fetvâları içerir).
 2-Çay Risâlesi (Yusufî'nin Risâle-i Çay adlı Farsça eserinden tercemedir. 1731 tarihli olanı muhtemelen en eski nüshadır.)
 
 3-Risâletü'ş-Şân  (Farsçadan tercümedir. Fars Dili ve edebiyatına dair olduğu belirtilmektedir.)
 

  4-Risâle-i Pânzehir (Tıbba dair bir risâledir.)

 
______________________________________________________________

 (1)  Minkarizade Yahya Efendi(1609-1678),  (1663-1674) yılları arasında Osmanlı şeyhülislamı.Türbesi, Üsküdar’daki medresesi yanındadır. Damadı Mustafa Rasih Efendi’den olan torunlarına “Damadzâdeler” adı verilmiştir.

 

(2) Murad Efendi (1644-1719), Buhara’da doğmuş olup seyyiddir. Ayakları felçli olmasına rağmen İslam ülkelerinin çoğunu dolaştı. Hindistan’a giderek  meşhur Nakşibendi Şeyhi Muhammed Masum Farukî (1599-1668)’ye talebe olup  hilafet aldı. Daha sonra Şam ve İstanbul’da insanları eğitip yetiştirme faaliyetini devam ettirdi. Ebülhayr Ahmed Efendi’nin babasının medresesini onun faaliyetlerine tahsis etmesi ile bu dergahta ömrünün sonuna kadar hizmet verdi. Aynı yerde medfundur.

(3) Bu çeşmeye meşhur divan şairi Nedim, manzum tarih düşürmüştür. Son beyti :

       Nedimâ  söyledi  târihi  itmânın  bu  mısrâla

                                 İçin  bu  çeşme-i  pâkizeden    nûş-ı  can  olsun."

 

        (4) Şeyh Sünbül Sinan’a atfen bu adı alan Halvetiyye tarikatının bir kolu.

        

 

         



Düzenleyen Hakkı Duran - 16.06.2008 Saat 00:00
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 27.10.2010 Saat 02:27
 
            ÇAY RİSÂLESİ

 

         Damadzâde Ahmed Efendi'nin üstte bahsi geçen -Yusufî'nin Risâle-i Çay adlı Farsça eserinin tercümesi olan -Çay Risâlesi isimli eserinin Millî kütüphanede bulunan yazmasının kopyasını CD olarak satın almıştım. Metni CD'den okuyabilmek için ayrı bir program gerektiğini söylediler. Eserin günümüz alfabesine aktarılmasını nasıl yapacağımı düşünürken, A.Ü. Tıp Fak. Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ahmet Acıduman’ın bu çalışmayı yaptığını tespit ettim. Sayın Acıduman bir değerlendirmeyi de içeren bu kıymetli çalışmasını, 2008 yılında Türkiye Klinikleri-Tıp Etiği dergisinde yayınlamıştır. Eklemeyi becerebilirsem PDF formatındaki bu makalenin linkini altta verceğim.

 
          Dr. Ahmet Acıduman,  incelemesi sırasında Ebulhayr Ahmed Efendi’nin bir çay tiryakisi olduğu kanaatine varmıştır. Bir çay tiryakisi olmam hasebiyle Damadzâde Ahmed Efendi’ye olan sempatim, bu sebeple biraz daha arttı. Sayın Dr. Ahmet Acıduman’a  bu ve diğer kıymetli çalışmaları için şükranlarımı sunarım.

 

[PDF] Dâmâd-Zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendi ve Çay Risâlesi Üzerine Bir Çalışma


Makalenin künyesi:
Doç. Dr. Ahmet ACIDUMAN*

Dâmâd-zâde Ebû’l-hayr Ahmed Efendi Ve Çay Risâlesi Üzerine Bir Çalışma”; Türkiye Klinikleri--Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi; Yıl: 2008 , Cilt: 16 , Sayı: 3.


*Deontoloji AD, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, ANKARA

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 15.10.2012 Saat 15:46
 
                     
                  ÇAY RİSÂLESİNDEN:

 Yaratıcıya ve peygamberine dua ederek makaleye başlayan Ebû’l-Hayr Ahmed Efendi, uzun süredir ilimle ve tıp ilmiyle uğraştığını söyleyerek, çağdaş hekimler tarafından yaratılışı itibarıyla yararlı ilaçlardan kabul edilen çay yapraklarının yararlarını ve niteliklerini denediğini, çok zaman kullandığını ve çağdaş hekimlerin sözleriyle uygunluk bulduğunu söyleyerek, Câmi ’ü’l-Fevâ’id sahibi Yûsufî’nin çay hakkında yazdığı Farsça müstakil kitapçığın çevirisini, “Latin” ve “Frenk” dillerinden çevrilmiş bazı tıp kitaplarında söylenen yararlarını ve özelliklerini ekleyerek, başvezir İbrahim Paşa[1] hazretlerinin huzurlarına eller havada dua ederek sunduğunu belirtmektedir.

          Makalenin bundan sonraki bölümünde kitapçık günümüz Türkçesi ile sunulmuştur:

             Bilinmelidir ki çâ (çay), Farsça çim (ç) ve uzatılmış elif (â) ile, bilinen doğal ilaçlardan, {iyi bilinmeyen bir ilacın ismi olup, bilinen ilaç kitaplarından} Câmi’în, Minhâc ve İhtiyârât gibi kitaplarda söylenmemiş ve bildirilmemiştir. Saydene-i Ebî Reyhân ve İhtiyârât sahipleri sıfatları ve niteliklerini biraz söylemişlerdir. Saydene-i Ebî Reyhân çevirmeni böyle nakil eder: Çay, bitki çeşitlerinden, Çin ülkesinde yetişen bir ottur. Halkı o otu koparıp kurutur ve gerektiği zaman su ile şerbet yapıp, bileşik ilaç olarak kullanırlar. Onunla bazı ilaçların zararlarını giderirler. Tibet halkı şarap kullanmaya çok tutkun olduklarından, onunla zararı giderirler. Çünkü şarabın zararını ortadan kaldırmada çay gibi nesne yoktur. 

         {Hatta} Hint tüccarları çayı Tibet ülkesine getirip orada misk ile değiştirirler. Huneyn {Huseyn} bin İshâk’da böyle anılmıştır: Çay ince, tadı güzel ve azıcık acı bir ottur. Su ile kaynadığı zaman acılığı gider. Taze iken dövülerek, sıcak suya konarak, şerbet yaparlar. İç hararetine yararlıdır. Kanı saflaştırır. 

             Tabiplerden bazıları der ki: Çay uzunlukta ılgın [Ta ma rix L.] ağacı kadar olan, yaprakları mersin [Myrtus communis L.] ve sinâmekî [Cassia acuti folia L.] yaprağına benzeyen bir ottur. Yemesi çok yumuşak olup, hoş kokulu çiçeği ve fındık gibi yemişi vardır. Ama kabuğu çok ince olduğundan biraz ovulduğunda kırılır. Hatâ (Ku zey Çin) ve Nihâyet-i Çin (Gü ney Çin) memleketlerinde olur. Halkı bahar zamanı yaprağını düşürüp, gölgede kuruttuktan sonra bölgeye ya da kurşun dan yapılmış kapların ağzını sıkı bağlayarak bizim ülkelerimize gönderirler. Adı geçen çay iki çeşittir. Bir çeşidi siyah renkli ve birisi yeşil renklidir. Tadında bir miktar acılık ve kuruluk vardır. Çin ülkesinin halkının çay içmeye ve kullanmaya [düşkünlükleri] Hint halkının ban otuna düşkünlükleri gibi olup, satışının çokluğu ve mizacı nın kötülüğü nedeniyle gümrük bağlanarak padişah hazinedarlığına büyük yararı olduğu rivayet edilir. Tabip Cüneydî Akrabâdîn adlı kitabında Çin halkı çaydan kurslar [küçük ilaç pastili] hazırlayarak çevreye ve sınırlara çay kursu diye gönderirler diye bildirir.[2]

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

[1] Risalenin takdim edildiği İbrahim Paşa, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa(1660-1730) olmalıdır. Damad-zade Ebulhayr Ahmed Efendi, bu eserini şeyhülislam olmadan önce tercüme etmiş ve paşaya sunmuştur.(Hakkı Duran)
[2] Doç. Dr. Ahmet ACIDUMAN, “ Dâmâd-zâde Ebû’l-hayr Ahmed Efendi Ve Çay Risâlesi Üzerine Bir Çalışma”; Türkiye Klinikleri--Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi; Yıl: 2008 , Cilt: 16 , Sayı: 3.


Düzenleyen Hakkı Duran - 15.10.2012 Saat 15:48
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek