2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Haberler/Etkinlikler » Çankırı Haberleri
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Çankırı Caddesi/Prof. Dr. Mithat MELEN
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇankırı Caddesi/Prof. Dr. Mithat MELEN

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesajın Direkt Linki Konu: Çankırı Caddesi/Prof. Dr. Mithat MELEN
    Gönderim Zamanı: 24.02.2006 Saat 08:48

 Gazetesinin bugünkü nüshasında sayın Mithat Melen'in Çankırı caddesi Başlıklı yazısınızı ilginize sunuyorum.

-------------------------------------------- 

Çankırı Caddesi

İÇ İÇE / Mithat Melen

mithatmelen@tnn.net

Ankara, Türkiye'nin başkenti, Anadolu'nun da kapısı. Ankara'da Ulus semti cumhuriyetin kurulduğu yer. TBMM dahil bütün kurumlar da orada. Ankara'nın herkesin bildiği bir caddesi vardır. Çankırı Caddesi. Dışkapı ile Ulus'u birbirine bağlar. Tarihi Roma Hamamı önünden geçen bu caddenin diğer bir tarafında eskiden Maliye Bakanlığı vardı. Birçok da kamu kurumu. Şimdi Gümrük Müsteşarlığı'nın binası olan bu yapı Çankırı Caddesi'ne bakar. Çankırı Caddesi ile Ankara vilayetinin arası, yüz metre bile değil. Gümrük Müsteşarlığı binasının yanından yokuşu çıktınız mı, Ankara Valisi'nin oturduğu vilayet binasına gelirsiniz.

Çankırı Caddesi'nde yıllardan beri barlar, pavyonlar vardır. Bu cadde gündüzleri çok kalabalık olmasına karşın, geceleri sakindir. Eskiden Ankara'nın da en güvenli yerlerinden biri idi. Çankırı Caddesi üzerinde belki 70 yıldır birçok lokanta ve otel bulunur. Zamanın bütün ünlüleri bu otellerde kalır ve lokantalarda yemek yerlerdi. Ayrıca turistler Ankara'da bu otelleri tercih ederlerdi. İsmi de Anadolu'ya Çankırı'ya giden yol olduğu için, Anadolu'nun sanki başkente giriş kapısı, uğrak yeri idi Ayrıca caddeye yakın vilayetin önündeki bu meydan ve çevresindeki bütün binalar tarihidir ve eskinin alışveriş merkezidir. Hacı Bayram Camii ise Selçuklu stilinde yapılmıştır. Vilayet meydanının ortasında bir Roma sütunu meydana hoş bir hava verir. Türkiye'nin nerede ise 1960 öncesi bütün başbakanları ve maliye bakanları, devlet bakanları bu binalarda çalışmışlardır.

Çankırı Caddesi şimdi öyle bir hal almış ki. Ellerinde kılıçları olan, çetelerin dövüş alanı haline gelmiş. Akşam 19'dan itibaren geçilmez bir halde. Taksi şoförleri bile oralarda gitmek ve müşteri almak istemiyorlar. Açıkça caddenin ortasında birbirlerinin kafasını kesen haydutlar var. Hatta biraz ilerdeki SSK Dışkapı Hastanesi'nin içinde bile tüfeklerle savaşan, polise ateş açan bir sürü şehir eşyası bulunuyor. Gündüz vakti bile SSK Dışkapı Hastanesi'nden silah sesleri geliyor. Çevredeki birçok semt girilmez durumda. Mahalleler işgal altında. Polis bile şikayetçi, hatta o kadar ki, polis suçluları karakola getiriyor ama çeteler karakolları basıyorlar. Bu yüzden AB kurallarından, konuştuğumuz polisler hem de hakimler bıkmış durumda.

Türkiye'de özellikle büyük kentler çevrelerinde ve içinde, büyük suç yuvaları oluştuğunu kimse görmek istemiyor. Görse bile göz ardı ediyor veya üzerine gitmekten çekiniyor. Bunu önce din, dil ırk, gibi ayrımcı birçok öğe ile açıklamak hepimize kolay geliyordu. Sonra da ekonomik açıdan açıklamaya kalkınca, kimse inanmadı. Efendim, adamların karnı doysa bile yine faaliyetlerin sürdürüyorlar, aslında bu kimlik krizi dediler.

Çankırı Caddesi'nde kılıç sallayarak birbirleri ile dövüşenler aslında kimlik krizi içinde değiller. Tamamen rant kavgası yapıyorlar. Büyük kentlerdeki çetelerin de en büyük meselesi rant. Amaç çevreden haracını almak, kaynakları yasa dışı bölüşmek. Bir de bu işlere, bizim çarpık demokrasi anlayışımız ve gevşek adalet duygumuz eklenince, adam öldürmeyi ve sokaklara hakim olmayı sürdürenlere dur diyemiyoruz. Örnek aldığımız AB hukukunda ve güvenlik sisteminde acaba böyle bir boşluk var mı? Avrupa'da kim kılıçlarla vilayetin karşısında meydan savaşı yapmaya cesaret edebilir?

İstanbul'un bir zamanlar şehirleşme ödülü almış uydu kenti Ataşehir'de bir köfteci, en pahalı apartmanların bulunduğu köşe başına tezgahını yerleştiriyor. Sabaha kadar köfte, sucuk satıyor. Bir süre sonra taburelerini koyuyor. Sabahlara kadar bir keyif bir gürültü, patırtı, duran araçlar, bağırmalar. Eee burası Türkiye, herkesin karnı doyunca da kavga çıkıyor. Daha şükür ki, kılıç ve tabanca yok. Yakında o da başlayacak ama ne polis, ne zabıta ne de Ataşehir'in kendi güvenliği bulaşmak istemiyor. Gerekçe de basit, "Garibanlar ekmek parası kazansın."

Türkiye'de dar bir kesimin keyfinin yerinde olduğu belli. Hatta onların temsilcilerinin de döviz, kur, banka, borsa, faiz diye güzel ve süslü köşe yazıları yazıp, işlerin iyi gittiğini ve borçlanmayı teşvik ettiklerini de biliyoruz. Ama Türkiye'de büyük bir çoğunluğun işlerinin çok iyi gitmediği de başka bir gerçek. Zaten, hükümetle arası iyi olan kesimlerden bile feryatlar gelmeye başladı. Garibanlarda da bu yüzden kazanmaya ve ayakta kalmaya çalışıyorlar. Dar kesimle dayanışma içinde olamayınca, geniş çevreyi, köfteci ve kılıç sallayanı destekleyenler çoğalıyor. Biz Doğu ve Güneydoğu Anadolu derken, büyük kentlerdeki, kıpırdanmaları göz ardı etmememiz gerekiyor. Patlamaya hazır, bir tek kıvılcım bekleyen bir yapı.

Futbolcuyu, basketbolcuyu, voleybolcuyu yurtdışından getiriyoruz, şimdi de doktoru getireceğiz, peki politikacıyı nasıl ithal edeceğiz, bunları çözecek yapıyı nasıl kuracağız. Ancak bu sorunların hem de biran önce çözülmesi gerekiyor. Çözülmezse ne olur, hiçbir şey olmaz demeyin. 1980 öncesini anımsayın, kurtarılmış bölgeler Türkiye'ye sonra neyi getirdi. Şimdi hâlâ o değişimlerin, acılarını çekiyoruz. Bir yandan da demokrasi ve hukuk devleti diye bağırıyoruz. Demokrasiye inanmak önce sorunların çözümü ile uğraşmakla başlıyor.

Unutmayın ki, bu gelişmelerden medet umanlar var. İşler ne kadar karışırsa, o kadar çok para ve mevki kazanacaklarını sanıyorlar. Tam aksine Türkiye'nin ve kendi altlarından halının çekildiğini bile fark edemiyorlar. Bir an önce Türkiye'de herkes görevini yerine getirmeli. Başımıza çuval geçirdiler diye, mafyaya görev vermek ve bir film çevirmekle ile bu iş olmuyor.

Ya varsınız ya da yoksunuz. İşte sorun da burada. / Dünya Gazetesi



Düzenleyen ahmetgulsen - 24.02.2006 Saat 09:09
Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek