2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Gez, Göz, Arpacık, Fransa
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumGez, Göz, Arpacık, Fransa

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Gez, Göz, Arpacık, Fransa
    Gönderim Zamanı: 18.04.2009 Saat 00:20

Gez, Göz, Arpacık

Değerli Yarenler

Paskalya tatilini ta Akdeniz sahiline inmek için yola çıktık. Montpellier’e bir kuş uçumu yer olan Palavas’a kadar  kona göçe iki günlük bir yolculuktan sonra ulaştık. Özellikle gezerek  ve bilgi edinerek gittiğimiz bu yol ve Fransa’nın bazı illerini kapsayan yolculuğumuzda on günde 3300 kmlik yol yapıp Belçika’da evimize döndük.


Gez kısmını anlattım. Sıra göz kısmına geldi.

Mobilhome(Karavan) ile yaptığımız yolculukta hiç otoban ücreti olmayana N ve D harflari olan ücretsiz yolu tercih ederek çevreyi Fransa’ya Fransız kalmamaya çalıştık. Kriz Fransızlara da dokunmuş olacak ki yollarda fazla araç göremedik. Otoyollarda gidenler ise mutlaka bir işleri var dı ki bizim Fransa’ya geldiğimizden habersiz  son sürat tam gaz yollarına devam ediyorlardı.

 Fransa’ya şöyle bir alıcı gözüyle baktım. Elbette beğendiğim ve beğenmediğim tarafları vardı. Yalnız her baktığım noktada güzel yurdumdan,  Çankırım’dan ve köyümden ne bulabilirim ya da farkı nedir diye düşündüm.

GPS Yolbulanımdan gördüğüm kadarıyla gezdiğimiz bölgelerde yükseklik deniz seviyesinin en fazla beşyüz metre üzerindeydi. Her şehrin ortasında pırıl pırıl akan bir ırmak vardı. Suları kirletilmemiş ve çevresinde fabrika kurulmamıştı. Ya da fabrika varsa suyu arıtılmadan ırmağa karıştırılmıyordu. Bizim Tatlı Çay ve Acı Çay denizden bin metre yüksekte haziran’a kalmadan tamtakır kuruyordu. Su olan yerkerde ise yosundan geçilmiyor.

Kum kamyonlarının tacizinden  ve bilinçsiz kum ocakları açılarak sular toprak altına gitmemişti.

Her gittiğimiz yer üzüm bağları ile doluydu. Bazı bölgelerde ise meyve ağaçlarını gördük. Tarlalar en az üç –dörtyüz dönümlük alanlar kadar büyüktü. Ildızımdaki gibi evlek evlek değildi. Bizim köyde pek traktörle tarla süremezsiniz. Traktörün pulluk ve tekekeri benim tarlamda ise ikinci teker komşunun tarlasına girecek kadar  dardır. Gurbet çıkalı insanlar bırakıp gittiler bu daracık tarlaları. Zira bu tarlalar kardeşler arasında bir daha bölünecek olursa İstanbul’daki sokak aralarında bir farkı kalmayacak.

Tarlalar verimli ve bilinçli tarım yapılıyor. Nadasa bırakma ve anız yakma adetlerini görmedik.

Semt pazarlarını gezdik. Ekmek ve peynir çeşitleri tadılmaya değer. Hayat Belçika’ya göre daha pahalı geldi bize. Çankırı’nın Çarşamba pazarı kadar büyük değil pazarları. Çiçek ve fide mevsimi. Taze köy yumurtası bulduk. Peynir ve ekmek  o yöreye ait. Çoğu sebze meyvalar Fas ve İspanya’dan gelme.


Gez, göz ve sonunda arpacık.

Güneyi, kuzeyi, doğu ve batısı ile 12 gün içinde gördüğümüzün özeti şu. Arpacık. Bu arpacık tüfeğin ucundaki nokta değil, Fransa denilen ülkenin Türkiyemizin ne bakımdan olursa olsun teraziye koyduğumuzda ağır basan tarafın  güzel Türkiye’m olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum.

Gelin, gezin ve görün. Fakat hiç bir ülkenin ülkemiz kadar çeşitliliğe ve sayısız zenginliklere  sahip olmadığını anlayacaksınız. Hatta  Belçika’ya girer girmez bir rahatlık hissetik kendimizi. Ne de olsa artık evimizin, barkımızın çoluk – çocuğumuzun yaşadığı yere gelmenin garip mutluluğu vardı.

 

Benim gözümde büyülttüğüm Fransa’yı eskisi kadar azametli görmüyorum. Fakat tarımda teknolojik gelişmelerin ve bilinçli şekilde topraklarımızda dünyanın en güzel ve sağlıklı ürünlerine sahip olabileceğimize inanıyorum.

 

İlimizde açılan  Karatekin Üniversitesi’nin bilimsel çalışmalar ile Çankırı topraklarını en verimli hale getirebilecek araştırmalara yer vermesi en büyük dileğimizdir. Çankırı ileriki yıllarda göç eden değil göç alan iller arasına girmesi için tarım, hayvancılık  sektörünün canlandırılması gereklidir.

Fransa’nın peynir ekmeğini sevdim.

Birde bayrağındaki kırmızı beyazını.

Horoz amblemi zaten bizim bir ilimizin.

Yalnız, bize olan önyargıları bitmiş değil. Ulus olarak kendi yaptıklarını unutup bizi sözde soykırımımndan köşeye sıkıştırmak istiyorlar.

Oysa kendileri  kuzey Afrika’da yaptıklarını görmezlikten geliyorlar.

Horozun özellikleri ile Fransızların kendileri örtüşüyor.

İkji ayağı pislikte olduğu halde yine yaygara yapan  hayvan horozdur.

 

Sözü bağlamak gerek...

 

Bakarsak bağ olacak, bakamadık dağ oldu.

Kapılara kilit vurduk, gurbet bize yar oldu.

 

Selam, sevgi ve dua ile..

Recep Cırık- Belçika



Düzenleyen ahmetgulsen - 18.04.2009 Saat 12:21
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek