2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Mesel 7 (AL ATINI VER TIMARIMI))
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumMesel 7 (AL ATINI VER TIMARIMI))

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: Mesel 7 (AL ATINI VER TIMARIMI))
    Gönderim Zamanı: 29.05.2009 Saat 13:52
 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal, pire berber iken, birileri Çankırılının beşiğini tıngır mıngır sallar iken, aşağıdan:

    - Tutun ha, vurun ha..!  diye bir gürültü kopmaz mı?
    - Eyvah, dedim. Şimdi bunlar susmazlar, uyuyan devi uyandırırlar..
     İki kalktım, bir hopladım. İzmir, Çankırı arası 700 km'yi bir çırpıda atladım.

Baktım; bir kuru kalabalık.  

   - Nereye gidiyorsunuz böyle, dedim.

   -Yeni bir İlbay Paşa gelmiş Çankırı’ya, sert mi, sert, yolsuzluk, usulsüzlük yapan, ihaleye fesat karıştıranın korkulu rüyasıymış, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını savunacakmış. Ona hoşamediye gidiyoruz.  Dediler. 

Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek, soğuk sular içerek ve de 700 km öteden,  uzaktan gazel okuyarak hoşamediye gidenlerin arasına katıldım ben de!

Bu güne kadar papyonlusunu, pipolusunu, eyyamcısını gördük çok şükür. Bu seferki umudumuz olur inşallah derken.

Aradım taradım, ırıktan,  kapı aralığından baktım, birde ne göreyim? “Kütük” kaplanmış konağın bahçesinde, “kütükten” bir kamelya, kamelyanın yanında bir keklik kümesi, kümesin için de kınalı keklikler. (Tel sarar oğlum tel sarar, tel bulamazsa ne sarar?) 

Tenzilirütbe nedeniyle, “ben de bu memleketin nesine geldim, geldim emmioğlu” diyerek türki çığırarak,  emeklilik günlerini sayana, bağladığımız hayallerimizin başka bahara kalmasıyla, kendime kızdım, lahavle çektim…

Pireye vurdum palanı yedi yerinden çektim kolanı..

Tozu dumana gattım vardım gittim, daha önce heybemin kaldığı Bastaklının Hanına, oradan bir at aldım dorudur diye, o at anlıma debdi geri dur diye...

Böyük Caminin minaresini belime soktum borudur diye… Taş Mescid'e attılar beni delidür diye…

O yalan bu yalan fili yuttu bir yılan; Bu da mı yalan?

Çocukluğumuzda bize böle masallar anlatan rahmetli babaannem, dedi ki; bu onun eski huyudur…

Bereket inandılar şimdilik beni saldılar.  Neyse uzatmayalım masala başlayalım. 

 
 
AL ATINI VER TIMARIMI

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, var varanın, sür sürenin... Baykuşu çoktur viranenin... Destursuz bağa girenin…

Bir zamanlar memleketin birisinde halef selef ilbay paşalar varmış. Ne hikmetse, toprağından mıdır, suyundan mıdır, bilinmez. Bu memlekete tayin edilen ilbay paşalar, daha önceki görev yaptıkları memleketlerde “kuzu” gibiyken, “Uzak çağların yakın kentine” atanır atanmaz değişir ve yaran kültüründen gelen kuru nezaketleri nedeniyle sesini çıkarmayan, bu memleketin insanlarına, on iki eylül ilbay paşaları gibi hort zort ederlermiş.

 

Bu paşaların etrafında hık deyicileri, ibrikçi başları, peşkirci başları, seccadeci başları, dalkavukları ve her daim kuyruk sallayan ciğerci kedileri varmış.

 

Yaranlar diyarına atandığında bu ilbay paşalar, aylarca hoşamedi merasimine gelenleri karşılar daha sonra açılış törenlerinde bulunur, geçit resimlerinde selam verir, arada bir vatandaşı sıygaya çeker, nasıl hela kullanılacağını, nasıl araba sürüleceğini öğretirlermiş.

 
Her şeyi herkesten çok iyi bilirlermiş.
 
Selef, İstiklal Marşının "prozodisinin" bozuk olduğunu keşfetmişmiş (çok bilir, bu güne kadar gelenlerin ve dahi geleceklerin en çalışkanı, bildiğiniz gibi değil pek çok çalışkanı)  
 
Halef ise inşaat demirci ustalarına "kelebek" bağlamayı öğretirmiş.
 
Mektebi mülkiyeden sadece ilbay olarak değil, mimar, mühendis, doktur, avukat, şarkıcı, besteci ve dahi her bi şey olarak mezun olmuşlarmış.    

 

Ayrıca kolluk guvveti olarak, sokakta sigara içerken gördüğü öğrencinin kulağını büker, ziyaret ettiği okullarda, baş öğretmen olarak, öğrencilere değil de öğretme dört işlemi sorarmış. Kızılcık eyşisini ve de sopasını yanlarından hiç eksik etmezlermiş. 

 

Ben “minik kuşların” yalancısıyım. Malum 700 km öteden ancak “minik kuşlardan” haber alabiliyoruz.

 

Halef Paşamız, bu günlerde trafik polisliğine soyunmuş. Sabah akşam vilayete geliş gidişlerinde, İlbay Paşanın makam aracı "ecücük" beklemek zorunda kalırsa, ekipleri çağırarak yağdırıyormuş cezayı. İstasyon caddesinde, mal indiren, mal yükleyen esnaftan ceza yemeyen kalmamışmış. Trafik polisleri bakmışlar bu böyle olmuyor. Kolayını bulmuşlar caddeyi “Protokol Yolu” ilan edivermişler. Güzergâhtaki tüm trafiği, dakikalarca önceden durdurup, paşa geçtikten sonra açıyorlarmış.  Paşa, paşa paşa geçiyormuş.   

 

Uzaktan, hele hele yedi yüz kilometre öteden, üstüne vazife olmayan işlere karışan, dönen tekere çomak sokan birisi olursa, “Bre melun tiz nedamet getir. Bir dahi yapar isen seni mahkemeye verir, kadıya havale iderim.” Diye, gözünü korkutmaya da çalışırlarmış.

 

Bilmezlermiş ki; 700 km öteden, Kengiri Sancağında dönen yolsuzlukları, hırsızlıkları, haram helal düşünmeden çalan çırpan, soysuz, uğursuzları yedi düvel, seksen vilayette türkü yapıp çığıran, sadece sağır sultanlara duyuramayan, mahkemeden, kadıdan korkmaz, doğru bildiğini sözünden sakınmaz, sokak kedisidir.

 

Hâlbuki dalkavuklarından bir kurtulsalar, yedi yüz kilo metre öteden yazana bir kulak verseler;

 

Bileceklermiş..!

 

İl Özel İdaresine ait Yıldız Tepeyi yasa, hak, hukuk tanımadan İl Genel Meclisi üyesine nasıl ihale edildiğini öğreneceklermiş.

 
Bu ihaleden sonra, şartnamede, kontratta yokken, nasıl Köydes Bütçesinden 700 milyar aktarılarak, yolsuzluk, hırsızlık yapıldığını öğreneceklermiş.
 
Sadece bu olay nedeniyle kim kimi vurmuş? Öğreneceklermiş.

 

Üniversiteye tahsis edilecek arazi üzerinde kimlerin emelleri, arzuları var, hangi Ali Cengiz oyunları dönüyor, kim arsa spekülatörlüğü yapıyor? Öğreneceklermiş.

 

İçinde oturdukları konağın ve kafesteki keklikleri seyrederken "demli çay" içtikleri kamelyanın “kütük” ile kaplanmasının, trafik şubesine yapılan “kütük” bahçesinin ve Yıldız Tepe deki “kütük”lerin esbabı mucibesini ve ihalelerinde ne dolaplar döndüğünü öğreneceklermiş.

 

Öğrenmeye gönlü olan var ise, yerimiz yurdumuz, adımız adresimiz belli…

 

Eğer öğrenmeye gönlünüz yoğ ise; Çabalama kaptan ben gelemem… 

 

Sizler kuşbazlığa devam ediniz, bizi yazdıklarımızla, bizi bizimle baş başa bırakınız. Malum; Sel gider, kum kalır.

 

 

Mahkeme kadıya mülk değildir. (Türk Atasözü)

 

 

 

MERAK EDENE: 

Yukarıda anlatılanlar “mesel” olup, kişi ve yer adları tamamen hayalidir.

  

Sıygaya çekmek: Birine sorular sorup cevalarını istemek.

Hoşâmedi: Karşılama merasimi, hoş geldin töreni.
Tenzilirütbe: Rütbe indirimi.
Halef selef: Biri ötekinin makamını alan.
Kuşbaz: Süs kuşları yetiştiren, kuş meraklısı kimse. 
Esbabı mucibe: Gerekçe.
Ecücük: Azıcık'ın, çok az'ın Çankırıcası. 
 
T.C. Anayasası  

VII. Düşünce ve kanaat hürriyeti

MADDE 25.  Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

 

VIII. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
MADDE 26.  Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

 

 

 

 

 

 



Düzenleyen i.zencirci - 30.05.2009 Saat 02:21
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
erenus Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 29.09.2008
Şehir: çankırı
Status: Aktif Değil
Points: 18
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 30.05.2009 Saat 02:09
ben diyorumki yıldıztepe eski ilbay paşanın organizatörlüğünde bir kaç kişinin devletden edinim sağladığı,haksız zenginleştiği hayali olarak oluşturulmuş bir projedir.beni niye vurdular,niye tehdit ettiler,niye başıma bi musibeti bela ettiler şimdi çok iyi anlıyorum.beraat ettik dedikleri mahkeme kayıtları yeni elime geçti.müfettiş raporlarını,ifadeleri ve kararları okudum.hayretler içinde kaldım.eğer ben katılabilseymişim o mahkemelere kolay kolay beraat çıkmazdı.bi kere yıldıztepenin kiraya verilmesi diye bir olay kanunen yok.ispatımı?Buranın orman genel müdürlüğü tarafından amacı dışında kiraya verildi diyerek,el koyması ve teslim tesellüm belgelerinin imzalanması.şahit mi? kastamonu bölge idare mahkemesinin kararı ve teslim tesellüm belgesi.Benim resmen dolandırıldığım yerdir yıldıztepe.ben sizin gibi anayasadaki düşünce özgürlüğü v.s yazmayacağım üstad zencirci abim.keşke beni mahkemeye verselerde elimdeki belgelerle adaletin tecelli olmasına vesile olabilsem.verdiğim çekler ve nakitlerin uyduruk olduğunu sonradan öğrendiğim şirket satışı altında nerelere gittiği,kimin kefil olduğu ortaya çıksa.köylere hizmet götürme birliğine aktarılan paralarla neler olduğunu?nelerin ihale edildiği bir bir ortaya çıksa.saygılarımla.
Bülent UZ
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek