2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - "TOPAL BURHAN"
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli Forum"TOPAL BURHAN"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: "TOPAL BURHAN"
    Gönderim Zamanı: 24.11.2009 Saat 17:34

TOPAL BURHAN”

 

Arastanın alt başında, Ersunanların Mağazasına sırtınızı dönüp, Sefa Tatlıbal’ın incik boncukla birlikte, bir zamanlar plak, kaset sattığı, genellikle Neşat Ertaş türkülerinin, sesi sonuna açılmış teyp de çalınan dükkanını ve Dörtkaşlı’nın Çiftçi Fırınını sağınıza, okullar açıldığında, öğrenciler tarafından tıklım, tıklım doldurulan ve o dönemlerde arkadaşım Naci Çelikoğlu'nun de tezgahta yardım ettiği, her şeyin yerli yerinde ve düzenli olduğu, Serezlilerin Kırtasiye Dükkanını solunuza aldığınızda, sağ karşısında, çarşının çeşmesi ve Ebcet Memed’in Çarşı Hamamı bulunur.

 

 

 Hacı Burhanettin YILIK

 

Hemen biraz sol tarafa bakarsanız, yaz, kış ve de yağmur yağmadığı günlerde, beton elektrik direğinin altına attığı taburede oturduğunu göreceğiniz, o güleç yüzlü, müşterisi olsun olmasın, gelen geçene, peltek dili ve tatlı şivesi ile hal hatır soran, arasta esnafının ve müşterilerinin, “Topal Burhan” diye bildiği kişinin asıl adı. Burhanettin Yılık’tır.

 

Topal Burhan’ın dükkanın da ne ararsanız bulursunuz. Boya, çivi, zincir, menteşe, çeşitli kapı kilitleri, büyüklü, küçüklü asma kilitler, kümes teli, bazen metretül, bazen metre hesabı ile ölçülen çeşitli renk ve desende yer muşambaları, kürek, bel, keser sapı, süpürge, velhasıl kelam yok yoktur, Topal Burhan’ın mağazasında. 

 

"Topal Burhan", kısa boyluydu, sakat bacağı yüzünden olduğundan daha da kısa görünürdü. Yürürken pek zorluk çektiğini sanmıyorum, ancak adım attığında, sakat bacağı ile vücudu arasındaki o dengesiz uyum, tıpkı tabanca mekanizması veya şarjörü gibi hareket ederek, sanki şak, şak edercesine, inerçıkardı.

 

 

 

Ben iki oğlunu hatırlarım, büyüğü benim emsalim olan Mustafa, - uzun yıllar önce genç yaşta vefat ettiği öğrendim- küçüğü İbrahim. İbrahim’i 13-14 yaşlarındayken tanıdım. Başında namaz takkesi, kolları sıvamış, Çarşı Çeşmesinden herkese göstere, göstere abdest alır, ayağında takunyalarla camiye, o saf çocuk hali ile koştururdu.

  

Yazın sıcak, müşterisiz günlerinde, büyük çınarın gölgesinde, özellikle Serezlilerin Dükkanının önünde koyu bir sohbet başlar, çarşı çeşmesine takılan hortumla, Arasta meydanı ıslatılarak, çarşı serinletilmeye çalışılırdı. Bu sohbetlerde arastanın güzelleştirilmesi için çeşitli fikirler ortaya atılır. Arastanın en okumuş kişileri olarak,(ikisi de Hukuk bitirmişti) genellikle Serezliler’den Akgün kardeşlerin projeleri öne çıkar, çarşı meydanına, çeşmenin tam karşısına havuz yapılması tartışılırken, İbrahim ve yaşıtı çocuklar, çoktan kürek ve süpürge saplarını çatıp, çeşmeye taktıkları hortumu bu sapların ortasından geçirerek, havuzun fıskiyesini yapmışlardı bile.

  

Projenin geçerliliğine inanmayan “Topal Burhan” ince, kıvrak zekası ve her zamanki hazır cevaplığıyla, havuz projesinin ön tasarımını kürek sapları ve hortumla yapan çocuklara, özellikle oğluna seslenerek: “Lan oğlum İbrahim, havuzun kenarına fazla yanaşma içine düşecennn...”  diyerek, espriyi patlatır. Arastanın güzelleştirilmesi ile ilgili söylenecek sözlere noktayı koyardı.

 

1970’lerde, Çankırılılar yeni, yeni apartman hayatına geçiyorlardı. Hatırladığım kadarı ile o yılların daire karşılığı apartman yapan, tanınmış müteahhitleri “Kullarlı Ahmet Ağa (Ahmet Özkan, bir dönem milletvekilliği de yaptı) Karaaslanlar, Hasan Kıvrak, Erdem Ağhan, Paşabeyoğlu,  Etem Renda idi. (Unuttuklarım olabilir)

 

“Topal Burhan” ve ailesi Çankırı da ilk apartmana taşınanlardandı. Taşındıkları Manolya Apartmanı, eski Çağdaş Otobüs Yazıhanesinin olduğu arsaya, bugün ki, Abalı İş Hanının karşısına, 1970’lerin başında inşa edilmişti. Genelde, müstakil evlerden, apartmana geçenlerde yaşanan uyum sorununu, ailece onlarda yaşamıştı, sanıyorum.

 

Fotoğrafları çektiğim, dört beş yıl öncesine kadar, “Topal Burhan” her zamanki köşesinde oturuyordu. Selam verdiğimde, o güleç yüzü ve tatlı şivesi ile; “Sen kimlerdesin efendi ağa” demesi hala kulaklarımda. O günlerde öğrendim hacca gittiğini, artık Hacı Burhanettin Yılık diyordu dostları. 2009 başlarında tekrar ziyaret ettiğimde ise, artık koca adam olmuş, çoluk çocuğa karışmış oğlu İbrahim den öğrendim, dükkana artık eskisi gibi uğrayamıyormuş.

 

Ne zaman Çankırı’ya gitsem, ilk fırsatta Arastaya yolumu düşürürüm. Çocukluğumdan, ilk gençliğimden tanıdığım, “Topal Burhan” gibi, tüm yokluğa, tüm badirelere rağmen, mutlu, güler yüzlü, kanaatkar eski Çankırı esnaflarını, eski Çankırı’yı ararım, dururum.  

 

 

 


Düzenleyen i.zencirci - 12.03.2010 Saat 14:36
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
Necati Ülker Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.02.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 520
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 24.11.2009 Saat 18:56

1960 LI YILLAR

Sevgili İbrahimciğim H.Burhan YILLIK amcayı anlattığın bu yazıda bende 1960 yıllarını hatırladım.

O arastada sanırım çırak olarak iki yılım geçti Rahmetle andığım, H Muhlis Kuşçu oğlunu hatırladım. Rahmetli oğulları Celal ve Osman ve benim rahmetli Mustafa ağabeyim kalfalarımdı.

yıl 1960 ben kunduracı çırağıydım bana çivi doğrulttururlardı, git gel işlerini yaptırırlardı, Uzun kış geceleri rahmetli Dilaver Dayımın olan Emirgan kahvesinde ek iş olarak askıcılık ve yafa satardım gece çalışan esnaflara çay kahve servisi yapardım,

Demirciler arastası, kunduracılar, terziler, berberler, geç vakitlere kadar çalışırlardı. Hatırladıklarımı şöyle gözden geçiriyorum da Rahmetliler Abidin ekim, kıbırların üç dükkanı vardı, kunduracı topal İsmail usat,berber hüsnü usta,yemenici karakalfa ve yanında koca Osman, şekerci Asım amca, üç kardeş olan kekeçlerin lokanta, kaderlerin tabak İsmail amca, tabak tilkibekirin ahmet amca,merziler, isimlerini hatırlayamadığım sobacı esnafları, reçel kaymak servisi ve dondurmasıyla da meşhur olan hot talaş amca dükkanına iki basamak merdivenle inilirdi, köşede şehir fırını, iskilip fırını, Rahmetli Kasap abdalın Mehmet vs.

 Yeni fırını rahmetli topal İbrahim o yıllarda faaliyete geçirmişti fırından ekmek çıktığında arastayı mis gibi bir koku sarardı hepimizin canı ekmek isterdi 960 gr, ekmek 60 kuruştu ustalarım kalfalarım çeyrek ekmek aldırırlardı 15 kuruşa yanlış hatırlamıyorsam 2.5 lira haftalık alıyordum rahmetli ağabeyim 7.5 lira alıyordu cumartesi günleri sinema günlerimizdi Pazar günleri hamam günlerimizdi ebcedin hamamına giderdik

Bir cumartesi halk sinemasına gittim bilet almam için sıraya girdim, boyum gişeden aşağıda idi rahmetli Abdurahman bilet gişesinde bilet satıyordu metal 2.5 liralar yeni çıkmıştı hiç unutmam kağıt 2.5 lira verdim bana bir lira üstü verdi itiraz ettim çekil sıradaki gelsin diye de bağırdı korktum bileti geri aldı bir lira elime verdi hem param gitmişti hem de sinemaya girememiştim ağlayarak eve gittim giderken aklıma nasıl beddualar geldiyse yaptım. rahmetli Mustafa ağabeyim boş ver yarın beraber gideriz diye beni teselli etmişti. Ve ertesi günü ağabeylimle birlikte gittik. Bileti ağabeyiyim aldı. Biletçi fötr şapkalı dedeye kestirdik içeri girdik. Ama hala kızgındım param gitti diye, içeri girdiğimizde yukarı çıkılan merdivenler de Abdurahmanın kafası gözü sarılı gördük hemen sorduk abdurahmana ne oldu diye Biletçi dede dedi ki kafayı çekmiş dün merdivenlerden yuvarlandı dediğinde aşırı mutlu oldum çok keyifli bir film izledim yinede Abdrahman abiye hakkım helal olsun.

Yine unutamadığım bir anımda rahmetli muhlis ustam haydi çocuklar dışarıyı içeri alın (yani dükkanın önündeki malları) şimdi bozuk para müşterisi gelir sayması zor olur diye sık sık söylerdi bir gün ustama yalakalımı dersiniz yağcılık mı dersiniz usta olsunda bozuk para olsun ben saymanıza yardım ederim isterseniz, aslında ustaya böyle bir şey konuşmak ne gezer ağzımız var dilimiz yoktu ama bir anda söyleyivermiştim ustam bir kahkaha attı halen ben anlayamadan açıklayıverdi bak oğlum onu demek istemedim şimdi ya ters bir müşteri gelir ya da veresi bir müşteri gelir yada birisi para ister, keyfimizi kaçırır keyfimiz yerindeyken evimize mutlu gidelim istedim ALLAH bu gün ki kazancımıza bereket versin yarına hak kerim demişti nur içinde olsun

ne günlerdi o günler daha bir samimi daha bir saygılı eti senin kemiği benim misali çıraklık müessesinin yaşatıldığı günlerdi haklarımız helal olsun.

Yaşayanlara da sevgi ve saygılar iletirim

 Necati ÜLKER



Düzenleyen Necati Ülker - 24.11.2009 Saat 22:52
Necati Ülker
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek