2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Ben Çankırılı Bir Eşeğim...
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumBen Çankırılı Bir Eşeğim...

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (2) Teşekkür(2)   Alıntı i.zencirci Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Ben Çankırılı Bir Eşeğim...
    Gönderim Zamanı: 28.12.2009 Saat 16:27

 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal, pire berber iken, birileri Çankırılının beşiğini tıngır mıngır sallar iken, aşağıdan:

    - Tutun ha, vurun ha..!  diye bir gürültü kopmaz mı?
    - Eyvah, dedim. Şimdi bunlar susmazlar, uyuyan devi uyandırırlar..
     İki kalktım, bir hopladım. İzmir, Çankırı arası 700 km. yi bir çırpıda atladım.

Baktım; bir kuru kalabalık.  

   - Nereye gidiyorsunuz böyle, dedim.

   -Tuz mağarasında iki yüzyıllık bir eşek varmış, onun seyrine gidiyoruz.  Dediler. 

Çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek, soğuk sular içerek ve de 700 km öteden, uzaktan gazel okuyarak iki yüzyıllık eşeğin seyrine gidenlerin ve "hık" deyicilerin arasına katıldım ben de!

Bu güne kadar, sahibinin “şalvarı şaltak”olan, eşeğinin “eğeri kaltak” olan çok eşekler ve sahiplerini gördük çok şükür. Birde bunu görelim, derken…

Pireye vurdum palanı yedi yerinden çektim kolanı..

Tozu dumana kattım vardım gittim, Yenice Köylü Kadir Ağanın İmaretteki hanına, oradan bir at aldım dorudur diye, o at anlıma depti geri dur diye...

Böyük Caminin minaresini belime soktum borudur diye… 

Taş Mescid'e attılar beni delidür diye…

O yalan bu yalan fili yuttu bir yılan; Bu da mı yalan?

Çocukluğumuzda bize böle masallar anlatan rahmetli babaannem, dedi ki; bu onun eski huyudur…

Bereket inandılar şimdilik beni saldılar.  Neyse uzatmayalım masala başlayalım.

 

 

Ben Çankırılı Bir Eşeğim.

 

Evet, evet, ben Çankırılı meşhur bir eşeğim. Öyle bildiğiniz eşeklerden bellemeyin. On, on beş yıllık çileli yaşamımdan sonra, yaklaşık İki yüz yıldır payandalarla da olsa ayaktayım, hala çok şükür. Son yıllarda camekana bile koydular beni,  eğer yolu düşüp de ziyaret edeniniz varsa, Tuz Mağarasının girişinde beni görmüş olmanız gerekir. Tuz Mağarasına gelip de karşımda temenna etmeden geçeni bu güne kadar henüz ben görmedim.

 

Ben ve Çankırı Tuz Mağarasına gelen turistlere beni tanıtan Kayserili Muhammet.  
 
 
Ahir ömrümde neler gördüm, neler duydum dinlemek ister misiniz?

 

Tuz Mağarası özelleştirmeden önce, özel idaresine aitti, o nedenle devletin kadrolu eşeğiyim. Pipolu, papyonlu, eyyamcı ve mahalle muhtarı bile olamayacak nice ilbay paşalar, nice şehreminiler, nice mebuslar karşımda temenna ederek, arz-ı hörmetlerini bildirmişlerdir.

 

Nice yontucular, piyanistler, hocalar, okul bebeleri geldi geçti önümden. Benimle hatıra fotoğrafı çektirmeden gideni hiç mi hiç olmadı! Öyle menşurum yani… Piyanist dedim de aklıma geldi, geçmiş yıllarda eski İlbay paşanın marifeti ile benim mağarada piyano resitali verildi, iki yüz yıllık ömrümde ne ben, ne de Çankırı, Çankırı olalı böyle zulüm görmemişti, arkadaş…

 

Devletin kadrolu eşeği olmak, öyle kolay değil, ne Ünür’ün küfürbaz eşeğine, ne Kavra’nın kibar eşeğine, ne de Şeerin dik kulaklı, arpası bol verilen eşeklerine benzemem. Merzifon eşeğinin bile benim yanımda esamesi okunmaz.

 

Boru değil bu! Tuz Mağarasının kadrolu eşeği dedin miydi, şöyle bir geri duracaksın. Acı çayı geçerken geri geri basan inatçı eşekler gibi önce bir dineleceksin, geriye doğru.

 

Ayrıcana ümük dokuz boğumdur. O nedenle iyicene düşünüp, tarttıktan sonra ve de diyeceğini bir çırpıda söyledikten sonra benimle muhatap olacaksın arkadaş, hem ben senin ilen muhatap olacak mıyım bakalım, o da var.

 

Neyse, sadede gelelim bi yol.

 

Henüz kadroya geçtiğim ilk yıllardaydı, sahibim Boyalcalı İbram (İbram kadrolu değil) Çarşamba sabahı, gün ışımadan, ben diyiyim elli okka, siz diyin yüz okka kaya tuzu doldurulmuş telisleri, kaşı gözü kağşamış semerimin iki yanına sarar,  köse hoca sabah ezanına çökmeden, İbram ilen ben Boyalca’nın kaşına varırdık. Uzaktan şeer görünür, ışıkları ıldır, ıldır parıldamaya başlardı. Şehre gidiyorum diye bende bi gayret, bi gayret sormayın gitsin. Acı çaydan geçerken inadına suyun gözüne, gözüne, derinine girerdim, Acı Çay tuza doymuş doyacağı kadar, bizim yükten de ecücük yalayıp alsa, yükümüzü hafifletse ne olur, Açı Çay da feraset ne arasın..?

 

İmarette, Tuzcular Arastasına yükü indirdiğimizde, İbram yularımı üzerime attı mıydı,  artık akşama kadar serbestim. Gezer dolaşırım Çankırı’nın kesme taşlı sokaklarında, çoğu zaman yolu İmarete düşürürüm.

 

Arastadaki Kuşçular Kahvesinde yaren ağanın birisi (adı Metin mi ne?) elinde saz ha bire; “İmarette Güzellerin yoludur.” Diye türkü çığırır durur, sanki başka türkü bilmez gibi. Ben ise kavrukluğuma, bir deri bir kemik halime bakmadan, gözleri sürmeli şeerli bir sıpa hayal eder, görür müyüm acaba diyerek, İmaretten ayrılmam, hani gözellerin yoluymuş ya İmaret. Arar dururum, sıpa gözlü şeerli bir eşek. Ne Abalının sıcak hanı, ne samanın üzerine serpilmiş bir avuç arpa, aklıma gelir. Unuturum açlığı, yorgunluğu…

 

İmaret ile Odun pazarı arasında, avara, avara dolaşırken birden; Uzun yoldan İmarete doğru, nallarını şakırdata, şakırdata gelen bir şeer eşeği ilişti gözüme, hiç bizim oranın eşeklerine benzemiyor. Sanki Yapraklı Yaylasında başpehlivanlığa soyunmuş yiğit gibi etrafa çalım satıyor. Kulakları dik mi dik. Sırtında bir palan var ki, bizim sırtımızda semer denilen çul çaputtan utanır gibi oldum bir an, kadrolu olmanın cesareti ile sordum;

 

-Efendi ağa nerden gelir nereye gidersin?  Yiğitliğine, pehlivanlığına, maşallah, nazar değmesin inşallah…

 

Pehlivan yapılı şeer eşeği, meğersimiyormuşcasına yukardan aşağıya önce bir güzel süzdü beni… Sonra nameli bir anırma ile gürledi…

 

            -Bire samanı az gelmiş kavruk, sen benim kim olduğumu biliyor musun?

 

Fısıltı halinde;

 

- Adını bağışla pehlivan… Diye bildim sadece…

 

            -Ben ki, İlbay Paşalara, Şehremaneti Başkanlarına, Baş ağalara hizmette kusur etmemiş bir eşeğim. Yediğim arpa önümde, yemediğim yonca ardımda, Senin ne ağzına benim adımı sormak! Benim soyum-sopum ismim cismim belli. Sen kimsin? İn misin, cin misin? Önce onu diyiver hele… Dedi.

 

- Aman diyeyim pehlivan, sen amanı bilir misin? Ben tuz mağarasının garip, zavallı bir eşeğiyim, devlet kadrosuna güvenerek sana sual ettiydim. Affet pehlivan… Diyerek aşağıdan almaya çalıştım…

 

-Hah şöyle yola gel dedi… Yapraklı Yaylasında başpehlivanlığa soyunmuş kılıklı şeer eşeği…

 

-Sen ne ararsın burada? diye sordu…

 

-İmaret’te güzellerin yoluymuş, acaba kısmetime bi güzelde bana düşer mi? Diye bakınmaktayım sağa sola ağam. Dedim...

 

Anırtılı kahkahası tüm İmareti inletti, Çift Yıldız şekercisinden, Şekerci Fikri'nin küçük oğlu Cahit, şeker kazanını bırakarak, önlüğüyle ne oluyor diye fırladı dükkandan. Hoşafçı’nın matbaasında, Kadir Börekçi’nin fırınında, Eldivan kahvesinde,  imarette kim varsa deprem oluyor diye dışarıya seğirttiler. Anırması geçince, iri dişlerinin arasından kıs kıs gülerek…

           

-          Seni kandırmışlar, yiğidim. Aradığını buralarda bulamazsın. Sen var git mağarana dön, tuzlu, tuzsuz samanını ye, kadrona da fazla güvenme, gün gelir birde bakmışsın tekaüt’e ayırıverirler. Buralarda da fazla dolaşma, senin için iyi olmaz, diye nasihat etti.

 

Korktuğumu, çekindiğimi fazla belli etmemeye çalışarak;

 

-          Allahaısmarladık pehlivan, diyerek, selamımı verdim, sıvıştım... 

 
Ama içimden bunu saymıyorum yakında yine görüşeceğiz elbet diyerek, mağaraya dönmek için İbramı aramaya başladım… 

 

…/…

 

Merak Edene Not: İki yüz yıllık eşeğin Çankırı sokaklarındaki macerası devam edecek.

 

 

 

 



Düzenleyen haberci - 08.08.2011 Saat 13:11
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
PAŞA KÖYLÜ Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 02.03.2007
Şehir: kocaeli
Status: Aktif Değil
Points: 32
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı PAŞA KÖYLÜ Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 26.01.2010 Saat 16:19

ne eşekmiş ..

41 AND 018
Yukarı Dön
ahmetgulsen Açılır Kutu Gör
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Simge
Cansaati.Org Yazı İşleri Sorumlusu

Kayıt Tarihi: 01.10.2003
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 877
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (1) Teşekkür(1)   Alıntı ahmetgulsen Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.11.2011 Saat 11:59
Bir Eşek'e sahip olamadık. 


Alıntı  http://www.cankiribulteni.com dan alıntıdır.

 İl Genel Meclisi bütçe ayı toplantılarının 11.si dün İl Genel Meclisi Toplantı Salonu’nda Osman Canbaz başkanlığında yapıldı.

 

Açılış ve yoklama ile başlayan toplantıda tek gündem maddesi görüşüldü. 2012 mali yılı gider bütçesinden ekonomik işler ve hizmetler bölümü için toplam 243 bin 12 lira ödenek aktarıldı. Turizm yatırımları ile ilgili çeşitli bilgiler vermek için kürsüye davet edilen İl Turizm Müdürü M. Kemal Karatatar’ın sunumu meclis toplantısına damgasını vurdu.  Çankırı turizmi hakkında çeşitli bilgiler veren Karatatar, en önemli turizm projelerinin Yıldıztepe olduğunu aktardı. Daha sonra Meclis Başkanı Osman Canbaz, Yıldıztepe’deki kayak pisti sorununu dile getirdi. Yıldıztepe’de 6 yıldır çalışmaların sürdürülmesine rağmen halen bir kayak pisti olmadığını söyleyen Canbaz, “Bu sadece bizde yok. Türkiye’nin birçok ilinde yapılıyor, ama bizde neden sorun çıkıyor? 6 yıldır bu pist voleybol topu gibi iki bakanlık arasında gidip geliyor” dedi.

 

Osman Canbaz’ın tepkisinden sonra sözlerine devam eden Karatatar, Çankırı Tuz Mağarası’nın Çankırı turizmi için oldukça önemli olduğunu söyledi. Çankırı Valisi Vahdettin Özcan, Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç ile toplam 9 kişilik bir heyetin Romanya’da turizm araştırmaları yaptığını söyleyen Karatatar, Yapraklı Yaylası, Işık Dağı ve yapılan diğer küçük yatırımlar hakkında bilgi verdi.

 

Ardından tekrar devreye giren Canbaz, Tuz Mağarası’nın şu an özel bir işletmeye ait olduğunu belirterek “Burası bizim değil. Buraya yapılacak yatırımlarda dikkatli olmamız gerekiyor. Tüm Türkiye’ye mal edilen merkep bile bize ait değil” dedi.

 

Söz hakkı isteyen Meclis Üyesi Visali Kara ise, Canbaz’ın sözlerine tepki göstererek, “Bu kadar karamsar olmamak lazım” dedi.Tek gündem maddesinin kabul edildiği birleşim dilek ve temennilerle son buldu.

 


Ahmet GÜLŞEN

http://smmmahmetgulsen.wordpress.com/
Yukarı Dön
Bayram Akyul Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge

Kayıt Tarihi: 29.05.2011
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 64
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Bayram Akyul Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 21.11.2011 Saat 13:46
Allah fakir kulunu sevindirmek için önce eşeğini kaybettirir sonra buldurur.
-Karamürselli-
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek