2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Hakkı DURAN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ
    Gönderim Zamanı: 27.07.2010 Saat 18:48
ASTARLI-ZÂDE M. HİLMİ EFENDİ'NİN HOCASI:
 
 

                         ÇERKEŞLİ MEHMED  HİLMİ EFENDİ

                                 (1843?- 6 Şubat 1907)
                                                                         Hakkı Duran

 

                 Çerkeş’in Okçular Mahallesinde 1254(1838)’de doğmuştur. Babasını adı Ali Ağa, dedesinin adı Süleyman’dır. Babası Delihocaoğlu lakabıyla anılmaktadır. Oğlu Hasan Şemseddin Aydemir doğum tarihini 1259(1843) olarak vermektedir.[1] Halifesi Astarlızâde Hilmi Efendi. Kendi elyazısı ile yazdığı Mevlid adlı eserinin başında tevellüdü: (1254/1838); ölümü (1324/1906) olarak kaydedilmiştir. [2]

 

                          TAHSİL HAYATI

 
             Mehmed Hilmi, İlk tahsilini Çerkeş’de bulunan Muradiye Medresesinde yapmıştır. Keskinli Ali Rızâ Efendi’den Arapça dilbilgisi ve Kur’an-ı Kerim dersleri almıştır.[3] Bundan sonra Beypazarı’na giderek oradaki medresede tahsiline devam etmiştir. Oradaki hocasının tavsiyesi üzerine İstanbul’a gitmiş, tahsilini Yerebatan medresesinde sürdürmüştür. 15 yıl kadar okuduktan sonra H.1292’de(1875/76)  Cevheri-zâde Mehmet Fevzi Efendi’den icâzet almıştır.
 

                     ÇERKEŞ’TE MUALLİMLİK

 
        Açılan muallimlik imtihanını kazanarak muallim olarak Çerkeş’e dönmüştür.
 

 1873-74 yıllarında Çerkeş’e döndüğünü biliyoruz 

Kaynaklarda İstanbul Yerebatan Medrese’sinde 15 yıl kaldığı belirtildiğine göre Mehmed Hilmi’nin 1859-1874 arası İstanbul’da tahsilde geçirdiği düşünülebilir. Bu tarihler esas alınırsa, İstanbul’a 16 yaşında gitmiş olmalıdır.

 

Kastamonu Salnamelerinde, Mehmet Hilmi Efendi’nin Çerkeş Rüşdiyesi öğretmenliği, 1874 yılında başlamış görünmektedir. 1880 tarihinde bilgi bulunmamakta, 1881 yılında ise onun yerine Zekeriya Raci Efendi adında bir zat tayin edilmiş gözükmektedir. 

 

MEHMET HİLMİ EFENDİ’NİN ÇERKEŞ RÜŞDİYESİNDE GÖREV YAPTIĞI YILLAR:

 

                               YILI              GÖREVİ               ÖĞRENCİ SAYISI

                               1874            Muallim-i sâni                     30

                        1875            Muallim                             20

                        1876            Muallim                             35

                        1877            Muallim                             35

                        1878            Muallim-i evvel                  49

                         1879           Muallim-i evvel                  49

 
                (Kaynak:  Ö. Türkoğlu, Kastamonu Salnamelerinde Çankırı)

 

 

           Çerkeş’de  öğretmenlik yaparken isteklilere mesnevî dersleri vermiş, ayrıca Sultan Murad Camii’nde Kâdı Iyâz’ın Şifâ-i Şerîf’ini okutmuştur. Çerkeş’deki bu hizmetleri 4-5 yıl kadar sürmüştür.

 
                     -devam edecek-

[1] H.Şemsettin Aydemir, Çerkeşli Şeyh Mehmet Hilmi, Akın Matbaacılık, Ankara, 1954.

[2] Vefat tarihi, 22 Zilhicce 1324(6 Şubat 1907)’dir.

[3] Oğlu Hasan Şemsettin’in naklettiğine göre, talebe arasında Câmi denilen nahivden Kâfiye Şerhini okuduktan sonra halk arasında cezbeli ve keşif sahibi olduğu şayi olan Keskinli Ali Rızâ Efendi, 100 paraya M.Hilmi’ye bir çarık diktirmiş . Derhal yola çıkması, eve bile uğramaması talimatını vermiştir.

 
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02.08.2010 Saat 14:40

                           TARİKATA İNTİSÂBI

 
                 ABDULVÂHİD EFENDİ(ö. 1882/83)
 

                Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi’nin ilk intisâb ettiği şeyh, bu sitede hakkında yazılar kaleme aldığımız Abdulvâhid Efendi(ö.1882/83)’dir. Abdulvâhid Efendi, onun üzerinde başka bir mürşidin tasarrufu olduğunu belirtmiş, kısa bir süre sonra vefat etmiştir. H.Şemsedddin Aydemir eserinde bu hususu şu şekilde anlatmaktadır:

 
  “.. Çerkeş’e misafir olarak teşrif eden tarikat-ı âliye-i nakşibendiye meşayıhından Abdulvahid(KS) hazretlerine intisâb ve terki iradet ederek meşagili tedrisiyye ve dünyeviyyeyi arkaya bırakarak zâhir ve bâtını ile yüzünü mevlâya çevirmiştir…. Vaki teveccüh ve telkin sırasında “üç kere “daha evvel bir yere intisâb ettiniz mi?” sualine muhatap olmuştur. Hayır cevabını alınca, “intisâb bir yere, feyiz bin yerden  ve  size bir taraftan kuvvetli bir feyiz ve vâridat var” diyerek “bir himmeti âliyeyi kudsiyenin tasarruf ve terbiyesi altında olduğu”nu haber vermiştir. Abdulvahid Efendi, Çankırı’ya döndükten kısa bir süre sonra vefat etmiştir.[1]
 

                       Kanaatimizce Mehmed Hilmi Efendi’nin Abdulvâhid Efendi ile karşılaşması, muhtemelen 1881/82  tarihinde vukubulmuştur.

 
            MEHMED HİLMİ ASIL MÜRŞİDİNE ULAŞIYOR 
        

      SEYDİŞEHİRLİ HACI ABDULLAH EFENDİ(1806-1903)

 

1806 yılında Bozkır İlçesi Karacahisar köyünde doğdu. Babası müderris Mehmet Yegan Efendi’dir. Küçük yaşta annesini, sıbyan mektebini bitirdikten sonra babasını kaybederek öksüz ve yetim kaldı. Tahsilini devam ettirmek için babasının öğrencilerinden Mehmet Kudsî Efendi’nin yanına gitti. Halk arasında Memiş Efendi ismiyle tanınan Mehmet Kudsî,  müderris ve Mevlana Halid Bağdadî halifelerinden bir Nakşî Şeyhi idi. Abdullah Efendi, hem tahsilini tamamlayarak müderris oldu, hem de hocasının yoluna girerek hilafet aldı. Mehmet Kudsî Efendi’nin vefatından sonra onun yerine geçti.

 

Abdullah Efendi, hocasının işareti üzerine Seydişehir’e yerleşti. Bir yandan oradaki medresede ders verirken diğer yandan nakşî yoluna süluk edenleri irşad görevini sürdürmekteydi. Namazlarını Seyyid Harun[2] Camiinde kılıyor, başvuranların sorunlarını çözmeye çalışıyordu. Ziyaretçileri arasında devlet erkânı da eksik olmuyordu.

 

            Seydişehir’de otuz dört yıl süreyle müderrislik ve irşad hizmetini büyük bir gayretle yerine getirdi. 1903 yılında bekâ alemine göçtü. Kalabalık bir cemaatle kılınan cenaze namazının ardından Hıdır Mescidi denilen bu günkü türbesine defnedildi.[3]

 

            Nakşî-Halidî tarikatının diğer bir kolu Çankırı’da Hacı Abdullah Efendi halifesi Devrakânili Hacı Merdan Efendi(ö.1928)’ vasıtasıyla yayılmıştır. Bu kol, Merdan Efendi-Tuhtlu Mustafa Efendi(ö.1939) ve Ilgazlı Hacı Ahmet Abduşoğlu (ö.1975) halkaları ile devam etmiştir.[4]

 
            Hacı Abdullah Efendi halifesi Çerkeşli Mehmet Hilmi Efendi vasıtası ile yayılan kolu ise, onun halifeleri Akçaörenli Hâfız Şâkir ve Astarlızâde Hilmi Efendi ile sona ermiştir.
 
               MEHMED HİLMİ’NİN KIBLEYE DOĞRU YOLCULUĞU
 

        Abdulvâhid Efendi, ona başka bir mürşidin tasarrufunda olduğunu söylemiş, tasavvuf eğitimini de başlatmıştır. Rüştiye muallimliğini bırakan Mehmed Hilmi, yeni bir yolculuğun arifesindedir. Hayatındaki kıbleye doğru ikinci seferi başlamıştır. Bu sefer onu asıl mürşidine(maksuduna) ulaştıracaktır. (İlk seferi zâhir ilimlerine yönelikti. Önce Beypazarı medresesine ve oradan İstanbul’da Yerebatan medresesine varmış idi.).

        Bu yoculukta önce Ankara’da Hacı Bayram Velî türbesine varıp duâ eder. Orada kalbine doğan ilham ile Konya’ya Mevlâna hazretlerinin makamına yönelmiştir. Orada duâ ettikten sonra oradaki tarikatçiden istihâre rica etmiştir. Kendi rüyasında gördükleri ve tarikatçi erenlerin istihâresi Seydişehirli Abdullah Efendi’yi işaret etmiştir. Oraya varınca Abdullah Efendi, “biz sizinle daha evvel görüştük mü?” sorusunu yöneltmiş; “ilk defa geliyorum” cevabına karşı  görüştük, görüştük” diyerek rüyayı hatırlatmışlardır.
 

          Seydişehirli Abdullah Efendi, Mehmed Hilmi Efendi’yi sıkı bir erbâine sokmuş ve bu çilenin bitiminde hilâfet vermiştir. Kanaatimizce Mehmed Hilmi Efendi’nin  Seydişehirli Abdullah Efendi’ye intisâbı,  1882-1883 civarında olmuştur.

 

                   -devam edecek-

[1]Abdulvâhid Efendi, H. 1300, Rumi 1298 ( M.1882/1883) yılında vefat etmiştir. Mezarı, site üyesi bazı arkadaşlarımızın kolektif çalışması ile bulundu.  Mehmed Hilmi Efendi’nin Abdulvahid Efendi’ye intisâbı 1882-1883 civarında olmalıdır. (Geniş bilgi için bkz.: ABDULVÂHİD EFENDİ(Afganî, Yozgat Şeyhi) başlıklı yazımız) .

[2] Seyyid Harun, 1300’lü yılların başında Horasan’dan gelerek  Seydişehir’i kurmuş olan bir velidir.

[3] Abdurrahman Ayaz, Seydişehir Tarihi,   Konya-2003. (Bu kitabını imzalayıp gönderen Alaylar camii imam hatibi Abdurrahman Ayaz’a müteşekkirim.Geçtiğimiz yıl vefat etmiş, Cenâb-ı Hakdan rahmetler niyaz ederim.)

[4] Abdülkerim Abdülkadiroğlu, Ilgazlı Hacı Baba, İstanbul-1995.

 



Düzenleyen Hakkı Duran - 04.06.2011 Saat 14:22
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 17.02.2012 Saat 23:23

ÇERKEŞLİ HİLMİ EFENDİ'NİN DOĞUM VE VEFAT TARİHLERİ

 

   Astarlı-zade Mehmed HilmiEfendi’nin kabristanına konan kitabede  mürşidi Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi’nin vefat tarihi 1905 olarak yazılmıştır ki, bu tarih yanlıştır.

 

Sarı Baba Mezarlığı Astarlızade Hilmi Efendi Kapısının girişinde (sağda) Çankırı Belediyesince konulan Hilmi Efendi Biyografisi.

 
 
 

           Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi’nin doğum ve ölüm tarihleri konusunda yukarıda izahat vermiştik. Kendi elyazısı ile yazdığı Mevlid adlı eserinin başında doğum tarihi, 1254(1838) olarak kaydedilmiş olmasına rağmen oğlu Hasan Şemseddin Aydemir doğum tarihini 1259(1843) olarak vermiştir.  Nüfus kaydında da doğum tarihi 1843 olarak yer almıştır. Bu durum nüfusa  geç kaydedildiğini düşündürmektedir. Çocuk yaşta askere gitmsin diye özellikle erkek çocukların küçük yazdırıldığı bilinen bir husustur. Hasan Aydemir, nüfus kaydını esas alarak 1843 tarihini vermiş olmalıdır.

 

         Vefat tarihi ise düşürülen tarih ve Mevlid adlı eserinin başında …. (1324/1906) olarak kaydedilmiştir.  Ancak, Zilhicce ayının 22’sinde vefat etmiş olduğu belirtilmiştir. Bu durumda ölüm tarihi, 22 Zilhicce 1324 (6 Şubat 1907) gününe denk gelmektedir.

 

           Nüfus kütüğünde ise bu tarih gün olarak biraz farklı olup 14 Şubat 1907’dir. Nüfus kaydına göre Çerkeşli Hilmi Efendi’nin 1843-14 Şubat 1907 arasında yaşadığını söyleyebiliriz.  Astarlı-zade Mehmed Hilmi  Efendi 17 Şubat’ta, mürşidi  Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi 14 Şubat’ta vefat etmiştir ki, aynı ayın yakın günlerinde hakka yürümüşlerdir.

 

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 11.03.2012 Saat 03:04
 

ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ’NİN VEFATI ÜZERİNE HALİFESİ AHMET MECBUR EFENDİ[1] TARAFINDAN YAZILAN MERSİYE

 

Mürşidi Ekrem, Şeyhi Muazzam Esseydi Mehmet Hilmi Kuddise sırruh hazretlerinin mersiyesini müş’ir tarihi cevherdir”

 

Dilâ fehmet velâyet hatminin hurşidi rahşanı                                        

Gelince vakti Hak Çerkeş’te izhar eyledi anı

 

(Hak, zamanı gelince velâyet güneşinin sonuncu pırıltısını,  Çerkeş’te ortaya çıkardı; anla ey gönül! )                                      

 

Eğer namı şerifi Şeyh Muhammet Hilmi Çerkeş’te

Miyanı ehli tahkikte o şeyhi ekberi sânî

 

(Şerefli ismi Çerkeş’te Şeyh Muhammet Hilmi olsa bile, tahkik ehli arasında o, ikinci Şeyhi ekber “Muhiddin-i Arabi”’dir.)

 

O Musayı vakit, hikmette olmuş Hızr ile hemraz[2]

Velî firavn tıynet görse artar kibrü tuğyanı

 

(O, hikmette Hızır ile sırdaş olan zamanın Musa’sıdır ki, firavun karakterlilerin onu görünce kibir ve azgınlığı artar.)

 

Anın mahiyetin ehli hicap bilmez ki vasfetsin

Temamı neş’esidir sırrı Kur’an, feyzi furkanî

 

(Onun tamamen Kur’an feyiz ve sırlarından kaynaklanan halini, anlayışı perdeli olanlar bilemez ki anlatabilsin.)

 

Lisanül gaybe olmuş terceman elde Füsus[3], Mir’at

Hakayık sırrını söyler lisanı hikmet efşanı

 

(Elinde Füs’us ve Mir’at  olduğu halde gayb lisanına tercümanlık edip, hikmetler saçan dili hakikat sırlarını söyler.)

 

Cihadı ekber ile fethedip vahdet diyarını

Maarifle reşadet tahtının olmuştu sultanı

 

(Vahdet ülkesini büyük cihad ile fethedip, engin bilgisiyle olgunluk tahtının sultanı olmuştur.)

 

Anın feyzi kemali şemmesin zevk eyleyen uşşak

Ederdi asitanında hezeran canı kurbanı

 

(Onun olgunluk feyzinden birazcık tadan aşıklar, dergahında binlerce canı kurban etmekte tereddüt etmezdi.)

   

Hakikat haccu mi’racın eda etmişse de evvel[4]

Varıp cem’etti tekrar anları cismanî ruhanî

 

(Mana aleminde haccın ve mir’acın hakikatine ermiş olmasına rağmen bedenen de hacca giderek ruhi ve bedeni olarak ikisini bir araya getirdi.)

 

Anı takdis ile halk takdiri kıymetten olup âciz

Takındı başına Havva ana ol dürrü irfanı[5]

 

(Sıradan halk o irfan incisinin kıymetini bilmekten aciz olduğu için onu Havva Ana başına takarak değer verdi.)

 

Kemali ihtiramla ruhu ehli makberi Cidde

Sevindi hep görünce böyle kudsiyetlü mihmanı

 

(Cidde mezarlığındaki ruhlar, böyle mübarek misafiri görünce sevinerek yüksek bir saygı gösterdiler.)

 

Kemali feyzine mazhar anın kaim makamı hem

O Hafız Şakir eşşeyhül mukaddes Akçavirânî 

 

(Akçaviranlı  kutsal şeyh Hafız Şakir[6], onun olgunluk ve feyzine mazhar olmuştur ve aynı zamanda onun görevine vekalet edecektir.)

 

Anın feyzin arayan sıdk ile andan bulur bîşek

Velî her el yetişmez âlidir himmetli damanı

 

(Onun doğrulukla feyzini arayan şüphesiz bulur, Himmetli eteği öylesine yücedir ki, her  el uzatan ulaşamaz.)

 

Aceb mi cevheri eşkimle yazsam levhi tarihin

O yaktı firkatiyle âh bu kalbi müstemandanı

 

(Mahzun kalbimizi ayrılığıyla öylesine yaktı ki, tarih levhasını gözyaşımın cevheri ile yazsam acaip olmaz.) 

                            1324

Bihamdillah o zatın sofrayı feyzu kemalinde

Bu Mecbur sebkat etmiştir cemii kâse lîsanı

 

(Allah’a hamdolsun ki,  Mecbur o zatın olgunluk sofrasında bütün çanak yalayıcıların önüne geçmiştir.)

 
                  20 Zilhicce  1324(4 Şubat 1907)
 

Müdamı feyzi cari silsileyle ruhu pâkinden

İlâhî müstefit et haşredek bilcümle ihvanı[7]

 

(İlahi, bütün tarikat kardeşlerini kıyamet gününe kadar  temiz ruhuna silsileyle ulaşan feyizlerden istifade ettir.)

 

Nübüvvet hatmı mişkatından eyle müstefiz daim

Hemişe âşıkana feyz paş ervahı piyranı

 

(Son peygamberin nûrundan daima pîrleri feyizlendir ve  her zaman âşıklara  pîrlerin ruhlarından feyizler ulaştır.)

 
     NOT: Bu tarih manzumesi, Ahmet Talât Onay'ın Çankırı Şairleri adlı eserinden alınmıştır. Parantez içindeki açıklamalar tarafımdan konulmuştur.(H.Duran)


[1] Ahmet Mecbur Efendi(1853-1919): Çankırılı medrese âlimi ve şair. Çerkeşli Hilmi Efendi’den hilafet alarak Nakşibendi şeyhi olmuştur. Bu mersiyeyi hocasının Cidde’de vefatı üzerine yazmıştır. Türkçe dîvanı bulunmaktadır.

[2] Burada Musa(a.s), Hızır(a.s)  ve Musa(a.s.), firavun kıssalarına telmih vardır.

[3] Füsus’ul Hikem, Muhiddin-i Arabî’nin tasavvufî sırlar taşıyan  meşhur eseri. Çerkeşli M.Hilmi Efendi, Füsus’ul Hikem'i şerheden bir eser yazmıştır.

[4] Hakiki hac ve mî’raç: Mutasavvıflara göre, kâmil insanın gönlü nazargâh-ı ilâhi(tanrının baktığı yer)olup, gerçek Kâbe(beyt) gönüldür. Bu beyitte anlatılmak istenen budur.

[5] M.Hilmi, Cidde’de Hz.Havva’nın yeryüzüne indiği ve kabrinin bulunduğu yere defnedilmiştir. Şair buna işaret ediyor.

[6] Hafız Şakir:Ilgaz’ın Akçaviran Köyündendir. Hakkında ayrı bir yazı yayınlamayı düşünüyorum.

[7] 20 Zilhicce 1324 hicri tarihi, 4 Şubat 1907 ‘ye karşılık gelmektedir.

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 23.03.2012 Saat 16:21
 

ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ’NİN MEVLİD’İ

               “Mevlidün-n-Nebî fî hazret-i Hamsi’l-Külliye”

 

                                                                 “Ahad sırrından Ahmed sırrın anla

                                                                  Bir tahkîk z’anca sözdür eyü dinle

                              

                                                                  Ahad’den Ahmed’in bir mim dürür fark

                                                                  Cihân ol mîm içre olmuş durur gark”

 

 

          Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi’nin tam adı “Mevlidün-n-Nebî fî hazret-i Hamsi’l-Külliye” adlı eserini bize tanıtan Prof. Dr. Mehmet Akkuş, Süleyman Çelebi ve 60’ı aşkın şairin kaleme aldıkları mevlidlerden farklı olduğunu belirtmektedir. Beş hazret(hazerât-ı Hams) mutasavvıfların varlığın mertebeleri için kullandığı terimlerdendir. Beş hazret(hazerât-ı Hams):

1-Gayb-ı Mutlak,

2-Gayb-ı İzâfî,

3-Hazret-i Misâl,

4-Şehâdet-i Mutlak,

5-Hazret-i Câmia(insan).

 

            Nitekim Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi, bazı beyitlerde bu konuya açıklık getirmektedir.

                                   “ Mecâli ya’ni Beş hazret’dir anla

                                    Muhakkıklar sözün cân ile dinle

                       

                                    Ki bu beş mertebe beş âlem olmuş

                        Bu hazretlerde sâlik âdem olmuş”

 

Bu âlemler a’yân-ı sâbite, ceberût, melekût, mülk ve insan şeklinde de ifade edilmiştir. Bu fikirler İslâm dünyasında ilk defa Muhiddin İbnü’l-Arabî tarafından savunulmuş, vahdet-i vücud anlayışının temelini oluşturmuştur. Eflâtun’un ideler nazariyesi ile bağlantılı görüldüğü için Muhiddin İbnü’l-Arabî, bir kısım İslâm uleması tarafından kabul görmemiştir. Çerkeşli Hilmi Efendi’nin İbn-i Arabî’den bir hayli etkilendiği anlaşılmaktadır. Onun Füsûs-ı Hikem adlı eserini tercüme ve şerh etmiş olması da bunu göstermektedir.

Mevlidün-n-Nebî, 12 bölümden ve 207 beyitten oluşmaktadır. Mefâîlün/ Mefâîlün/Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.

Mevlidün-n-Nebî,      

                        “Çerkeşli Mehmet Hilmî Efendi

                        Bi’smillâhi’r-Rahmân’r-Rahîm

 

                        Nedir ma’na-yı Mevlid evvel anla

                        Nedir söz kasdını cân ile dinle

 

                        Hakîkatta nedir Mevlid taayyün

                        Ki ya’ni diye Hak bir şey içün kün

 

                        Taayyün hâs olursa gayb ilinde

                        İrade kâfirdir kudret dilinde

 

                        Bu yerde ca’li halk anlama zinhar

                        Ki esmâ vü sıfâtındır bu esrâr

 

                        Gel imdi mevlid’inin sırrını işit

                        Havâs u aklını başında iş it

 

                        Bu söze bulmak istersen mecâli

                        Gerek biline sana beş mecâli

 

                        Mecâli ya’ni Beş hazret’dir anla

                        Muhakkıklar sözün cân ile dinle

                       

                        Ki bu beş mertebe beş âlem olmuş

                        Bu hazretlerde sâlik âdem olmuş”                    

 

 beyitleriyle başlamakta, duâ ile son bulmaktadır.

 

                       

 

                           BÖLÜMLER:

1-Giriş

                        2-Gayb-ı Mutlak

3-Hazret-i Ervâh

4- Hazret-i Hayâl-i Mutlak

5- Hazret-i Şehâdet

6- Hazret-i İnsân-ı Kâmil

7-Mevlid-i Gayb-ı Mutlak

8- Mevlid-i Esmâî

9- Mevlid-i fî Hazreti Ervâh

10- Mevlid fi’ş-Şehâdât

11- Mevlid fî Beyânı Mutlak

12-Vech-i Te’hîr-i Mevlid-i Misâl-i Mutlak ez Mevlid-i Hazret-i Şehâdet

 

-Duâ metinleri.[1]



[1] Mehmet Akkuş’un bildirisi ve aktardığı Mevlidün-n-Nebî’nin tam metni için  bkz.,: “geçmişten geleceğe Çankırı” Çankırı Valiliği, III. Çankırı Kültürü Bilgi Şöleni Bildirileri, 28-29 Eylül 2005, s. 41-79.

 
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 24.05.2013 Saat 14:50
                    

                ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ’NİN EVLİLİKLERİ ve ÇOCUKLARI

  

      Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi(ö.1907), iki defa evlenmiştir. İlk eşinden dünyaya gelen iki erkek çocuğu 10-11 yaşlarında vefat etmişlerdir.

         Mehmed Hilmi Efendi, ikinci evliliğini Çerkeş Ören köyünden Şerife hanımla yapmış, bu evlilikten  altı evladı dünyaya gelmiştir. Bunlardan üçü küçük yaşlarda vefat etmişlerdir.  Sülalesi Hasan Şemsettin, Mehmet Celalettin ve Emine adlı üç evladı ile devam etmiştir.                        
          Şerife Hanım(1856-1936), 30 Eylül 1936’da vefat etmiştir.
          Oğullarından Mehmet Celalettin (1883-1933), 19 Aralık 1933 tarihinde Çankırı’da vefat etmiştir.
           Büyük oğlu Hasan Şemsettin Aydemir(1880-1954), 5 Kasım 1954’de vefat etmiş ve Çerkeş’te toprağa verilmiştir.
           Kızları Emin Aydın (1899-1968) ise, 19 Ocak 1968’de vefat etmiştir
. Allah rahmet eylesin!

     

                         BİR HATIRLATMA

         Seydişehirli Abdullah Efendi -Çerkeşli Mehmed Hilmi Efendi-Astarlızâde Hilmi Efendi ve Şeyh Abdulvâhid Efendi hakkındaki yazılarımızı 2005 yılında bu sitede yayınlamıştık. Geniş bilgi sahibi olmak isteyenlerin bu yazıları gözden geçirmelerini önemle tavsiye ederiz. Sitenin 2002-2005 arşivinde bulunan yazılarımızın yayınlanma tarihleri ve başlıkları :

 

03/02/2005   BİR "MERSİYE" DE GİZLENEN TARİH

05/02/2005    ÇERKEŞLİ VELÎ

12/02/2005   ASTARLIZÂDE HİLMİ EFENDİ’NİN TARÎKAT SİLSİLESİ

15/02/2005    NAKŞBENDÎ ŞEYHİ ABDULVAHİD EFENDİ

24/02/2005   ÇERKEŞLİ MEHMED HİLMİ EFENDİ

 

Not: Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi'nin fotoğrafı internet ortamında ilk defa tarafımızdan yayınlanmıştır. Fotoğrafı Seydişehir Tarihi yazarı merhum Abdurrahman Ayaz'ın kitabının son baskısından aldım.(H.Duran)



Hakkı DURAN
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek