2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Çankırı da "tırnaklı" vakti...
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇankırı da "tırnaklı" vakti...

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Konu: Çankırı da "tırnaklı" vakti...
    Gönderim Zamanı: 22.08.2010 Saat 14:34
 
Ramazan ayının olmazsa olmazlarının başında, pide gelir. Ramazan ayı ile birlikte özdeşleşen pidenin, Çankırı’daki diğer bir adı “Tırnaklı”dır.

İftardan hemen önce, fırından yeni çıkmış, üzerinden dumanlar tüten, uğruna insanların saatlerce sıra beklediği ve sigara tiryakilerinin “oruç başına vurunca”  asabiyetten sık sık kavga ettiği “Tırnaklı"yı Çankırılılar sıcak sever, soğuğuna bayat gözüyle bakarlardı.

Şimdilerde adına, Taş Fırın denen, o günlerin meşhur Kara Fırınlarında, pişen “Tırnaklı”nın üzerine sürülecek yumurtayı, susamı kişi kendisi getirirdi. Top patlamadan hemen önce, fırından henüz çıkmış, daha dumanı üzerindeki, evdeki kişi sayısı gözetilerek adeti belirlenen, gazete kağıdına sarılmış “Tırnaklı”yı koltuğunun altına aldığı gibi kulağı ezanda, hızlı adımlarla evinin yolunu tutardı.    

O geçmiş yılların Kara Fırınlarının en meşhurlarından birisi de, Avara (Müflis) Tepesindeki, Rahmetli Osman Dörtkaşlı’nın “Çiftçi Fırını”ydı. Çiftçi Fırını bu günlerde de faaliyetini sürdürse de, o eski ustalar kalmadığı için, artık o pideler yani “tırnaklılar” da yok artık.



Hatta çift sarılı yumurtasını, susamla karışık, çörek otunu özenle sardığı kese kağıdıyla ustanın önüne koyup sırasını bekleyen ve sıra beklerken sohbetine doyum olmayan, Çiftçi Fırınının devamlı müşterisi, rahmetli Mustafa Tarhanacı da yok. Tarhanacı, Ekmekçi Osman ile ahbaplığına güvenerek, “Tırnaklı”nın koltuk altında, yani ateşten uzak köşede pişmesini ister, bir de çift sarılı yumurtasının karışmamasını tembih üstüne tembih ederdi.

Geçmiş ramazanlardan birisinde, Çiftçi Fırınında pasa atarak kısa süreli de olsa, ekmekçi çıraklığı yapmışlığımız vardır. O nedenle de dağarcığımızda o günlerden kalma az çok anı vardır. Dinlemek ister misiniz...

*  *  *

O günlerde, ramazan nedeniyle fırında işler yoğun olurdu. Ancak çalışacak eleman sıkıntısı çekilmezdi. Çünkü muhabbetin en koyusu, sohbetin ve tatlı tatlı takılmaları en alası orada olurdu.

Kürekçi (pişirici) İsmail Ağa, bir yandan ateşin karşısında terlerken, sıra tartışmalarından bunalınca ve oruç da başına iyice vurunca, kızar; “ekmeğinizi biz pişiriyoruz” öğlen pişirdiği göveç ve tele dizilmiş “gömmelik” patlıcanları kastederek, “yemeğiniz biz yapıyoruz, sizin hanımlar evde ne yapıyor?” diye, hiddetlenerek sorardı müşterilere. İsmail Ağa biraz sert mizaca sahip olduğu için ve de kürek elinde olduğundan kimse fazla ses çıkaramazdı.

“Tırnaklı” üzerine sürülecek yumurtalar karışırsa bazen, orucun da etkisi ile tartışma çıkardı. “Benim yumurtalar iriydi, çift sarılıydı” diyene, Ekmekçi Osman (Dörtkaşlı) Ağa; “Aha, senin pidenin üzerine işaret koydum, bak adını yazıyorum” diyerek, fırına sürülen hamurun ucuna küçük bir kağıt yapıştırarak tartışmayı sonlandırırdı.


ÇİFTÇİ FIRINI MÜHLİS (AVARA) TEPESİ ÇANKIRI



Çiftçi Fırınında çıraklık yapanlar ise, şimdi TAI Genel Müdürü olan Muharrem Dörtkaşlı o yıllarda ODTÜ’de öğrenciydi, fırının kasasında dururdu, para alma, para üstü verme işinden sorumluydu, Ne de olsa mühendislik okuyordu. O günlerden hatırladığım bir anekdota göre, pide alan yaşlı bir Çankırılı amca, Muharrem Dörtkaşlı’ya “Efendi ağa okulu bitirince ne olacaksın?” diye sormuş. ODTÜ Makine Mühendisliği son sınıfta okuyan Muharrem Dörtkaşlı da; “Mühendis olacağım amca, acaba biraz daha okusam Ormancı olabilir miyim?” diye cevap verince, amcanın cevabı “De get lan işine!” olmuş.

Ortalığı temizleme, süpürme, fırından çıkan pideleri düzgünce istifleme işi Şahap Erbil'den soruluyordu.

Pişirici, yani kürekçi Kembağlı İsmail Ağaydı. Ramazan pidesinin diğer adının da “Tırnaklı” olmasında emek sarf eden, tırnakçılar ise her ikisi de rahmetli olan baba-oğul Osman ve Recep Dörtkaşlı idi.

Geçmiş o yıllardan hayal meyal başka yüzleri de hatırlıyor gibiyim, Kanal D eski haber spikerlerinden, bu günlerde Kanal B Haber Müdürü olan Metin Kayıhan’ın da Çiftçi Fırınının önünde; “Koş vatandaş koşşş, yeni çıktı fırından, dumanı üstünde, yetişen alıyooorrr. Gel vatandaş geeel sıcak pideye geeell” diye bağırarak "tırnaklı" sattığını hatırlıyorum. O günlerden belliydi, sesinin güzelliği. Ve ben didiydim.

Ben ne mi yapıyordum? Yukarıda söyledim ya, ben pasa atardım, hamura tırnakları ile şekil verenlerin önüne, pasa atmayı kolay bellemeyin, ekmekçilikte, pidecilikte pasa atmak en önemli görevdir. Pasa atmak ustalık ister. Usulü adabı vardır. Her önüne gelen pasa atamaz.

Ah, ah nerede o eski ramazanlar ve Çankırı’nın üzerine çift sarılı yumurta sürülmüş, bolca susam ve çörek otu serpilmiş “Tırnaklılar"ı…

Fotoğraf 1: "Tırnaklı" denilen ramazan pidesi. Fotoğraf 2: Kimler geldi kimler geçti! Hey gidi Çiftçi Fırını hey... Tırnaklı'ya devam... (Fotoğraflar: İbrahim Zencirci Arşivi)

 



Düzenleyen haberci - 01.08.2011 Saat 12:04
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
sancakalperen Açılır Kutu Gör
Üye
Üye


Kayıt Tarihi: 01.02.2007
Status: Aktif Değil
Points: 6
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2010 Saat 00:15
yine çankırı nın ramazan kültürüne ait çok zevkle okuduğum bir anektot paylaşmışsınız.
babanemler stadyumun sanat okulu tarafında otururlardı,bizde arkadaşlar sanat okulun bahçesinden topun atılmasını beklerdik heyecanla,top patladı diyerek koşardık evlere,en yakını bizimdi şüphesiz...
ibrahim ağbi hiç unutmam pastırmalı yumurtanın o tırnaklı ile damak zevkini,her zaman ,her ramazan aklıma gelir.ve yaparım pastırmalı yumurtamı ve pidemi alırım amaaa,tutmaz be ağbi o çankırı lezzetini...saol varol kalemine yüreğine sağlık...alper..
Yukarı Dön
Melek Varvar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 19.07.2008
Status: Aktif Değil
Points: 92
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2010 Saat 13:58
Harika bir yazı olmuş İbrahim Bey. Ramazan pidesinin "tırnaklı" adıyla tanındığını da öğrenmiş oldum. Eski ramazanlar gerçekten güzelmiş. Belki de daha çok emek verildiği için. Daha çok sıra beklendiği için... İftara ne güzel olurdu şimdi anlattığınız yumurtalı, susamlı ve çörekotlu pidelerden olsaydı. Kolay elde ettiğimiz hiçbir şey o kadar değerli ve tatlı olmuyor... Anılarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Kaleminiz daim olsun... 
Melek Varvar
Yukarı Dön
Metin YILMAZ Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 13.09.2009
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 1325
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.08.2010 Saat 17:59
Hani Köroğlu'nun meşhur bir sözü varya: "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" diye...O hesap Matador fırınlar icat edilince de ekmekte, pide de bozuldu.
Gerçekten o pidenin ne kokusu , ne de tadı unutulur....
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek