2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Hakkı DURAN
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - ORTA'LI ŞEKERCİ HACI MUSTAFA
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumORTA'LI ŞEKERCİ HACI MUSTAFA

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: ORTA'LI ŞEKERCİ HACI MUSTAFA
    Gönderim Zamanı: 08.09.2010 Saat 01:34

 TÜRK ŞEKERCİLİĞİNİN İKİ NUMARALI İSMİ:

 
 
         ORTA’LI HACI MUSTAFA 
 
                                                                   Hakkı Duran

 

         22.10.2006’da bu sitede yayınladığımız  “ŞEKERCİLİK ZANAATI ve ÇANKIRILILAR” başlıklı yazıya 27.09.2008 tarihinde şöyle bir ekleme yapmıştım:

 

                     "ÇANKIRILI ŞEKERCİLER

 

              Çok sayıda Çankırılı'nın Osmanlı dönemi İstanbul’unda şekercilik sektörünü elde tuttukları kesindir. Yukarıda Hikmet Turhan Dağlı’nın bahsettiği Çankırılı Mehmed Ağa, onun ustası Hicâz’da vefat eden Çankırılı Osman Ağa şekercilerin pîrlerinden idi..

 

                 ÖZEMRE'NİN KAYDETTİKLERİ

 

              25 Haziran 2008’de ebedî âleme göçen, merhum ilim adamı, yazar Ahmet Yüksel Özemre, “ÜSKÜDAR'IN KAYBOLAN LEZZETLERİ” başlıklı makalesinde şekercilerden de bahsetmektedir. Üsküdar’daki şekercileri değerlendiririken, “lezzet ve nefâset bakımından Bahçekapı'daki Şekerci Hacı Bekir'inkilerini de Hacı Mustafa'nınkileri de aratmazdı.”ifadesini kullanıyor. 1935 doğumlu Özemre’nin küçüklüğü denilince 1940’lı ve 50’li yılları göz önüne almamız gerekiyor.

 

            Burada Hacı Bekir’den sonra adı geçen Hacı Mustafa’nın Çankırı’lı olduğunu tespit ettim. Bilgilere ulaşmaktaki bazı güçlükler sebebiyle yazmam gecikti. Mevcut bilgiler çerçevesinde-bu yazı uzadığı için- ayrı bir başlıkta ele almaya gayret edeceğim.”

 

                       ÖMER DEMİRTAŞ'IN ANLATTIKLARI

 
           Şekerci Hacı Mustafa’nın adını ilk defa geçen yıl vefat eden Kalfatlı Hayyam Ömer lakabıyla anılan Ömer Demirtaş’tan[1]

 duymuştum. Onun dedesi Mahmut Efendi İstanbul’da şekercilik yapanlardanmış. Köyde Mahmut Kalfagil olarak anılıyor bu aile. 4 sene kadar oluyor, merhum  Ömer Demirtaş ile câmi avlusunda  sohbet etmiştik.    Ömer Demirtaş, İstanbul’a ilk defa 1939’da gitmiş. Dedesi Mahmut Kalfa’nın açtığı şekerci dükkânı Küçükpazar’da imiş. Bu işi Mahmut Kalfa’dan sonra oğlu Mustafa Demirtaş devam ettirmiş.

 

                      Bahçekapı’da  Hacı Bekir’in dükkânı karşısında eski bir şekerciden bahsetti Hayyam Ömer.  Ortaköylü  Hacı Mustafa Efendi açmış bu işletmeyi. Oğlu Cemil bu işi devam ettirmiş. Bu müessese halen devam ediyormuş. Daha fazla bilgiyi nereden alabilirim diye araştırdım. Orta merkezde Hacı Mustafa ile aynı sülâleden kişiler olmasına rağmen bir malûmat elde edemedim. Kalfat’ta Hacı Mahmutgil’den Halil Şekerci’nin  Ortalı Şekerci Hacı Mustafa sülâlesinden olduğunu öğrendim. Halil Şekerci’nin oğlu Hâfız Yaşar Şekerci ile görüştüm ve biraz daha ek malûmat alabildim.

 
                                   -İşletmenin bugünkü durumu-
 
 
               Kalfatlı Hâfız Yaşar Şekerci, şu bilgileri verdi:
 
              Şekerci Hacı Mustafa, Orta’lı olup aynı zamanda hâfızdır. Müesseseyi babası Hacı İsmail Hakkı Efendi kurmuştur. Kuruluş tarihi 1865’dir.(Resmi tarih, 1864’dür..Hakkı Duran)

              Hacı Mustafa'dan sonra oğlu Cemil bu işi devam ettirmiştir. Halen dükkan Bahçekapı’da Hacı Bekir’in tarihi dükkânının karşısında faaliyetini sürdürmektedir.

               Cemil’den sonra işi onun evladı Sönmez bir süre devam ettirmiştir. Daha sonra bu köklü müesseseyi  başka bir işletmeciye devretmişlerdir.

               Hacı Mustafa’nın kardeşi Şekerci Ömer ve yeğenleri Halil Şekerci de bu sektörde faaliyet göstermişlerdir. Yaşar Şekerci, Hacı Mustafa’nın 1944’de vefat ettiğini nakletti..[2].

 
 
                  -devam edecek-

[1]Ömer Demirtaş 12 Haziran 2009 günü vefat etmiştir.

[2] Hâfız Yaşar Şekerci, Halil oğlu, 1938 Kalfat doğumlu. Kışın İstanbul’da,  yazları Kalfat’ta ikâmet eder. (Bu görüşmeyi 3 Kasım 2007’de yaptık. Hakkı Duran)



Düzenleyen Hakkı Duran - 09.09.2010 Saat 11:47
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 08.09.2010 Saat 01:46
          EN ESKİ DÖRDÜNCÜ ŞİRKET
                     
            Şekerci Hacı Mustafa'nın babası İsmail Hakkı Efendi tarafından kurulan şirketi, Osmanlı döneminde kurulan ilk şirketlerden biridir. Ülkemizin en eski dördüncü şirketi olup, Ziraat Bankasından sadece bir yıl sonra kurulmuştur.
 
              

                TÜRKİYE’NİN EN ESKİ ŞİRKETLERİ      

 
                                       

      Müessese adı               Kurucusu                     Kuruluş tarihi

                        

        Hacı Bekir Lokumları         Hacı Bekir                        1777

 

              İskender           Mehmetoğlu İskender Efendi        1860

                        

             Ziraat Bankası         Mithat Paşa                            1863

                                                       

              Hâfız Mustafa   İsmail Hakkızâde                    1864

                                      

           Vefâ Bozacısı               Hacı Sadık                           1870

 

 

                                     -devam edecek-

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 09.09.2010 Saat 10:43
 
 
   KONUMUZLA İLGİLİ YAYINLANMIŞ BİR MAKALE
 
        İstanbul sosyal hayatı ve tarihi ile ilgili araştırmalar yapan araştırmacı-yazar Mehmet Mazak[1], Türk Şekerciliğinin 2 numaralı ismi Orta’lı Şekerci Hacı Hâfız Mustafa hakkında bir çalışma yapmış. Bu yazıya yakınlarda muttâli oldum. Konuyla ilgili bilgilere ulaşmakta zorluklar yaşarken, hazır bir şekilde  önünüze gelmesi,  hazine bulmak gibi  bir şey.  Yazarın ülkemizin en eski işletmelerinden biri olan Hâfiz Mustafa şirketinin dünü ve günümüzdeki durumunu anlatan makalesini buraya iktibas edeceğim. Kendisine bu ve diğer çalışmaları için teşekkürler…
 

          Şekerci Hafız Mustafa 1864

                                            Mehmet Mazak

 
       "Ülkemizde yaşanan sosyal, siyasal, ekonomik, teknolojik değişimlerin ve gelişimlerin olumlu ve olumsuz etkilerine rağmen, bir asrı devirip varlığını devam ettiren işletmeler dikkati çekmektedir. Bu yüzyıllık işletmelerin bazıları ailelerine, geleneklerine ve göreneklerine bağlı kalarak, bazıları da değişen teknoloji ve gelişmeleri takip ederek ayakta kalmayı başarmışlardır.

        Ülkemizde gıda sektöründe hizmet veren ve köklü bir tarihe sahip olan Hafız Mustafa Şekerlemeleri’nin 145 yıllık tarihi öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hafız Mustafa İşletmesinin bu köklü geçmişi boyunca tek şube olarak kaldığı, aile şirketi olarak yola başlayıp beşinci kuşaktan sonra aile dışından kişilere devredilmesine rağmen varlığına hiç ara vermeden nasıl devam ettiğinin hikâyesi konumuzu oluşturmaktadır.

         Şekerci Hafız Mustafa, Osmanlı Devleti döneminde Sultan Abdülaziz’in saltanatının ilk yıllarında günümüzde Bahçekapı-Eminönü’nde Hamidiye Caddesi olarak bilinen caddenin seksen altı numaralı dükkanında  Çankırı’nın Orta Beldesi’nden İstanbul’a sarraflık yapmaya gelen İsmail Hakkı Zade tarafından 1864 yılında kurulmuştur. İsmail Hakkı Zade dükkanın bodrum katında dibek taşıyla akide şekeri yapmaya başlamıştır. İsmail Hakkı Zade dükkanı işletirken oğlu Hafız Mustafa dükkanın yakın çevresinde bulunan Arpacılar Cami’inde gönüllü olarak müezzinlik yapmaktaydı. Aynı zamanda babasının dükkanında tatlıcılık ve şekercilikle ilgilenmiştir. Hafiz Mustafa’nın ilk poğaçayı bulan ve imal eden kişi olduğu bilinmektedir. Dükkanda şekerlemelerin yanında hamur işi poğaçayı müşterilerine sunarak alternatif müşteri kazanmıştır. Bu konuda kendini geliştirerek babasından işi devralmıştır ve 1926 ile 1938 yılları arasında şekercilik ve tatlıcılık alanında Avrupa’da 11 adet madalya kazanmıştır.

          Hafız Mustafa’nın oğlu Cemil Bey şekerlemeciyi bir süre işlettikten sonra Cemil Bey’in eşi Vasfiye Hanım ve kızı Sönmez Katman tarafından işletilmiş ve Hafız Mustafa Şekerlemeleri bu dönemde en parlak günlerini yaşamıştır. Özellikle Vasfiye Hanım’ın çalışanları üzerindeki otoritesi ve kurduğu disiplin, işletmenin başarısını oldukça etkilemiştir. Sönmez Katman’dan sonra oğlu Mustafa Nihat Katman işletmenin başına geçmiş fakat başka alanlara yönelmek istediği için işletmeyi kısa bir süre içerisinde 1993 senesinde aile dışından Mustafa Altuncu’ya devretmiştir. 1993 – 2007 yılları arasında Hafız Mustafa Şekerlemesi Mustafa Altuncu tarafından işletilip, 2007 sonrasında işlerin başına Avni Ongurlar geçmiştir. İşletmenin faaliyetleri 18 aydır başarılı bir şekilde Avni Ongurlar tarafından devam ettirilmektedir. Yaptığımız çalışmada 145 yıllık bir işletme olarak faaliyet gösteren Hafız Mustafa Şekerlemeleri üç kez el değiştirmiş, işletmeyi beşinci kuşaktan devralmış olan Mustafa Altuncu 14 yıllık süre içinde şubeleşmeye gitmek istemesine rağmen şartlar buna elvermemiştir. Son 18 aydır şekerlemeciyi işleten Avni Ongurlar ise bu konuda şubeleşmeye gitmeyi tercih etmediğini, şuan işletmeyle ilgili tek amacının işletmenin çeşitli nedenlerle kaybettiği müşterilerini geri kazanmak olduğunu ve bu amaçla bütün çabalarını tek şubeye odaklayacağını belirtmiştir.

           Hafız Mustafa Şekerlemeleri bir aile şirketi olarak yıllarca varlığını sürdürmüş ancak 5. Kuşaktan sonra aile dışından Mustafa Altuncu’ya işletme devredildikten sonra aile bireyleri şekerlemeciyle olan bağlarını koparmıştır. İlginç olan aile bireylerinin bu kadar keskin bir şekilde işletme ile bağlarını koparmış olmalarına rağmen, Mustafa Altuncu’nun şekerlemecinin tarihine bu kadar bağlı kalması ve başkasına devrettiği halde hala sahip çıkmasıdır.
         Bugüne kadarki el değiştirmelerde Hafız Mustafa İşletmesinin içinde birçok değişim ve yenileme çalışmaları yapılmış ancak tarihi dokunun bozulmamasına da önem verilmiş. Alt katta duvarlar çinilerle kolonlar ise ahşap kaplama ile kaplıdır. Duvarlardaki resimler ve süslemeler de tarihi ayakta tutmaya destek olmaktadır. Üst kattaki kafeteryada da tablolara ve süslemelere yer verilmiştir. Bununla birlikte masalarda konukların ilgisini çekebilecek Türkçe ve İngilizce yazılar ve dergiler de bulunmaktadır. Üst katta tavan alçak olduğu için, kimseye zarar vermemesi amacıyla kirişlerin yumuşak bir malzemeyle kaplanması da ince bir düşüncenin eseri olsa gerek. Bununla birlikte Hafız Mustafa, gülsuyulu kahve ve cappucinolu sahlep gibi ilginç lezzetleriyle de ürün yelpazesini genişletmiş ve müşteriler tarafından bu lezzetler çok beğenilmiştir.
 
           En çok dikkatimizi çeken şey ise; servis yapılan tabaklarda, bardaklarda ve fincanlarda altın rengi yaldızlarla işlenmiş olan ‘Hafız Mustafa 1864’ ve işletmenin ambleminde de yer alan eski türkçe ‘İstanbul’ yazısı oldu. Özellikle çay bardaklarında ve tabaklarında bile bu detayın düşünülmesi çok hoşumuza gitti.
 

       Hafız Mustafa Şekerlemeleri’nin son iki işletmecisi olan Avni Ongurlar ve Mustafa Altuncu ile görüşmelerimizde, iki işletmeci de manevi güçlerin bu dükkanın yıllardır ayakta kalmasını sağladığını düşünmeleri oldu. İşletmenin tam karşısında I. Abdulhamit Türbesi (burada Hz. Muhammed’in orijinal ayak izi bulunmaktadır fakat türbede 6 aydır restorasyon çalışmaları yapıldığı için ayak izi geçici olarak başka biz yere gönderilmiştir.) ve yakınlarında Hafız Mustafa’nın fahri olarak müezzinlik yaptığı, İstanbul’un ilk camisi olan, Arpacılar Camii bulunmaktadır. 145 yıllık bir işletme olan Hafız Mustafa Şekerlemelerinin ayrı bir yeri ve önemi olduğu kanısındayız. Hafız Mustafa Şekerlemeleri aile şirketi olarak varlığına başlamış, ancak uzun yıllar bu şekilde işletildikten sonra üç defa el değiştirmiştir. Hafız Mustafa Şekerlemeleri 145 yıl önce kurulduğu yerde,  bugüne kadar faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir.


                Sonuç olarak, araştırmalarımız boyunca Hafız Mustafa Şekerlemeleri gibi 145 yıllık bir işletmenin nasıl ayakta kaldığı gözlemlenmiştir. Aile ile işletme arasında bağlar kopmuş olsa bile, işletmeyi devralanların şekerlemeciyle olan manevi bağlılıkları, işletmenin daha da uzun yıllar boyunca ayakta kalacağının göstergesi olmuştur.

                    145 yıllık geçmişin tanığı ve geleceğe miras Hafız Mustafa Şekerlemelerinin dili olsa belki bizlere, Osmanlı’nın son dönemindeki İstanbul’un kalbi Eminönü sokaklarının ve Bahçekapı semtinin gündelik hayatının kareleri arasında yer alan görselleri bize anlatırdı. Bu görseller arasında ilk sokak aydınlatmasını, ilk atlı tramvayları, birinci ve ikinci meşrutiyeti, Sultan Abdülaziz’den sonraki, Sultan II.Abdülhamid, Sultan Mehmet Reşat ve Sultan Mehmet Vahdettin’ini saltanat yıllarını bize anlatırdı. İstanbul’un işgalini, Cumhuriyetin kuruluşu ve Osmanlı Devleti’nin son bulmasınının hikayesini bizlerle paylaşırdı. Kısaca Hafız Mustafa işletmesi 145 yıllık tarihi ile birçok sosyal değişimi yaşamış ve hala ilk günkü açıldığı yerde siz değerli müşterilerini ağırlamayı beklemektedir."

 
 
    -devam edecek-
 
      Türk-İslâm âleminin ve bütün okuyucularımızın Ramazan bayramını kutlar, şeker tadında nice bayramlar dilerim.

[1] Mehmet Mazak, 1971  Mersin- Erdemli doğumlu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede Yüksek lisans yapmış. İstanbul Kültür Sanat A.Ş.’de eski eserler ve arşiv uzmanı olarak görev yapıyor. İstanbul sosyal ve kültürel tarihine dair yayınlanmış bir çok kitap ve makaleleri bulunmaktadır.

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 29.08.2011 Saat 18:27

                             ŞEKERCİ İSMAİL HAKKI EFENDİ’NİN OĞULLARI

                       HAFIZ MUSTAFA KANTMAN ve ÖMER LÜTFİ CEBECİ

       Türk şekerciliğinin Hacı Bekir'den sonra gelen en eski ve en güçlü ismi Orta'lı İsmail Hakkı Efendi'nin iki oğlu ve yeğeninin de şekercilik alanında faaliyet gösterdiğini ifade etmiştik. Kuruluşu 1864 yılına dayanan müessese daha ziyade Hafız Mustafa'nın adıyla şöhret bulmuştur.

 

               Milliyet gazetesinde yer alan bir vefat ilanından Hafız Mustafa’nın kardeşi Ömer’in tam adının Ömer Lütfi ve soyadının Cebeci olduğunu öğreniyoruz. Hafız Mustafa’nın –Kantman[1] - soyadını aldığını belirtmiştik. İsmail Hakkı Efendi’nin iki oğlunun farklı soyadları almış olduklarını tespit ediyoruz. İlan metni aşağıdaki gibidir:

 

                                                 VEFAT

                      Beykoz eşrafından merhum şekerci ve tacir  İsmail Hakkı Efendi’nin torunu, merhum şekerci Ömer Lütfi Cebeci ve merhume Ayşe Cebeci’nin oğulları, merhum şekerci Hafız Mustafa  Kantman’ınyeğeni,


                                 SELİM CEBECİ

 

vefat etmiştir. Cenazesi 3.11.1977 Perşembe günü öğle namazını müteakip Şişli Camiinden kaldırılarak Beykoz’daki aile kabristanına defnedilecektir.

 

                                                                                          AİLESİ

 

 NOT: Çelenk gönderilmemesi rica olunur.

           (Milliyet Gazetesi, 3.11.1977)

 
[1] Mustafa Mazak’ın üstte iktibas ettiğimiz yazısında Hafız Mustafa’nın soyadı Katman şeklinde kaydedilmiş olmakla beraber doğrusu Kantman olacaktır. (Hakkı Duran)
Hakkı DURAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 04.03.2013 Saat 13:14

BURHAN FELEK, HAFIZ İSMAİL'DEN BAHSEDİYOR

            Uzun bir ömür süren ve bu ömrün yaklaşık 70 yılını gazetecilik yaparak geçiren Şeyhü’l-Muharririn ünvanlı Burhan Felek, bir yazısında meşhur şekercilerden Şekerci Mustafa'nın babası Hafız İsmail'den söz ediyor. Yazı 1985 tarihli.

           “Türkler tatlıya meyilli olan bir millettir. Çeşitlerini burada saymaya lüzum görmediğim envai türlü hamur tatlıları yanında ve bize mahsus aşure, zerde, gülbeşeker, güllaç ve çeşitli reçeller başka dünya memleketlerinde emsâli olmayan şeylerdir.

         Şekercilik de bunlardan bir sanat kolu idi ki, 100 sene evvel merhum Hacı Bekir’in himmetiyle inkişafının zirvesine çıkmıştı. Ben şekerciliğimizin bu parlak devrine yetiştim. Hacı Bekir’in sağlığını bilirim.[1] Hâlâ bulunduğu Bahçekapı’daki dükkânından meşhur acıbadem kurabiyesi ve pandispanya aldığımızı hatırlarım. Şekercilik Hacı Bekir’de şöhretini bulmakla beraber, başka şöhretli şekerciler de vardı. İşte Şekerci Cemil Bey de bunlardan biriydi. Hacı Bekir’in karşısında Hâfız İsmail isminde bir şekerci daha vardı. Dükkanı hâlâ duruyor.  [2]

 -------------------------------------------------------------------------------------------------


[1] Buradaki "Hacı Bekir'in sağlığını bilirim" ifadesi izaha muhtaçtır. Hacı Bekir’e dair yazılarda onun ilk dükkanını 1777’de açtığı ifade ediliyor. Bu tarih doğru ise, 1889 doğumlu Felek’in onu bilebilmesi ne derece mümkündür, müessesenin kuruluş tarihinde mi bir hata vardır, şimdilik bunu kaydetmekle yetiniyoruz.

 2 Burhan Felek, 1889'da İstanbul'da doğdu ve Hukuk Mektebi'ni bitirdi. Mesleğe Ahmet Rasim'in Donanma Dergisi'nde başladı. Tasvir-i Efkar Gazetesi'nde spor ve foto muhabiri olarak çalışan, Vatan, Millet, Yeni Ses, Tan, Cumhuriyet ve Milliyet gazetelerinde yazarlık yapan Felek, 1925'ten başlayarak son günlerine kadar köşe yazılarını sürdürmesi sebebiyle '''Şeyhü’l-Muharririn'' unvanı ile ödüllendirildi. 1982 yılında vefat etti.

  

 

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek