2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Söyleşiler » Diğer Söyleşiler
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Çankırı'yı Aydınlatan PARILTI-3
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇankırı'yı Aydınlatan PARILTI-3

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
turgut_reis Açılır Kutu Gör
haberci
haberci
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ÇANKIRI
Status: Aktif Değil
Points: 393
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı turgut_reis Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Çankırı'yı Aydınlatan PARILTI-3
    Gönderim Zamanı: 08.10.2010 Saat 09:14

Türk Ocakları Çankırı Şubesi Başkanlığı tarafından merhum Namık Kemal PARILTI anısına onun fikirlerini yaşatmak ve örnek alınması amacıyla Çankırı’yı Aydınlatan Parıltı adlı bir kitap çıkartmıştır. Kitabın içeriği aşağıda dır.

 

(3.Bölüm)

 

RAHMETLİ KEMAL PARILTI’NIN BAŞBUĞUN SEYDİ KÖYÜNDE

HACI MURAD-I VELİ’Yİ ZİYARETİNDE

YAPTIĞI KONUŞMA

 

Efendim. Ziyaretinde bulunduğumuz Hacı Muradı Veli 1100-1200 yılları arasında yaşamış bir Horasan eridir. Doğum ve ölüm tarihleri Ahmet Yesevi’nin kemal zamanına rastlar. Kendilerinin irşadından sonra Anadolu’da görevlendirilen kırk bin Horasan ereninin ileri gelenlerinden biridir. Yerleş­miş olduğu bu sahanın geçmişine biraz bakarsak onun hizmetinin büyüklüğü­nü derinlemesine anlama imkânı buluruz.

 

Eldivan 3. ve 4. asırlarda Hıristiyan dünyasının İncil üzerine münakaşa­lar için konsül toplanan yerdir. Bundan sonra da İznik’te toplanılmış ve dört tane İncil üzerinde ittifak edilmiştir. Ahmet Yesevi’nin yetiştirip gönderdiği kırk bin kişiden bir tanesidir. Ahmet Yesevi’nin geliştirdiği metodun özünü bilmedikçe bu harekâtın azametini de anlamamız da mümkün değildir. Ahmet Yesevi, Zeki Velidi Togan’ın kayıtlarından öğrendiğimize göre, Kabil Kütüp­hanesinde Menakıbı Hakaniye diye bir eseri vardır. Bu eserin muhtevasında; devlet kurmuş olan Türk topluluklarının devlet başkanlarının; fikri, inanç, kabiliyet devlet idare edebilme güçleri üzerinde araştırma yapmıştır. Ayrıca Ahmet Yesevi Hazretleri Oğuz Boylarının kültür, sosyal ve sosyal psikolojik araştırmalarını yapmıştır. Bu mevzuda elimize intikal etmeyen bir tarih eseri olduğu söyleniyor. Ahmet Yesevi Hazretleri kendi döneminde bu günün ta­biriyle din sosyologudur, antropologudur. Bir halkiyatçıdır. Dil uzmanındır. Mensup olduğu dinin bütününü ve o dine bağlı olan diğer kuruluşlarla örf ve örfün dışındakileri çok iyi bilir. Ahmet Yesevi Hazretlerinin hazırladığı bu metod Milli Devlet Politikasının ilmi tarafıdır. Ahmet Yesevi Hazretleri bu metodu nereden almıştır. 8. ve 9. asırlarda Farabilerin, 9. asırda İma­mı Maturîdilerin hazırladığı İslam ve Türk ilim eserlerinden istifade ederek İslam’la mecz ettiği bu ilmi değerle Türk-İslam Düşüncesinin ilmi tarafını ha­zırlamıştır. Esas kaynağı Hz. Peygamberdir. Eğer Arap Dünyasının tarihin­den hareketle bu noktaya gelirsek hakikati daha kolaylıkla anlamamız müm­kün olur. Hz. Peygamber Medine-i Münevvereye teşriflerinden sonra devleti kurarken iki şeye istinad etmiştir. Bir tanesi Kurandaki insanlık için gerekli olan ana prensipler, ikincisi de Kureyş ve Arap örfüdür. Yani Arap Kültürü ile İslamı mecz ederek devleti kurmuştur. Bu devletin bünyesinde ferdin ve toplumun şuuru, hüviyeti, hürriyeti ve iradesi hâkimdir. Bu devlet sistemi o güne kadar devlet kurmamış Arapları on sene içinde bütün Arap Yarımada­sına hâkim kılmış, otuzuncu senesinde ise Cebeli Tarık’tan Maveraünnehire kadar bir devletin gelmesine sebep olmuştur. İşte Ahmet Yesevi Hazretleri Cenabı Peygamberin bu metodunu ve onun Medine-i Münevvere’de vaaz et­miş olduğu elli küsur maddelik anayasasını ve İslam’ın Kurandaki toplum hakkında verilen hükümleri ve metodları mecz ederek meydana getirdiği bu metodla zemin olarak İslam’la henüz tanışmamış, İslam’dan önce de başka din sahibi olmamış Türk grupları üzerinde çalışmıştır. Bunlar Oğuz Boyları­dır. Nasıl Arap Dünyası hiç devlet kuramamış idi ise, Oğuz Boyları da Oğuz Handan sonra devlet kurmamıştır. Ahmet Yesevi Hazretleri bu devlet yapısını en güzel zemin olan Oğuz Boylarında tatbik etmiş ve bu tatbikatın neticesi de Selçuklu, Osmanlı ve bu gün ki Türkiye Cumhuriyetidir.

 

İşte sosyal psikoloji ve sosyal değerler hakkında tam bilgimiz olmazsa devletin bekasını temin edemediğimiz hakikatine varırız.

 

Avrupa’da 15. yüzyıla kadar devlet yoktu. Ne zamanki İngiltere kendi kilisesini kendi örfü ve kültürü ile birleştirince devlet olmuştur. Almanya buna 1800’lü yıllarda ulaşmıştır. Fransa ise Kalvenizimle buna ulaşmıştır. İtalya or­jin olarak Katolik olduğu için Katolik kökende birleşerek devletini kurmuştur. Bu arz etmiş olduğum husus yalnız Ahmet Yesevi’ye ait bir metod değildir.

 

Sosyal yapının devletleşebilmesi için iki şeye ihtiyaç vardır. Biri o top­lumun kendi kültürü, diğeri ise inancıdır. İslam toplumlara dinamizm getiren düşünce ve sosyal yapı sistemidir. Din sistemidir. Hiç devlet kurmamış, otur­duğu şehrin dışına çıkamamış, kendi kardeşini öldüren bir toplumdan cihan­girane bir toplumu meydana getiren İslam’daki bu dinamizmdir.

 

Şimdi Türkiye’de deniliyor ki: ‘Sadece İslam.’ Sadece Türk denilmiyor Allaha şükür. Şimdi burada; kültür ve imanın meydana getireceği dinamizmi kaybetmemizin metodu yatmaktadır. Bunu arz etmekten maksadım mensubu olunan bu fikrî yapının geçmiş ve gelecekte hazırlayacağı ana prensibin ne olduğunu geçmişten gelen dokümanlarla size hatırlatmak içindir.

 

İşte 1071’de fiili olarak Anadolu’ya giren bu güne kadar gelen bu ana fikir bütün badirelere rağmen devletin ayakta kalmasının ana sebebidir. Yal­nız otuz kırk küsur seneye yaklaşan bir zamandan beri Türkiye’de gene bu camianın anlatmak istediği bir şey var. Türk-İslam Düşüncesi. Türk-İslam Tevhidi. Fakat toplumumuz bu gün bunu maalesef şuurla anlayamamaktadır. Bu iki şeye bağlıdır. Birisi, İslam’ın dinamizmini yani İslam’daki cihat ruhu­nu, fi sebilillah hizmet ruhunu anlayamayışımızdır. İkincisi ise Türk Kültürü­nün şümulünü hayat halinde yaşamayışımızdır. Ve ikinci hadise, düşmanın bu iki şeyi iyi bilerek ayrı ayrı cephelerden bu iki noktaya hücum etmesidir.

 

İşte Ahmet Yesevi Hazretlerinin Anadolu’ya çok bilinçli olarak sistemli bir yerleşim sistemiyle gönderdiği Hacı Muradı Veli, Hacı Bektaşi Veli ve di­ğerleri. Bunlar bulundukları bölgelerde oturan insanlara hiçbir kötü söz söy­lemeksizin, hiçbir kuvvet tatbik etmeksizin, sadece kendi idrak, kendi inanç, kendi kültürlerini çok iyi yaşayan mecz etmiş bir grup olmaları sebebiyle ya­bancı unsurlar Kapodokya’yı, bu konsül toplanmış olan Eldivan ve civarını, Konya’yı terk etmiştir. Bu tesir birbirine zincirleme bağlı olarak İnebolu’dan Ankara’ya, Tokat’tan İstanbul’a uzanan bu gün üzerinde bulunduğumuz hatta pek çok Horasan Eri yatmaktadır. Bunlar birbirleri ile devamlı irtibat halin­dedir. Yerleştikleri yerde toplumla münasebetlerini arttırabilmek için; ziraat­le, değirmencilikle, hancılık ve zanaatkârlıkla uğraşarak halkın ihtiyacı olan gruplar üzerinde ağırlık kazanmışlar. Bu ağırlıkları ile de temaslarının yüzde­sini de arttırdıkları için yerli ahali bu kadar samimi, içten insan seven, insana hürmet eden yani İslam’ın insan anlayışını hayat olarak gösteren bu insanları görünce kendi idarelerine karşı soğumuşlar, bu idarelere muhabbet besleme­ye başlayınca da ( O zamanki idarecilere) kurtuluş yolu olarak buraların ter­kinden başka çare kalmamıştır. Yoksa biz Anadolu’yu ne kılıç zoruyla, ne de başka bir zorla fethetmiş değiliz. Gönül yoluyla fethettik.

 

Bu günün sosyal yapımızda bazı noktalara baktığımızda görüyoruz ki gene aynı yoldan fetih ihtiyacı ile karşı karşıyayız. Bunun için hepimize çok büyük bir vazife düşmektedir. İslamın dinamik ruhunu anlamak, Türk Kül­türünün dejenere olmamış saf tarafı ile günlük hayatımızda yaşamaya gayret edeceğiz. Dünün Horasan Eri dediğimiz insan bizden farklı bizim dışımızda bir insan değildi. Bizim ondan farkımız; onun bildiklerini, onun kabullendik­lerini ve yaşadıklarını anlayamayışımızdır. Yunus..Burada da bir Yunusumuz var. 890 sene önce gelmiş. Şıh Yunus diye bir köy var. Bu köyde bir adet var­dır. Yedi senede bir kere yedi öküz kurban edilir, bütün civarın insanı davet edilir. Bu bir örftür. Ta Türkistan’dan gelen bir örftür. Ama hakiki manasını bu gün maalesef bilemiyoruz. İşte Hacı Muradı Veliler ve Ahmed Yesevilerin bünyesinde gördüğümüz bu hareketin bize intikal ederken tatbik şeklinde iki ana unsurdan bahsetmiştim. Birisi kültür, diğeri de İslamın özünü yaşamaktır. Ahmed Yesevi Hazretleri İslamın özünü yaşatmak metodu olarak oniki ayrı grupta tarik inşa etmişlerdir. Bunları topladığımızda Türk’ün zanaatı, Türk’ün sanatı, Türk’ün ilmi, Türk’ün kültürü bu bünyelerde yaşayarak nesillere inti­kal ettirilmiştir.

 

Huzurunda bulunduğumuz Hacı Muradı Veli’nin bu gün dahi birleş­tirici fonksiyonu devam etmektedir. Hacı Muradı Veli’’ye Türkiye’nin dört bir yanından kendini Alevi diye nitelendiren vatandaşlarımız gelir ve ziyaret ederler. Derler ki Hacı Muradı Veli ve Ahmed Yesevi Hazretleri bizim piri­mizdir diyorlar. Aslında bu ayrılık burada bitiyor. Aynı anda ziyaret ediyoruz, aynı anda konuşuyoruz. Aynı anda yemek yiyoruz. Ama aramızdaki bu ayrı­lık noktasını görüp kaldıramıyoruz. Onu da kaldırmak yine bizlere ve sizlere düşüyor.

 

Efendim arz etmek istediğim şey budur. 17 Şubat 1994

 

 

 

 

Ne Mutlu Türk'üm Diyene...
Yukarı Dön
tezpa1 Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 31.03.2013
Şehir: İstanbul
Status: Aktif Değil
Points: 1
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı tezpa1 Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 31.03.2013 Saat 00:12
Beyendim.Allah rahmet eylesin Alparslan Türkeşe.






http://www.duvar-kagidi.net - duvar kağıdı
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek