2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Çevre Sorunları
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - ÇANKIRI TUZ MAĞARAMIZ
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumÇANKIRI TUZ MAĞARAMIZ

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
kadiryavuz55 Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge
Çevreci

Kayıt Tarihi: 25.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 480
Mesajın Direkt Linki Konu: ÇANKIRI TUZ MAĞARAMIZ
    Gönderim Zamanı: 14.10.2010 Saat 23:04

 

                                

 
                   ÇANKIRI TUZ MAĞARASI

 

 

 

        Geçtiğimiz yıllarda ilimiz den Polonya’nın Krakow kenti Wieliczka Kasabası’ndaki tuz mağarasına! İlimizden bir ekip gitmişti?

 

         Bu ekibin gidişi nedeni sebebi kamuoyuna pek yansımamıştı! Oldum olasıya da Polonya da ki tuz mağarasının Polonya nın turizm merkezi olması, Dünya çapında astım tedavi merkezi yönünde ki ilerlemeleri nı, gördükçe duydukça biz neden Çankırı mız da bunu niye gerçekleştiremiyoruz- yapmıyoruz diye hayıflanıyordum.

 

          Sonunda bu merakımı yendim! İlimiz Belediyesi Basın ve Halkla ilişkiler Müdürümüz Etem Yeni Gürbüzle röportajımı yaptım! Zira söz konusu Polonya nın  Krakow kenti Wieliczka Kasabası’ndaki tuz mağarasına Etem beyde gitmişti! Söz konusu röportajım aşağıdadır.

 

 

                                  RÖPORTAJ              

 

Polonya tuz mağarasını gezmeyi, ziyaret etmeyi neden gerekli gördünüz? Etem Bey bu gezinizi, edindiğiniz izlenimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

 

-         Bu teklif dönemin Valisi Ali Haydar ÖNER’den geldi. Sanırım bunun amacı da, dünyaya mal olmuş bir tuz işletmeciliğini bizlerin görmesi, ufkumuzun açılması için organize etti diye düşünüyorum. Yöneticisi, İdarecisi, İşleticisi, Mimarı basını, il genel meclisi üyesi, dekanı, profesörü, heykel tıraşı karma bir ekip oluşturmuş sayın valimiz.

 

Bu ekipte kimler vardı?

 

-         Dönemin Çankırı Valisi Ali Haydar ÖNER’in koordine ettiği Polonya’nın Krakow kenti Wieliczka Kasabası’ndaki tuz madeni gezisine Belediye Başkanı İrfan Dinç, Belediye Meclis Üyesi Nail Altıparmak, Belediye Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak ben ( Etem Yeni Gürsüz),Tuz Mağarası ile ilgili yaptığı incelemeler ve yayınladığı makaleler gerekçesiyle konuya duyarlılığı olan İl Genel Meclisi Başkanı Osman Canbaz, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Prof. Dr. Remzi Savaş, Dünyaca ünlü heykeltıraş Sait Rüstem, Çan-kaya Tuz A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri Ömer Şahin ve Arif Canlı’dan oluşan heyet olarak katıldık.

 

Polonya?daki tuz mağarası ile Çankırı‘daki tuz mağarasını mukayeseli olarak anlatır mısınız ?

 

-         Polonya’da ki tuz işletmeciliğinde, yüzeyden yüz elli metre kadar yeraltına inilmiş. Tuz üretmek, çıkarmak için, malumunuz bizde yüzeysel bir işletmecilik var. Her iki sistemde de bir mağaracılık olayı var. Bizde düz bir zemin üzerinde, Polonya da ise yerin altına dikey olarak yüz elli metre derinliğe iniyor. Polonya söz konusu mağarada tuz üretimine son vermiştir. Bizde ise tuz üretimi devam etmektedir.

 

Polonya ne yapmışta bu tuz mağarasını cazip hale getirmiş? Bu denli turist akımını sağlamış?

 

-         Wieliczka Tuz Madeni, madende çalışan bir ustabaşının yerin yaklaşık 150 metre altında tuz kayalarını oyarak yapımına başladığı kiliseyi daha sonra oğlunun tamamladığı söyleniyor, halkın ilgisini çekmesi ve ziyaretçilerinin artması sonucu turizme giden sürecin tetikleyicisi olduğu anlatılıyor. Ziyaretçilerin sayısının her geçen gün artması yetkilileri harekete geçirmiş ve tuz madeninde tuz üretimi durdurularak tamamen turizme yönelik yatırıma başlanmış.

 

 

Bildiğim kadarı ile dünyada ilk kez buradaki tuz mağarasında astım hastalığını tedavi etmeye yönelik uygulamalar yapılmış.

 

-         ……… Doğrusu bilemiyorum ilk mi değil mi ama tedavi merkezlerini ziyaretçilerin görmesi engellenmiş durumda, nihayetinde burada yatan insanlar rahatsız, hasta insanlar. Söz konusu olan engelleme hastalarının sağlığını sıhhatini korumak için olmalı! Bu da son derece normal tabi ki,

 

Ekipte bir de uzman doktor olsaydı, mağaranın astım tedavisindeki yerini ve önemini bizlere

anlatabilir miydi?

 

-         Olabilirdi. Ama Sayın Valimiz bunu böyle uygun görmüş bu konuda bir yorum yapmam doğru olmaz…

 

Yerin 150 metre altına bu kadar insan nasıl iniyorlar zorlanmıyorlar mı?

 

-         Dikine ahşap merdivenlerden inilen tuz madeninde galeriler arasındaki bağlantı geçişleri ahşap kütüklerle güçlendirilmiş ve adeta bir kömür madenini andırıyor. Doğrusu gezerken zorlanmadık, dikine indik ama meyiller fazla dik değildi. Gezide yaşlı insanlarda vardı, onlar da rahatlıkla gezip dolaştılar!

 

Mağaraya giriş ücretli mi? Fiyatları ne kadar kişi başına, özel turlarla gelen turistlere bir ayrıcalık tanınıyor mu?

 

-         Tabi ki ücretli, Madene girişte ferdi olarak yaklaşık 20 EURO, grup olarak 10 EURO ya kadar ücret ödemek durumundasınız. Bu da yetmiyor girişte mutlaka bir rehber kiralamak zorunluluğunuz var.

 

 

Bu mağaraya turistin çok geldiği söyleniyor. Hatta Polonya’nın en büyük turizmi bu mağara aracılığı ile olduğu yönünde bir takım bilgilere ulaştım bu konuda siz ne diyorsunuz?

 

-         Yılda yaklaşık 1.9 milyon turistin ziyaret ettiği söylendi. Bu turistlerinde 4/3 de yabancı turistlermiş.4/1 ise yerli turist. Her geçen yılda turist sayısı artarak devam ettiği söylendi.

 

Bu denli turist nasıl oluyor da böylesine dik, bir o kadar derine inip gezme fırsatını bulabiliyor doğrusu merak ettim.

 

-         Tuz Madenine girebilmek için kapı önünde mevsimine göre yarım saate yakın bekliyorsunuz. Turistlerin dışarıda beklerken sıkılmamaları için tuzdan hediyelik alışveriş mekânları ve dinlenme alanları bulunuyor. Rehber eşliğinde yerin yaklaşık 150 metre altına bir minare merdivenini andıran ahşap merdivenden iniliyor. Büyüleyici bir atmosferdesiniz gezi esnasında,

 

Biz o atmosferi yaşamadığımız için sizin şu an ki duygularınızı paylaşamıyoruz. Ortamı biraz daha anlatır mısınız?

 

-         Direk olarak yüz elli metreyi yeraltına doğru inmiyorsunuz ki, dar geçitlerin sonunda galeriler karşılıyor sizi ve buralarda çeşitli ışık oyunları ile Polonya’nın ünlü şahsiyetlerinin heykellerini görüyorsunuz. Geçmişte tuzun nasıl çıkarıldığı birebir maketlerle size gösteriliyor. Yerin altında restoranlar, hediyelik eşya satış alanları, toplantı salonları, nikâh salonu ve kilise güzergâhınızda bulunuyor.

 

Tamam, şimdi oldu. İnsanlar kendi tarihlerini, kültürlerini, ananelerini, figürlerle tanıtımlarını yapıyorlar yani.

 

-         Aynen öyle bunun içinde büyüleyici bir atmosferde yaşıyorsun, bilmediğin,

     görmediğin bir medeniyet, görüp tatmadığın bir atmosfer  

           haliyle  etkileniyorsun.

 

Yüz elli metre indiniz takriben bu da 50 ila 60 katlı bir apartman demek! Nasıl çıkıyor bu kadar insan doğrusu merak ettim?

 

-         Gezi bittiği anda hızlı asansörler var, onlarla insanlar yukarıya çıkartılıyor?

 

  Bu arada yüz elli metre yerin altında havalandırma nasıl yapılıyor? Doğrusu bu güne kadar 

  böyle bir atmosferde hiç bulunmadım biraz ürkütücü geldi, İnsan nefes alamaz gibi

  geldi. Bana bir anda!

 

-         İçerde bir oksijen sıkıntısı çekmedik. Nefes alıp vermede bir problem 

       yaşamadık, ışıklandırmalar mükemmel, havalandırmalar mükemmel bir  

      sorunla karşılaşmadık.

 

Aman ne güzel, üzülerek belirteyim ki ben tuz mağaramıza girdiğim de resmen boğuluyorum. Gerçi bende alerjik astımım da var, ama diğer insanlar da benzer şeylerden şikâyetçiler, kirlilik, ağır egzoz gazı kokusu-is kokusu vb. ağır bir hava mevcut, doğrusu ben resmen boğuluyorum gibi hissediyorum. Bırakın astımımı tedavi etmeyi, kat kat artırıyor! Sahi Polonya’ daki mağarada bu kirlilik bu ağır koku yok mu?

 

-         Doğrusu hiç birimiz de böylesi bir şikâyette, serzenişte bulunmadık, havası mükemmeldi, kirlilik yoktu, ışıklandırmalarsa güzeldi. Doğrusu sizin de değindiğiniz konularda Çankırı’ mızın Tuz Mağarasından yer yer bizler de insanlarımızın şikâyetlerine, serzenişlerine tanık oluyoruz. Bu serzenişleri şikâyetleri de Tuz işletmecisi firma yetkililerimizle bir araya geldiğimizde bizler de söylüyoruz. İşletmeci firma da bu olaydan rahatsız aslında, Yıllarca kamyon ve iş makinelerinin çalıştığı, dinamitle patlatma nedeniyle kirlenen madenin temizlenmesi gerektiği yönünde onlar da hem fikirler. Bunun için de, temizleme makinesi firma tarafından alındı, temizleme denemeleri de başarılı oldu. Kirlenmenin önüne geçmek için tuz mağaramızda ikinci bir kapı açtılar.

 

 İkinci kapı açılmasının mağaramızın ekolojik dokusunda bozulmaya neden olacağını düşünmekteyim. Mağara içerisinde hava akımı oluşacak, mağaramızın nemi, sıcaklığı, tuzdan oluşan buharlaşan havasında var olan elementlerin yok olması demektir! Bu da şu anlama gelir astım tedavisi merkezi oluşumuna son verilmesi demektir.

Tüm bunarın da ötesinde, söz konusu tesiste hala tuz üretimi yapılacaksa, mevcut mağaramızın dışında açık tuz işletmeciliğini gerçekleştirsinler. İlgili firmanın, amacı tuz çıkartıp satmaksa, ivedilikli olarak ta söz konusu makine ile mağara içindeki tavanlar, duvarlar ve zemin temizlensin mağaramız astım tedavi merkezine dönüştürülsün, turizme açılsın böylesi daha güzel olmaz mı?

 

-         Bu konuda benim bir şeyler söylemem yersiz olur, soru biraz politik. Doğaya çevreye duyarlılığını bilmezsem politik ve maksatlı bir soru olarak değerlendirirdim! Ama dediğine de katılmamak elde değil. Tuz mağaramız bu kirlilikten ivedilikle kurtulmalı. Astım tedavi merkezi oluşturulmalı, turizme açılmalıdır. Polonya tuz üretimi mağaradan artık sağlamıyormuş. Dolayısıyla biz de tuz üretimini Tuz mağaramızın dışında gerçekleştirmeliyiz.

 

Polonya ‘da ki gördükleriniz yaşadıklarınız deneyimleriniz Çankırı’ ya Tuz mağaramıza ne gibi bir faydaları oldu?

 

-         Polonya dan gelirken tuz ürünlerinden oluşan hediyelik eşyaları getirdik.Amacımız  bu hediyelik tuz eşyalarını müteşebbislerimize,halkımıza göstermek, bu yönde bir sektör oluşturup iş sahası yaratmak,tuzumuza ekonomik değer katmak ve ilimizin tanıtımına katkı sağlamaktı.Sanırım bunda da başarılı olduk. 4 ila beş müteşebbisimizce sektör haline getirildi. Benzer hediyelik eşyalar yapılıp satılıyor. Bu sektörün çok daha büyüyüp gelişeceğine inanıyorum.

                   Tuz mağaramızda heykeltıraşlarımızca atölyeler açıldı, heykeller, figürler

            yapıldı, üniversite öğrencilerimizce tuzdan yontmalar yapıldı. Halen de

            yapılmaktadır. Yeterli mi kesinlikle hayır! Polonya ‘ya göre bizler de çok daha

             ucuz maliyetli çok daha güzelini yapmak zorundayız.

 

Polonya ya giden bu ekibin ortak olarak genel bir durum değerlendirmesi oldu mu?

 

           Geziye katılan hocalarımızla yaptığımız değerlendirme toplantısında Çankırı tuz

           Madeni, turizm için Polonya’dakinden çok daha elverişli bir durumda olduğu

           görüşüne varıldı. İyi bir proje ile dünyada ses getirebilecek bir turizm objesi   

           haline gelebilir Ancak Çankırı tuz madeninin turizme açılması için en önemli

           sorun mağarada üretimin devam etmesi. Bu konuda madenin sahipleriyle

           muhtelif tarihlerde görüşmeler yaptık. Madenin sahipleri de rahatsız olmasına   

           karşın maalesef çözüme ulaşamadık. Turizme açma, tedavi merkezi olarak    

           kullanma gibi…

 

Bu röportajıma vermiş olduğunuz katkı ve destek için teşekkür ediyorum. Gün ola harman ola belki bir gün gelir gerçekleşir. Bu ortak sevdamız ne diyelim. Çankırı’mız için!

 

 

 

          Çevreci Kadir Yavuz           

 

 

 

 



Düzenleyen kadiryavuz55 - 14.10.2010 Saat 23:11
Yukarı Dön
Bayraktar Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 31
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 15.10.2010 Saat 11:12

 

“Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün inek başlısı makbuldür” atasözümüzün bir gün Çankırı neyi ile meşhurdur? Denildiğinde ağız birliği edilmişçesine “Tozu, kızı, tuzu” dediğimiz, fakat bir türlü neden meşhur olduğunu açıklayamadığımız “tozu” sözcüğünün bir izahı olarak ele alınabileceğini hiç mi hiç aklıma getirmemiştim. Bu atasözümüz, yıllardır devam eden ilgisizlik sonucu caddelerimizin, sokaklarımızın birer çamur deryasına dönüşmesini, kuruduğunda toz bulutu oluşmasını haklı kılacak ve Çankırı’nın nesi meşhur denildiğinde meşhur saydığımız tozun da bir toprak parçası olduğunu hatırlattı. Tabii ki toz da bir toprak tanesiydi ve toprak; verimliliğin, üretkenliğin simgesiydi. Demek ki, kutsal saydığımız toprak da zaman içerisinde toz haline gelecekse o zaman tozun bir övünç kaynağı olmasının ve tozumuzla anılmamızın yadırganır bir yanının olmadığını düşünebiliriz.

 

Kızlarımızın meşhurluğunu anlamakta ve anlatmakta her zaman zorluk çekmişimdir. Her Anadolu kadını gibi bizim kadınlarımızda evi, işi ve eşi arasında koşuşturup durmaktadır. Eğer böyle bir ifade kullanılıyorsa bu özelliklerinin dışında onu ön plana çıkaracak başka meziyetlerinin olması gerekir. Zeki olduğu, çalışkan olduğu, evine, eşine, işine bağlı olduğu, başarılı olduğu ve bunun bir ayrıcalık olduğu ima edilmekteyse ve sözün özü bu ise amenna. Yok, başka manalarda kullanılmaya çalışılıyorsa üzerinde düşünülmesi gerekir.

 

Konuya birçok alanda başarılı olmak ve herkesçe tanınmak, olarak bakıldığında “Kazın ayağı hiç de öyle değil” hafızamızı geriye çevirip baktığımızda meşhur olmuş çok fazla kızımızı görmek mümkün değildir. Ne hikmetse evinin işinden, çoluk, çocuğunun bakımından arta kalan zamanlarında güzel sanatlarla, şiirle, edebiyatla, müzikle, ilimle, bilimle, ticaretle ilgilenen kızlarımız, kadınlarımız pek fazla ortalarda görünmemektedir. Eğitim oranlarına bakıldığında okuma yazma oranı küçümsenmeyecek oranda yüksek olan ilimizden birçok alanda olduğu gibi edebiyat alanında da yeteri kadar tanınmış kişiye rastlanmamaktadır. % 70’i şair olan bir ülkede yaşıyoruz diyebiliyorsak bizimde o oranda şairimizin olması gerekmez mi? Ancak yetişme şartları, her elinizi uzattığınız şeyin günah olduğu imajının yaratılması, çalgı aletlerinin kullanılmaması, buna bağlı olarak halk ozanlığı, şairlik gibi alanlarda insanlarımızın körelmesine ve kendilerini ifade edebilme yeteneğinin kaybolmasına neden olmuştur. Birçok kızımız bırakın bir çalgı aleti çalmayı, yazdığı şiirleri bile başkalarıyla paylaşmaktan çekinir olmuşlardır. Yurdumuzun birçok bölgesinde şiir yazmak, saz çalmak bir ayrıcalık olarak görülürken, aynı etkinlikler için ne bayanlarımız, ne de erkeklerimiz özendirilmemiş, tam aksine engellenmeye çalışılmıştır.

 

Onca engellemeye rağmen çeşitli zamanlarda isim yapan kadınımız da vardır. Geriye yazılı bir eser bırakmamakla birlikte, birkaç şiiri günümüze kadar ulaşan, birçok araştırmaya konu olan ve araştırma raporlarında belirtilenler kadar bilgi sahibi olduğumuz aslen Çankırı, Atkaracalarlı olan 1864–1916 yıllarında yaşamış Cevriye Banu Hanım göze çarpmaktadır. Bu Çankırı açısından önemlidir. Zira 600 yıllık Osmanlı döneminde şair olarak ismi öne çıkan kadın sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Ve bunlardan birisi Çankırılıdır.

 

İkincisi ise ismi son zamanlarda gündemden düşmeyen bir başka kızımızı anlatmak için konuya bir hikâye ile başlamak istiyorum.

 

Atkaracalar da çobanlık yapan “Kabasoğan” lakaplı, sohbeti tatlı mı tatlı, ancak eski tabirle "Habbeyi kubbe, kubbeyi habbe yapan." Yani bir şeyi ifade ederken ya olduğundan fazla veya olduğundan çok noksan göstermeye çalışan, kısaca biraz mübalağalı hadiseler anlatan Hüseyin amca vardı. Çobanlık yaptığı zamanlardan kalma bir anısını anlatırlar. Olay dumanlıda geçer:

 

“Dumanlıda koyun otlatırken sürüye kurtlar yaklaşır. Çoban, ne kadar çabalarsa çabalasın sürüye saldırmalarına engel olamayacağını anlayınca evinde bağlı olan, üstelikte de üç kat zincirle bağlı olan köpeğine seslenir.

 

—Yavrum, kop’da gel!

 

Sahibinin sesini duyan köpek var gücüyle bağlı olduğu zincire yüklenir, ancak bağlı olduğu zincirin bir tanesini kırabilir. Sahibinin ikinci seslenmesinde ikinci zinciri, üçüncü seslenmesinde üçüncü kat zinciri kırarak ışınlanmışçasına bir anda koyunların yanında beliriverir. Kurtların tamamını sürüden uzaklaştırır ve sürüyü telef olmaktan kurtarır.

 

Bu hikâye Atkaracalar’da şaka konusu olmuştur ve insanlar bir yere zamanında önce gitmesini istediği veya çabuklaştırılmasını düşündüğü bir konuda, “Hadi oğlum kop git, şu işi hallet, gel” veya kısaca “kop gel” gibi ifadeler kullanmakla birlikte, gerçekleşmesi mümkün olmayan konularda vaatlerde bulunanlara da “Kabasoğan gibi atma” deyimi kullanılır olmuştur.

 

Bu hikâye ile anlatmaya çalıştığım kişi hemen hepinizin tahmin ettiği gibi büyük ümitler beslediğimiz Süreyya Ayhan’dır. Saman alevi gibi yanıp sonra KOP’up gittiyse de Çankırılı olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır.

 

 

Son yıllarda değişik alanlarda başarı sağlamış, adından söz ettirmeye başlayan kızlarımız olduğunu görmek gerçekten gurur verici bir durum. Tabiî ki bu sayının çoğalması, değişik alanlarda da adından söz ettiren kadınlarımızın olması hepimizi onurlandıracaktır.

 

Tüm bunların yanında asıl önemli olanı ise dünyaca meşhur olmasına rağmen gereken önemi veremediğimiz tuzumuzdur. Çankırı’yı, Ankara’nın bir ilçesi olma sıfatından çıkararak tanınmasına, kalkınmasına önayak olacak yegâne etkenlerden birisidir tuz. Dünya rezervlerinin yüzde 60’ını bünyesinde barındıran kaya tuzu mağaralarımız, dünyanın en büyük tuz mağarası durumundadır. Bu kaynağı iyi değerlendirmemiz, bir tencere yemeğe bir tutam tuz yeter, ondan başka ne olur? Tuzdan bir şey çıkmaz, mantığıyla hareket etmeden bu tuzu turizm gibi sağlık gibi farklı sektörlerde kullanmanın yollarını açmamız gerekmektedir. Belki o zaman Çankırı’nın nesi meşhur denildiğinde; “Tozu, kızı, tuzu” diyebiliriz.

 

İbrahim BAYRAKTAR
Yukarı Dön
kadiryavuz55 Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge
Çevreci

Kayıt Tarihi: 25.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 480
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02.01.2011 Saat 23:04
 

ALINTI KAYNAK http://www.haberci18.com/haber_detay.asp?haberID=5506

Son Dakika Çankırı Tuz Mağarası Şifa Merkezi Olacak

Çankırı'da bulunan 5 bin yılık geçmişe sahip Tuz Mağarası'nın astım, nefes darlığı, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılması için valilik tarafından çalışma başlatıldı.

Bin Yıllık Mağara 'Şifa Merkezi' Olacak

 

Çankırı'da bulunan 5 bin yılık geçmişe sahip Tuz Mağarası'nın astım, nefes darlığı, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılması için valilik tarafından çalışma başlatıldı.

Çankırı Valisi Şemsettin Uzun,  yaptığı açıklamada, Tuz Mağarası'nı sağlık turizmine kazandırarak, bir bölümünü rehabilitasyon merkezine dönüştürmek için çalışmalara başladıklarını söyledi.

Daha önce kaya tuzu işleten bir firmaya kiraya verilen mağaranın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bünyesinde maden çıkartılan bir yer olarak kullanıldığını belirten Vali Uzun, mağaranın tuz çıkartılmayan bazı galerilerini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine geçirerek, sağlık turizmi başta olmak üzere ülke turizmine kazandırmayı hedeflediklerini bildirdi.

Mağaradaki devasa galerilerden bazılarının şimdiden sanat eserleri ile dolduğunu anlatan Uzun, 'Bu galerilerde tuzdan yapılmış heykeller bulunuyor. Mağara hem gezilip görülmesi hem de sağlık turizmi açısından herkesin görmesi gereken önemli bir yer. Bu anlamda idare, üniversite ve yerel yönetimlerin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Biz valilik olarak üzerimize düşeni yaparak, burasının sağlık turizminde kullanılması için gerekli prosedürü tamamlayacağız. Ardından özel sektörün burada yatırım yapıp, tuz mağarasını turizme kazandırması için onların önünü açacağız' dedi.

Tuz Mağarası'nın içerisinde modern kara yolu tünellerini andıran bir çok galeri yer aldığını vurgulayan Vali Uzun, 'İçerisinde tırların yol alabildiği 8 kilometre uzunluk ve 800 dönüm alana sahip galeriler ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Mağara, Çankırı il nüfusunu kapsayabilecek doğal sağlam bir sığınak görünümünde' diye konuştu.

Kaya tuzunun doğal iyonlaştırıcı özelliği nedeniyle mağaranın, astım, bronşit gibi üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde etkili olduğunu dile getiren Şemsettin Uzun, şunları kaydetti.:

'Mağaradan alınan işlenmemiş kaya tuzlarından yapılan tuz lambaları, evlerde aksesuar olarak kullanılıyor. Bunun yanında bu lambaların yorgunluk, nefes darlığı, astım, alerji ve cilt hastalıklarının tedavisini olumlu etkileri olduğu ifade ediliyor. Üst solunum yolları rahatsızlığı bulunan bir çok kişi mağaraya tedavi umuduyla geliyorlar. Bazı hastalar mağarada kalıp, oranın havasını soluduktan bir süre sonra rahatladığını söylüyor. Bu durum bizi Tuz Mağarası'nı bir rehabilitasyon merkezi haline çevirmemiz konusunda zorluyor.'

Hititler döneminden bu yana yaklaşık 5 bin yıldır işletilen tuz mağarasının yıllık 1.6 milyon ton tuz kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük kaya tuzu rezervine sahip olduğunu dile getiren Uzun, yaptıkları başvuruya Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelecek yanıtı beklediklerini vurguladı.

Dünyanın bir çok ülkesinde yer alan tuz mağaralarının da rehabilitasyon merkezi olarak kullanıldığına işaret eden Uzun, 'Nahçıvan ve Polonya'da da benzer örnekleri var. Biz benzer bir rehabilitasyon merkezini Çankırı'ya da kazandırmayı hedefliyoruz' şeklinde konuştu.

 

 

 

Yukarı Dön
mnar Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 24.11.2006
Status: Aktif Değil
Points: 13
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 04.01.2011 Saat 15:32

Gazete'de okuduğumda beni heyecanlandıran nadir haberlerden biridir bu mesele.Çankırımıza hayırlı olmasını dilerim. Umarım Başladıkları işi erken biştirirler ve konu yıllarca raflarda dosya olarak  kalmaz.



Düzenleyen mnar - 04.01.2011 Saat 15:33
Mustafa NAR
Yukarı Dön
Necati Ülker Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.02.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 520
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 05.01.2011 Saat 15:24
Bu habere çok mutlu oldum. çok geç kalınmasına rağmen zararın neresinden dönülürse kardır demiş atalarımız, ilimize kazandırıllan bu girişim için Valimiz Sayın şemsettin UZUN Şahsında emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. kısa zamanda istenilen seviyeye gelmesi için ALLAH'TAN  Başarılar diliyorum.
                                 Necati ÜLKER ANKARA


Düzenleyen Necati Ülker - 05.01.2011 Saat 15:26
Necati Ülker
Yukarı Dön
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 05.01.2011 Saat 16:30
FİKRİ TAKİP
 
Yeni bir haber mi bu?
 
Bu sitenin yazarı, çizeride mi balık hafızalı oldu?
 
Giden "çok çalışkan, bildiğiniz gibi değil pek çok çalışkan" valimizde ne müjdeler vermişti.
 
Geçmiş yıllarda sadece bu konuyla ilgili için Polonya Çankırı'dan heyet gitmedi mi?
 
Bu vali de iki ay sonra yok. Yeni gelecek olandan da benzer müjdeler alırız.
 
cek-cak
cek-cak
cek-cak
 
Sonuç var mı, sonuç?
 
Senelerce önce bu konuda söylenenler, yazılanlardan sadece bir örnek, aşağıdaki linkte.
 
Lütfen "dalkavukluğu" ehline bırakalım. Memleketimizde yeterince "vali dalkavuğu" var.
 
Saygılar bizden...
 
Merak edene:


Düzenleyen haberci - 05.01.2011 Saat 17:11
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
Necati Ülker Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.02.2006
Şehir: Ankara
Status: Aktif Değil
Points: 520
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 06.01.2011 Saat 15:55

 

Sevgili kardeşim İbrahim Bey

Tuz deyince ilk aklıma gelen Sayın Ethem Yeni gürbüz’ün “UYUYAN DEV TUZ” Yazısı var, bu başlık beni oldum olası heyecanlandırmıştır.

                Çok Sevdiğim ilimiz Çankırı’ya yararlı yapılan her konu beni heyecanlandırmaktır.

Yapılan yanlışlıklarda beni çok üzmektedir.

“Son dakika”  olarak yazılan bu konuyu Yeni bir haber gibi algılayıp

ÇANKIRI TUZ MAĞRASI ŞİFA MERKEİ Z OLACAK Yazısı beni heyecanlandırdığından hemen teşekkür ettim.

Geçmişe yönelik bir düşüncem o an için olmadı. Pek tabi ki verilen sözlerin sonuçlarının alınması çok daha güzel!

 Geçmişe yönelik notlarına hak vermemek mümkün değil… Ancak!

Hoş görüne sığınarak (Dalkavukluk sözünü asla kabul etmiyorum.)

Ben iyi niyetimle, heyecanımla, konuyu benimsedim. Ve Başarılar diledim.

Emeği geçen herkese yine teşekkür ediyorum bu işin biran önce gerçekleşmesi sözde kalmaması için

Başarılar diliyorum.

Kim bilir bu defa bizleri utandırırlar. İnşallah ilimiz bu konuda yurt içinde yurt            

dışında tanınır bir dolu hastalar da şifa görür. Sağlıklı yarınlar dilerim.

                                                        Sevgilerimle Necati ÜLKER ANKARA

Necati Ülker
Yukarı Dön
kadiryavuz55 Açılır Kutu Gör
Yazar
Yazar
Simge
Çevreci

Kayıt Tarihi: 25.01.2006
Status: Aktif Değil
Points: 480
Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 17.01.2011 Saat 23:47

                                                                    

 
             AKİM ARACILIĞI İLE TUZ MAĞARAMIZLA İLGİLİ  
                 BAŞBAKANIMIZA GÖNDERDİĞİM YAZI

 

 

                İLİMİZ BİR TURİZİM CENNETİ NEDEN OLMASIN!

    

                 İlimizde 5000 yıllık tuz mağaramız mevcuttur. İnsan eliyle yapılan en büyük mağaradır. Mevcut galeri uzunluğu sekiz km.dir.800.000 metre kare kapalı alana sahiptir.yüz milyonlarla ifade edilebilinecek, hacme sahiptir.

                 Burasının tuz işletmeciliği değil de tür izim amaçlı kullanılması gerekliliğine inanmaktayım. Dünyada insan eliyle yapılmış böylesine devasal bir yapıt daha yoktur.

                 Söz konusu tuz mağarası astım tedavi merkezi olarak kullanılmalıdır. Söz konusu ilimizdeki mağaraya benzer bir mağara Polonya da mevcuttur. Tüm dünya ülkelerinden tedavi amaçlı hasta gelmektedir. Yıllık iki milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir.

                  Söz konusu mağaramız doğal bir müzeye dönüştürülüp, Türk ve İslam âlemini figürlerle, slayt gösterileri ile, görsel efektlerle, heykellerle maket tarihi yapılarımızla ülkemizi, Osmanlı dönemini, Cumhuriyet Dönemini İslamiyet i neden tanıtmıyoruz. Dünyanın çekim merkezi tür izim merkezi yapmıyoruz.

                  Söz konu mağara mızın aynı zamanda tarımsal ürünler için doğal bir saklama deposu olarak kullanılabilineceği yönünde düşüncelerim mevcuttur

                

              SAYIN RECEP TAYİP ERDOĞAN BAŞBAKANIMA…

 

          İlimiz Kaya Tuzu Üretim tesislerinin ( Mağaranın) Değerlendirilmesi Hk.

 

           İlimizde Tuz üretimi yapılan tuz mağaramız yüz binlerce metre karelik kapalı bir alana sahiptir. Söz konusu tesisimiz tuz üretimini gerçekleştirmektedir.

           Tuz üretimi Gerçekleştirilirken söz konusu mağaramızın doğal ve ekolojik yapısı yok edilmektedir. Söz konusu mağaranın oluşumu, on binlerce yıl geri ye gitmektedir.

           O yıllarda üretim insan gücü ile yapıldığından mağara içerisinde kirlilik oluşmamıştı? Teknolojinin gelişmesiyle iş makineleri ile üretime başlanması, doğal ve çevre dengesi hat sefada tahrip edilmektedir. ( İş makinelerinin çıkardığı eksoz gazı geri dönüşümü çok zor olan bir kirlenmeye doğru hızlı bir şekilde gitmektedir.)

            Söz konusu mağaramızdan tuz üretimine son verilmesi, bunun yerine mağaranın dışında başka bir alanda açık tuz işletmeciliğin yapılmasının çok daha faydalı ve ekonomik olacağını düşünmekteyim! Zira böylesi bir yapıyı mağarayı oluşturmak için trilyonları harcasak dahi yapmamızın mümkün olmadığını düşünmekteyim?

            Söz konusu mağaramızın turizm amaçlı, Sağlık alanında( Astım tedavi merkezi ) doğal buzdolabı, meyve ve sebzeleri muhafaza etme yolunda kullanıma açılmasının ekonomiksel maliyeti çok ucuz olmasına karşın getirisi çok yüksek olacağına inanmaktayım

            Ülke ekonomimize çok büyük artılar getirecektir. Ülkemiz genelinde tür izim gelişecek, Sağlık sektöründe ilaçsız bir tedavi merkezi oluşacak, Çankırımız dünya çapında bir depolama soğuk hava deposuna kavuşacak aynı zamanda da iş istihdamı sağlanmış olacaktır.

           Söz konusu tesise benzer tesis Polonya nın Wieliczka isminde bir tuz mağarası mevcuttur. Bu mağarada yıllardır. Astım Tedavi merkezi kurularak hizmet vermektedir.(dünyanın dört bir tarafından hastalar gelmekte,  söz konusu tesiste hizmet almakta tedai görmektedir.. Çok büyük ekonomiksel gelir elde edilmektedir. Polonya hükümetince, doğal kaya tuzundan çıkan bir takım elementler astım hastalığını tedavi edici özelliğine sahiptir. Bu da Polonya yı dünya çapın da astım tedavi merkezi konumuna getirmektedir. )

            Sös konusu mağara aynı zamanda Polonya nın en büyük tür izim merkezi haline gelmiştir. Yıllık iki milyon turisti ağırlıyor.

            Giriş ücreti olarak kişi başına 20 Euro alınıyor, Ayrıca Polonya kendi tarihi kültürel tanıtımını bu mağarada gelen turistlerle yapıyor. Polonya’nın ünlü şahsiyetlerinin heykellerini, tarihi kesitleri, olayların figürleri, kendi ananelerini maketlerle gösteriyor. Yerin altında restoranlar, hediyelik eşya satış alanları, toplantı salonları, nikâh salonu ve kiliseleri ile gelen turistlere de tanıtımını yapıyor

            Söz konusu mağara yerin yüz elli metre kadar altına iniyor? Bu kadar zor koşullarda bu insanlar bunu gerçekleştirmişler?

            Oysa ilimiz Tuz Mağarası yere paralel olarak devam etmektedir. Milyonları bulan metre küplük kapalı alana sahiptir. Her türlü ulaşım çok rahat bir şekilde mağara içerisinde sağlamak mümkündür. Tırlar girip çıka bilmektedir. Otoban büyüklüğünde sekiz kilometreyi bulan uzunluğa sahip olup, Yüzlerce galeri mevcuttur.800 dönümlük bir kapalı alana sahiptir.

            200 yıllık içerisinde ölmüş eşek bozulmadan günümüze tadar gelmiştir. Doğal bir buzdolabıdır. Tuzun içerisindeki bulunan elementler. Gerekse mağara içerisin deki bulunan atmosferde mikrop üremesi mümkün değildir. Doğal dezenfekte oluşumu sağlanmaktadır. Sıcaklık minimum seviyededir. Bu özellikleri de mağaramızın en ideal bir ürün saklama depolama yeridir.Bunun en güzel örneğinin iki yüzyıldır bozulmadan mağaramızdaki eşek cesedidir.!

            Söz konusu alanda astım tedavi üniteleri çok rahat kurulabilinir 800 dönümlük kapalı alana sahip.Söz konusu mağara sağlamlık mukavemet acısından en güvenilir yapıdan daha güvenlidir.Bilinen tarihi beş bin yıllık bilinmeyen tarihi konusunda net bilgiler yoktur?Beş bin yıllık zamana direnmiştir.

            Tuzun içerisindeki elementlerin astım hastalığına iyi geldiği, tıp dünyasınca kabul edilmiştir. Polonya örneği mevuttur. Yapay olarak tuz odaları oluşturulup astım tedavi merkezleri yapılıp işletmeye başlanmıştır. Dünyanın ve ülkemizin pek çok yerinde mevcuttur. Biz doğal tuz mağaramızda bu astım tedavi merkezini çok daha ucuza kurup işletmemiz gerektiğine inanmaktayım! Dünyanın en büyük en doğal tedavi merkezi durumuna getirilmesi yönünde caba ve gayretlerimiz olmalıdır diye düşünmekteyim.

           Yine dünyanın insan eliyle yapılmış en büyük mağarasını neden turizme açmıyoruz. 800.000 metre karelik kapalı alanı mevcut( takriben 2.400.000 metre küplük hacme sahip)  mağaramızın, neden turizm sektörüne kazandırmıyoruz!  

          Polonya da olduğu gibi Türk ve İslam âlemini figürlerle, slayt gösterileri ile, görsel efektlerle, heykellerle maket tarihi yapılarımızla ülkemizi, Osmanlı dönemini, Cumhuriyet Dönemini İslamiyet i neden tanıtmıyoruz. Dünyanın çekim merkezi tür izim merkezi yapmıyoruz.

 

           Tüm bu anlatılanların yapıla bilmesi için ivedilikli olarak mağaramızdan tuz üretimine derhal son verilmelidir. Tuz üretimi mağaramızın dışında başka bir alanda ve ya alanlarda gerçekleştirilmelidir. Bu işletme şekli ise açık tuz işletmesi şeklinde olmalı ve ya yine yeraltı galeri şeklinde tuz işletmeciliğine geçilmelidir. Mevcut mağaranın doğal ve ekolojik yapısına zarar vermeden, tuz üretimi başka alanlarda yapılmalıdır.

 

           Başbakanlığımızca oluşturulacak teknik heyetçe söz konusu mağaramız da araştırma ve incelemeler yapılarak hizmete açılması temennisi ile saygılarımla

                                                                                                           

 

   Kadir Yavuz

Kırkevler Mahallesi Sosyal Konutlar xxxxxxxx ÇANKIRI     TEL, 0533xxxxxxx

 

 

 Sayın kadir Yavuz, AKİM’e yaptığınız müracaat 1029888 numarasıyla kaydedilmiştir. Kaydınız, sonuçlandırılmak üzere ilgili merciye bildirilecek ve size geri dönülecektir. AKİM’e gösterdiğiniz ilgi ve destek için teşekkür ederiz

 

 

 

 

 

 

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek