2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Ibrahim Zencirci
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - "TEMŞÜT"
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli Forum"TEMŞÜT"

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
i.zencirci Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: İzmir
Status: Aktif Değil
Points: 772
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (1) Teşekkür(1)   Alıntı i.zencirci Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: "TEMŞÜT"
    Gönderim Zamanı: 03.08.2011 Saat 11:45

 “TEMŞÜT”

Sahur ve sahur yemeği anlamına da gelen, temcit’in Çankırıcası ‘Temşüt’ dür. 

Hani iftardan kalan ve sahurda tekrar ısıtılan pilav veya tekrar, tekrar gündeme getirilen konular için kullanılan,’ temcit pilavı’  diye bir deyim var ya? İşte bizim memlekette ona ‘Temşüt Pilavı’ denir.

Biz Çankırılılarda ‘dil kırma yoktur.’ Siz hiç diksiyon kursuna giden Çankırılı duydunuz mu? 

Hem Çankırı’da diksiyon kursu vardı da biz mi gitmedik? 

O yıllarda diksiyon kursu yoktu ama lisede bize belagat, kıraat öğreten edebiyat hocamız Afife Salepçi vardı. Onun öğrencisi olan bizim kuşağın hemen, hemen hepsi İstanbul şivesi ile konuşur, An(g)ara, İstanbul gibi böyük şeerlere gidenlerimizin hiç biri sıkıntı çekmezdi. Yeni tanıştıklarımız, şivemiz nedeniyle bizi, İstanbul’un Nişantaşı’ndan, An(g)ara’nın Çankaya’sından sanırlardı. 

Rahmetli Zeki Eröktem hocamızın da hakkını yemeyelim, onun da İstanbullu gibi konuşmamızda, üzerimizde çok emeği vardır. Hatta isimleri bende saklı bazı arkadaşlarımız İstanbul şivesinin de ötesine geçip, paşaların paşası, Zeki Müren gibi tane, tane konuşurlardı ki rahmetli paşa yanlarında, diksiyondan sınıfta kalırdı. 

Çankırı Lisesini bitirmiş,  bu hocaların rahle-i tedrisatından geçip, İstanbul şivesini, Zeki Müren’den daha iyi kullanan ve halen televizyonlarda haber sunan hemşerimiz bile vardır. “Adı bende saklı”

Burada isimlerini hatırlayamadığım diğer arkadaşlar gücenmesin.  İstanbul şivesini Çankırı’da yerli yerinde ve tam hakkıyla konuşan kişilerin başında, “Kör Mıstafa” Mustafa Yıldız ile Hoca Musa Katı gelir, bu konuda ikisinin üstüne çıkan yoktur. “Kadı’nın İbrayim”i de yabana atmayalım, o da çok İstanbul toprağı çiğnedi. 

Bu girizgahtan sonra asıl konumuz olan Çankırı’da eski ramazan akşamlarına, sahura da yapılanlara dönelim.

“Temşüt”  için akşamdan yoğrulan ve mayalanan hamur, pazilenir, yapışmaması ve daha güzel açılması için, pazilerin üstü ve altı 'uğralanır' daha sonra 'yaslağaç' üzerinde 'oklağaç' yardımıyla incecik açılır, altında çalı çırpı ateşi yanan saç üzerine,  hamuru yazan tarafından 'oklağaçla' bir güzel serilir. 

Ocağın başında, (genellikle bu görev evde erkeklerin veya erkek çocukların olur) oturan kişi hamurun bir yanı 'foss' diye kabarınca, 'bikleğeç' yardımı ile çevirerek diğer tarafını pişirir. Siniye alınan ekmeğin tek tarafı “pişi” yardımı ile yağlanır. Sofra bezi serilmeden ve tüm ev halkı oturmadan yağlı ekmeğe el uzatan olursa “oklağaç” veya “bikleğeç” yardımı ile o kişi kovalanır. Son kalan pazilerden ertesi gün için bazlamaç yapılır.  İmsak vaktine çok az kala uyuyanlar uyandırılır, küçük bebeler “tekne orucu”  tutacakları için heyecanlanır,  oruçlarını kime satacaklarının derdine düşerlerdi.

Bağdaş kurulup oturulan yer sofrasında yağlı ekmek dışında, ortada büyükçe bir bakır tas içersinde, Kızılçık Ekşisi olurdu. Sıcak yaz gecelerinde, buzdolabı olan komşudan Kızılçık Ekşisine atılmak üzere buz istemeye gidilirdi. 

Yan komşumuz, hısımımız 'Keşler’e' ne zaman buz istemeye gitsem, rahmetli büyük anneleri 'Keşlerin Saniye Hanım' şu tekerleme ile karşılardı beni; “Oğlandır oktur, her evde yoktur, çıkacak doktur, kızlar bir kürek ….. .”

Rahmetli 'Keşlerin Saniye Hanım' bu içten samimi temennisine rağmen, her ne kadar 'doktur' olamasak da, o yılların erkek çocuklarının çoğunun lakabı 'Doktor' olarak kalmıştır. Lakabı 'doktor' olarak kalan ve en tanınmışları ve meşhurlarından iki tane “Doktor Mehmet” vardır.  Bu Mehmetlerden birisi 'Bayraktar', diğeri ise 'Benlioğlu' dur. 

Çankırı’da eski ramazanları, özellikle sahuru 'temşüt' ü anlatırken, konu nereden nereye geldi. 

Ne yaparsınız ki ben böyleyim. Ne zaman laf Çankırı’dan açılsa, özellikle geçmiş çocukluk günlerim aklıma gelse, işte böyle dağıtırım.  Alıp başımı giderim. Karaköprü bahçelerine, Feslikan’a, Damlamca Deresine, Boyalca’nın Kaşına.

Helva-Ekmek ile büyüyen Sarıbaba da ki akranlarımı arar dururum, ısrarla!


Susanlar çekilsin izzet-i ikbal ile bâb-ı yarandan.

Çankırılıların hayırla andıklarından olsun kadim,

“Ebced Memed” hesabı ile düşürdü bu tarihi İbrahim hakim.

Allah onu kılsun her iki cihanda müstakim.

 


“Büyük cami direk ister

Söylemeğe yürek ister

Benim karnım toktur emma

Arkadaşım börek ister

 * *********

Çankırı’nın Ulu Camisi

Yetmiş ikidir pençiresi

Hanım pençireden bakarken

Yandı pilâv tenciresi”

(Çankırı Tarih ve Halkıyatı’ndan)

  

Yaslağaç:Çankırı ve yöresinde; üzerinde ekmek,mantı, yufka benzeri hamur açmaya ve hamur işi yapmaya yarayan; dikdörtgen biçiminde, dört köşesinde dört ayağı olan ahşap tabla. Aslı, "yassı ağaç" tamlamasından gelme olsa gerektir.

Oklağaç: Çankırı yöresinde; yufka, bazlama, mantı vb. hamur açmada kullanılan yuvarlak ve uzunca değnek. Oklava.

Kaynak: Eyüp Tandoğan (www.cansaati.org)

 



Düzenleyen haberci - 03.08.2011 Saat 13:05
İbrahim ZENCİRCİ
Yukarı Dön
MUSTAFA ERGAN Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 27.09.2007
Şehir: ETİMESGUT-ANKAR
Status: Aktif Değil
Points: 33
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı MUSTAFA ERGAN Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03.08.2011 Saat 12:35
SEVGİLİ KARDEŞİM,İBRAHİM;
BEN DE ÇOCUKLUK VE GEÇMİŞİMİ SENİN BU VE BUNUN GİBİ İNCE NÜKTELİ YAZILARIN SAYESİNDE ANIYOR,HATIRLIYOR,GEÇMİŞE DALIP GİDİYORUM.
HATTA BU YAZINI ŞU AN YANIMDA OLAN TORUNUM  DAHİL BÜTÜN AİLE EFRADIMA OKUYARAK,GEÇMİŞTE KALAN MEMLEKETİM,ÇANKIRI İLE BİLGİLERİ İLK AĞIZDAN PAYLAŞTIM.
TEŞEKKÜRLER,BAŞARININ DEVAMINI DİLERİM
MUSTAFA ERGAN
Yukarı Dön
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Recep C Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03.08.2011 Saat 13:48
İbrahim Bey dökdürmüşün emme beni de ıldızım temşüdünü yazmak için gıdıkladın. Şindi ben de Ildızım'da ıramazan iftarını ve temşüdü nü ağnadan bir yazı yazacan.
Eline sağlık. Bu arada Rahmetli Eyüp tandoğan'ın bir yazısından kaynak olarak yararlandığını gördüm. O nu da rahmetle anıyorum.
Yukarı Dön
MUSTAFA ERGAN Açılır Kutu Gör
Okur
Okur
Simge

Kayıt Tarihi: 27.09.2007
Şehir: ETİMESGUT-ANKAR
Status: Aktif Değil
Points: 33
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı MUSTAFA ERGAN Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03.08.2011 Saat 18:22
SAYIN RECEP BEY, SENDEN DE ILDIZIM TEMŞÜDÜNÜ DİNLEYELİM Kİ,MARUF TEMŞÜDÜNÜ DAHA ÇOK HATIRLAMIŞ OLUR
ILDIZIM BENİM ÇOCIKLUĞUMDAN, BEN DE ANISI VARDIR
MUSTAFA ERGAN
Yukarı Dön
Hakkı Duran Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 30.12.2005
Status: Aktif Değil
Points: 947
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı Hakkı Duran Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 17.08.2011 Saat 02:45
 
 

                                  TEMŞÜT- TEMCİD

 
            Yöremizdeki Temşüt kelimesinin ‘temcid’den galat olduğu görüşüne katılıyorum. Merhum Şeyhoğlu Hasan Üçok Çankırı'ya dair ünlü eserinde temcidden bahsetmiştir. Üçok, temcidi;

Temcit: Ramazanı şerifte ağız yıkama zamanından iki saat evvel minarelerde okunan gazel, mersiye ve ilâhîlere denir.” şeklinde tarif etmiştir.  (Hâfız ve hâfızlığa aday güzel sesli gençlerden bir gurup minareye çıkar, yatsıdan önce salâ, sahur öncesi de temcid okurlardı. Temcid kelimesi halk ağzında temşüt şekline girmiş, zaman içinde sahur ile eşanlamlı olarak kullanılmaya başlamıştır. ).

 

  Kendisi de hâfız  ve temcid okunan dönemleri bizzat yaşamış bir kimse olan Şeyhoğlu Hasan Üçok, temcidin okunuş şeklini de anlatmıştır.

 

   “Temcide şu suretle başlarlardı. Sesi güzellerden birisi minarede,

               Sübhâneke mârefnake Hakka marifetike yâ mâruf
der, sonra hep bir ağızdan:

     “O, O, O” diye bağırırlar. Bunu müteakip diğeri:

                 Sübhâneke mâbednake Hakka ibâdetike yâ mâbut

      Diğer biri de:

      Sübhâneke mâşekernake Hakka şükrüke yâ meşhûr

                  Diğeri de:

      “Mâzekernâke Hakka zikrike yâ mezkûr”

 
der ve hepsi bir ağızdan:

         “O, O, O”

diye bağrışırlar.

         Bundan sonra bir ilâhî okurlar. Sonra Ramazan’ın on beşine kadar:

 

                                Merhaba yâ şehri Ramazan merhâba

                           Merhaba yâ şehri gufran merhâba"

 
                       On beşinden sonra da:
 

                                  Elvedâ yâ şehri Ramazan  elvedâ

                             Elfirak yâ şehri gufran elvedâ”

 
diye bağrışırlardı.”[1] 
 
                         Konu gündeme gelmiş olduğu veçhile Şeyhoğlu Hasan Üçok (1882 -1 Ağustos 1938)'un bu husustaki görüşlerini aktarmak gereğini hissettim.

                     

 



[1] Hasan Üçok, Çankırı Tarih ve Halkıyatı, Ankara 2002, s.223;307 ve 308.

Hakkı DURAN
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek