2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Çevre Sorunları
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - SU ve TOPRAK KAYIPLARI
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumSU ve TOPRAK KAYIPLARI

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
ozanyazar Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 26.12.2005
Şehir: ANKARA
Status: Aktif Değil
Points: 412
Mesaj Seçenekleri Mesaj Seçenekleri   Teşekkür (0) Teşekkür(0)   Alıntı ozanyazar Alıntı  Yanıt YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: SU ve TOPRAK KAYIPLARI
    Gönderim Zamanı: 13.03.2012 Saat 12:22

"Geçmişten adam hisse kaparmış.. Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i "tekerrür" diye ta'rif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?.."

 

   Geçmişte çeşitli yol ve yöntemlerle su ve toprak kayıplarımız gerçekleşmiştir. Ders alınmadığı gibi tedbirsizlikten veya yanlış icraattan oluşan zararların sorumluları bedel ödemedikleri için, zararlar tehlikeli sınırlara yaklaşmıştır.

 

   Konu çok ama kendimi uzman sayamayacağım için aklıma gelenleri paylaşmaya çalışacağım.

 

   Örneğin bataklık kurutmalarında planlı çalışmadan çok neredeyse "Moda oldu biz de bir bataklık kurutalım" şeklinde çalışmalar yapılıp çevre sorunlarına yol açılmıştır. Oysa her çabanın kâr zarar oranları hesaplanıp /getirisi-götürecekleri düşünülmeliydi. Düşünülmedi mi !... Düşünüldü ama eksik/yanlış düşünüldü çoğunda. Çevrenin birbirini etkileyen unsurlardan oluştuğu göz ardı edildi. Yani "Hasan ağaya biraz daha tarım alanı açılmış olacak" gibi olmamalıydı (Bu kadar basit olmasa da öz olarak buna yakın bu ). Oysa çevrede bitki örtüsünün de, hayvanların yaşamının da nasıl etkileyeceği hesaplanmalıydı.

 

 

            Bildiğim kadarıyla Bafa gölünde de taşkınlara karşı setler yapılarak  doğal döngüye zarar verilmişti. (Kimin zamanında yapıldığını hatırlamıyorum/önemli de değil). Bu müdahaleden sonra göl Menderes’ten gelen taşkınlarla beslenememiş sadece yağmurlara kalmıştı iş. Özellikle 2011’den önceki kurak birkaç yıldan sonra aşırı kirlenme kendini gösterince, “BAFA ÖLÜYOR” söylemleri ayyuka çıkmıştı. Allah’tan 2011 sonu ve 2012 de etkili yağışlar olunca

Göl biraz nefes aldı ve gündemden düştü(Maalesef).

            Bafa ve belki de benzeri göller için bu tehlikenin bittiği değil, hasır altı edildiğinin göstergesidir. Oysa yapılan yanlışlar masaya yatırılmalı ve TEKRARI OLMAMASI İÇİN DERS ALINMALIYDI.

 

            Su krililiğinde göller tek sorun değil tabi ki, her ile / her ilçeye atık su arıtma tesisleri kurulmalı. En azından tarımda kullanılacak seviyede temiz olan suları derelere, ırmaklara, göllere akıtılmasına izin verilmlidir.

 

Bu sene yağışların bolluğu birkaç sene önce yaşadığımız kıtlı unutturmasın, önümüzdeki yıllarda SU SAVAŞLARI yaşanma ihtimali hala yüksek. Yusuf peygamberin yorumladığı rüyadayız belki de gibi belki de 7 yıl bollukta tedbir almazsak 7 yıl kuraklıkta ne yapacağız.

 

TOPRAK KAYIPLARI

Hava alanlarını, büyük siteleri düz ovalara yapan bir zihniyet var Türkiye’yi mahveden. Eski adıyla Mürted ovası / Yeni adıyla Akıncı ovası gibi. Bir hava alanı yapmak için PİSTİN DÜZLÜĞÜ YETERLİ. Kuleyi  de, yemek haneyi de, eğitim alanını da düz ve tarım alanı olan yere yapmak zorunda mısın! Sivil hava alanları için de bunlar geçerli. Gerçi zamanında hava alanı inşaatında görevlendirilen yabancı şirketler EN UYGUN değil EN KOLAY ÇALIŞACAKLARI ALANLARI seçmiş olabilirler ama hataları hasır altı etmektense artık ders almalıyız ki TEKERRÜR ETMESİN.

 

Farkında mısınız, babalarımızın, dedelerimizin bize bıraktığı toprakları/suları değil torunlarımıza, çocuklarımıza bile bırakamayacak hale geldik. Ben çocuklarımı şarıl şarıl suları, dereleri akan bir köye götüremiyorum diye kahroluyorum, yüzlerine bakamıyorum. Kirleten ben olmasam da en azından SAHİP ÇIKAN olmalıydık.

 

Eskiden Bulgaristan da yapıldığını duyduğum “ Şehir içinde ekilip-biçilen yerler “ ben de hayaldi. Akar sular çoğu ilimizin içinde olmadığı/kalmadığı için hayal olmaya da devam edecek. Ama yine de sırf yağmurlara dayalı tarım için boş araziler her yıl kiraya verilmeli !

 

Eğer Karadeniz insanımızın, sırtıyla toprak taşıdığını insanlarımıza DERS olarak göstersek, birkaç milim toprağın ne kadar sürede oluştuğunu öğrenmelerini/kavramalarını sağlarsak geleceğimiz de bir mum ışığı parlamaya başlayabilir.

Mesela, büyük-küçük fark etmeden inşaat için ayrılan arazilerden çıkan taşı-toprağı, gösterilen yerlere boşaltma zorunluluğuna bir ek getirilse, “ÜSTEKİ BİR KAÇ SANTİMLİK KALİTELİ TOPRAĞI” boşaltma için ayrı yer gösterilse !.... 

Hayal mi !

 

 


.

Çankırı'lı
Şair-Kısa Öykü Yazarı

       Ahmet Ünal ÇAM

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek