2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Ramazanlık yazı
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumRamazanlık yazı

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Ramazanlık yazı
    Gönderim Zamanı: 27.09.2006 Saat 15:59

Değerli Yarenler

Yatılı okulda okuduğumuz için size anlatacağım ramazan anıları ana ocağında sıcak çorba içenlerinkinden daha da farklı olacağını ümit ederek yazmaya karar verdim.

Öğretmen okulunda okurken ramazan ayı  geldiğinde oruç konusunda bir sorun yaşamazdık. Ne oruçlu olmayanı dışlamak gibi sorunlarda yaşanmazdı. Öğretmenlerimizin de yarısı oruçluydu. Fakat oruçlu olan ile olmayan bilinmezdi. Mümkün olduğunca oruçlu olmayanlarda olanlara saygı duyarlardı.

Derslerimizin yoğun olduğu ve hatta sınavlarımızın da olduğu bu zamanda Beden eğitimi dersi dışındaki derslerin olduğu günler hariç oldukça rahat bir ramazan geçirirdik.

Öğretmen okulunda ranzalarımıza bağladığımız havlu ile oruç tutmak isteyenler tek tek uyarılırdı. Diğer arkadaşlarımızı rahatsız etmeden elimizi yüzümüzü yıkar, yemekhaneye koşardık. Kahvaltı ile oruç tutardık. Ne olur ne olmaz diye ekmeği bir dilim yerine iki dilim yemeyi tercih ederdik.

Bazı arkadaşlarımız gibi ben de okulda yapılan kahvaltıyı yeterli bulmadığımızdan kendi paramızla sahur için dolabımızda bulundurduğumuz yiyeceklerle takviye yaptığımız olurdu.

Sahurdan sonra uyumamayı tercih eder, derslerimize çalışırdık. Okulun lokalinde içeceğimiz bir bardak çay veya oralet ile imsak saatini beklerdik.

Bir gün okul kantininden arkadaşımla ortak aldığımız beyaz peynir  ile sahura takviye yapmaya karar verdik. Okulda sahurda kapuska verilecek olursa peynir ekmekle oruç tutacaktık. On- onbeş gün geçti. Kahvaltı devam ediyordu. Bu ara elbise dolabımızın üst gözünde sakladığımız peynir bozulmaya başlamıştı. Sabak etüdü için değerli öğretmenim Nuri Çelik Yazıcıoğlu'nun nöbetçi olduğu gün o gelmeden uyanmış elbiselerimizi giymeye başlamıştık. Dolaptan gelen kötü kokudan peynirin bozulduğu anlaşılmıştı. Arkadaşıma sordum : - Ne yapacağız bu peyniri ?

- At gitsin ! dedi.

Ben de sabahleyin yatakhaneyi havalandırmak için açılan pencereden  yağlı kağıtta erimeye yüz tutmuş peyniri sarıp sarmalayıp üçüncü kattan çam ağaçlarının olduğu tarafa doğru savurup attım. Biz yiyemedik, kurda, kuşa yem olsun dedim.

Sen misin peyniri atan ? Aşağıdan gür bir ses geldi . - Hangi hay one pencereden dışarı bunu attı diye bağırıyordu. Bağıran değerli Öğretmenim ve bu görünmez kazada üstünü peynirle beyaza boyadığım  Nuri Çelik Bey'di.

Onun hışmına uğramamak için en iyi saklanacak yer tuvalete girip kilitlemekti.Soluk soluğa yukarı çıkmıştı. Kim attı ? diye sordu. Benim ismimi duyunca biraz gevşediğini farkettim. Okulda fotoğrafçılık kolu başkanlığı yaptığım ve , Çankırı'lı olduğum için tanıyordu. Beni sorguya çekmekten vazgeçti. Hatta o gün sabah etüdünde yoklamada beni yanına çağırabilirdi. Hiç birşey olmamış gibi sınıfta yoklama yapıp ayrıldı. Ben elbette çok mahçup olduğum için yüzüne bakamıyordum. Olayı ikimizde olmamış gibi kabullendik. Bu güne kadar aramızda kaldı. Aradan geçen kırk yıllık süre içinde bu gün gündeme getirmiş oldum. Bu vesile ile Saygıdeğer Öğretmenim Nuri Çelik(Yazıcıoğlu) Bey'e bu hoşgörüsünden dolayı teşekkür ediyorum.

Okuldaki ramazanlar oruç tutmak dışında bir özelliği yoktu. Ancak cumartesi günü Ankara'da evci kağıdı olan arkadaşların akrabalarında bulundukları iftar sofralarını ballandıra ballandıra anlatmaları hala hatırımdan çıkmıyor.

Ana ocağından uzak yurtlarda kalan öğrencilerin bir ev ortamında bir aileye davet edilmesi onlar için unutulmaz bir anı olarak kalacaktır.

Acaba yurtlarda okuyan öğrencilerden soframıza davet edebileceğimiz öğrencilere ulaşmayı hiç düşündünüz mü? Onlar ballı börekli sofraları değil aile ortamını arıyorlar.

Çevremizdeki öğrencilerimize masamıza bir tabak fazla koyup ağırlamaya ne dersiniz ?

Selam, sevgi ve saygı ile..

Tuttuğunuz oruçların kabul olması dileğiyle..

Sağlıcakla kalınız

 

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek