2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Nasrettin Hoca Brüksel’e kapağı attı
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumNasrettin Hoca Brüksel’e kapağı attı

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Nasrettin Hoca Brüksel’e kapağı attı
    Gönderim Zamanı: 29.09.2006 Saat 15:12

Nasrettin Hoca Brüksel’e kapağı attı.

Nasrettin Hoca tenceresini Sivrihisar’da kaybetmişti. Bu kapaksız tencereyi Belçika’ya gelen bir Emirdağlı işçimiz çorbamı kaynatırım, biraz para artırırım sonra beş- on dönüm tarla alır dönerim demiþti. Bakıyorum kırk yıldır bir türlü tenceresini kaynatamadı. Çünkü kapağı yoktu. Kapak Akşehirde Nasrettin Hoca’nın yani benim elimdeydi. Nasrettin Hoca, Belçika’ya nasıl gelecek ? Bunun tek yolu heykel şeklinde gelmemdi. Kalıbım döktürdüler. Eþeğimi de unutmadım. Petrol fiatlarınınn, taşıt sigortalarının , sürat ınırını aşanlara verilen cezalarýn yüksek olduğunu yazın gelen Avropahalı Türklerden dinlemiştim. Avrupa’da hemşehrim yok ama tanıyanım çoktu. Uçak korkusu olduğu için karayolunu tercih ettim. Bizim ülkemizde canın patlıcandan ucuz olduğunu bildiğim için dörtten fazla tekeri olmayan arabayla buradan dışarı çıkmam dedim. Saydılar TIRın onaltı tekeri vardı. Bindirdiler TIR denen alamete. Geldi Eşeğim değil de eşşek ambleminin kullanýldığı Brükselde bir  belediyeye.

Bu belediyenin adı Sıkarbek mi neymiş. Bir depoada yıllarca aç susuz beklettiler beni. Eşşeğime yeşil çimeni değil kuru otu bile bile bulamadığım için Türk dükkanlarından marul ve Fas’lı  karakardaşlarımızdan nane alarak bilfiil oruçla yıllarımızı geçirdiler. Bu arada partilerin seçimler için oy telaşı başlayınca benden  akıl sormak için bir deponun kapısını çaldılar. Burda yokum desem de inanmadılar. Eşeğim  anırınca bak hocam eþeğine mi inanalım sana mı dediler. Ben de mecburen ortaya çıktım. Beni siyasetçiler için konu mankeni seçtiler. Kimi beni sevmişti, kimi eşeğimi. Oysa ben yalnızlıktan bıkmış, yaşına uygun ve oturması olan Eşe Nine’yi sevmiştim. Kimselere bişey diyemedi. Aşkımı dağlara gömmek istedim. Dağ bulamayınca kanala attım.

Günlerden bir gün kaldığım deponun kapısı açık bırakılmıştı. Belçika’da kaçana, uçana suçlu da olsa polis pek karışmaz. Fehriye erdal ( Sabancı katili) kaçtı mı uçtu mu veya uçuruldu mu bilinmez. Derken azılı  biri de Anverste görüldü Hoxha adýnda. Derken on yıl hapis cezası alan iki yıl sonra hafta sonu izni alan, hatta Töbe töbe adı da Muhammed olan Faslı Carjacking’ci (Araba soyguncusu)bulunamadı. İşte bundan güç aldım  eşeğime bindim. E 40 otoyoluna  ters yönden girdim.Gece saat bilmem kaçtı. Aya baktım. Buluttan gözükmüyordu. Otoyol ışıklarıydı gözlerimi kamaştıran. Burda ne çok aydede var dedim. Otoyolışıklarının eski aylardan kestiğim  yıldızlardan yapıldığını zannediyordum. Oysa o yıldızlar Türkiye’de popstar yıldızları  olarak tv proğramlarýnda ışıklandýrmada kullanılıyordu. Yoldan geçen arabalar biraz yavaşlıyorr. Bana ve eşeğime  el sallıyorlardı. Hoca, eşeğe ters bindiği için el sallıyanlardan dikiz aynasına bakanlar benim bu selamı aldığımı görüyordu. Bazıları  otobanda gördükleri eşek yüzünden bana el, kol ve parmak işareti yaptılar. Ben de onlara aynı şekilde karşılık verdim. Bu arada üstünde mavi çizgili ışığı yanıp sönen bir araba gelip. benim eşeğininin önüne durdu. Baktılar önde plaka yok. Arkada da yok.Eşeğe  ters bindiğim için ağır hatalı bulundum. Ayrıca otoyolda çok az bir süratle gittiğim için trafiği aksattığımdan  dolayı en az üç çeşit ceza yazacaklar. Gel arabaya ifadeni alacağız dediler. Gitmedim. Eşeğime deh dedim. Eşek yürüdü. Eşeğimin yürümesi ile polislerin ateş etmesi arasındaki süre birkaç saniye sürdü. plastikten yapılan heykelimiz tınmadı bile. Cansız varlık olmasam  beni öldüreceklerdi. Ucuz kurtuldum. O gece boş durmadım . Bir dernek başkanı vardı. Adı bende saklı Onu aradım. Geçici bir plakataktırdı. Plaka SOY 810 yazýyordý. Sana Oy Yok 8 ekim seçimleride diye yorumladım kendimce. Aslında adaylar için bir çuval mavi boncuk getirmiştim. O kadar çok aday var ki mavi boncuklarım herkese yetmezdi .Bu işten vazgeçtim. Ben listede kayıltlı değilim. Seçme, seçilme hakkım yok. Onun için size oy yok 8 ekim 2006 seçimlerinde dedim.

Adaylar derin nefes aldılar. Yalnız tencere’min kapağınıkime vereceğimi bilmiyorum.

Bunun üzerine ve mahalle kadınlarının kodudedileriyle, dedikodu olarak kapağın sahibini bulmak için girşimleri baþlattılar.

Kapağı Brüksel'e attım.

 

Devamı var...

(Recep Cýrýk ( jeton mizah dergisi)

Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek