2002 yılından buyana kesintisiz hizmet

Üye olun yazmaya başlayın ve Çankırı'nın geleceğine siz yön verin. Çankırı Araştırmaları Sitesi [www.cansaati.org]

Forum Anasayfası Forum Anasayfası » Gündem/Köşe Yazarları » Recep CIRIK
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar RSS - Nasrettin Hoca, Şirak ve Papaz
  Yardım Yardım  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 


Kilitli ForumNasrettin Hoca, Şirak ve Papaz

 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
Yazar
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
Recep C Açılır Kutu Gör
Köşe Yazarı
Köşe Yazarı
Simge

Kayıt Tarihi: 25.12.2005
Şehir: Gent- Belgium
Status: Aktif Değil
Points: 248
Mesajın Direkt Linki Konu: Nasrettin Hoca, Şirak ve Papaz
    Gönderim Zamanı: 02.10.2006 Saat 02:39

Nasrettin  Hoca Şirak,papaz ve diğerleri ile görüştü

 

Brüksele gelmişken şurdan bir Paris denilen yere bir uğramak geldi. Tabi trafiğin su gibi aktığı kente eşeğimle gideceğimi mi zannettiniz. Hem memleket manzaralarını görmek, hem de çat pat bildiğim Firenkçemi geliştirmek için otoyola çıktım. Sırtımda heybem, elimde bastonum, başımda sarık,sırtımda kürküm ile beklemeye başladım. Evropahlıların  böyle bir adeti olduğunu Türkiye’den tırla gelirken öğrenmiştim. Durmasını istediğin araç için Jül Sezar gibi yumruğmu sıkıp başparmağımı kaldırdım. Mafazanallah işaret veya orta parmağınızı kaldırırsanız durmazlar.

 

Bir sürü araç geçti. Bir buçuk saat sonra koskoca bir tır durdu. Ben Bonjur demeden  O: Hocam yolculuk nereye dedi. Fesuphallah. Adam Türkçe biliyor, benim Nasrettin Hoca olduğumu da biliyor. Ben Paris’e dedim. Şanlıizlerde dolaşacağım. Şoför Şanzelize diye düzeltti. Bindim kocaman bir tıra, taşıtlar sıra sıra. Yaklaşık üç- dört saatlik yolumuz varmış. Breh ben de bir- iki  cigara içimlik yol zannettim. Tır taa Marsilyaya gidecekmiş. Şoförde benim gibi yolcuyu bulunca başladı konuşmaya.

 

İlk sorusu şu oldu. –sen Fransızca bilirmisin ? –Eh dedim. Türkiye’de çok kelimeler onların dilinden alınma. Geriye biraz da el kol işaretini eklersen derdini anlatırsın. Karnım acıkınca Bon a petit ., midem şişince karamela sepeti. Ca va diyene ca va diyeceksin. Arkasına tra biyen ekliyeceksin. Geriye ne kaldı. Öf deyince yumurta, nöf deyince dokuz. San numero bizde yüznumara yani ayak yolu onlarda çok oturulmadığı ve taharetsiz kalkıldığı için numarasız yer demektir. Onlarda liberte özgürlük, demektir. Fakat fakir bulunca onun hakkını yemektir. Afrikayı aç lıktan kurtaracağız demişler. Afrikada ne varsa hepsini getirip yemişler. Bir de rahat durmamışlar. Kabileleri birbirine düşürmüşler. Aman durun, hızlı vurun derken deveyi amuduyla götürmüşler. Şimdi o ülkelerden ayrılmışlar(mış). Devleti yönetecek adamlarını Paris’te eğitmişler. Bilmem ne kadar çok silah vermişler. Kalelerden hutular tutulara karşı savaşmış. Onlarda kazananı desteklemişler. Altta kalanın canı çıksın demişler. Ben bunları öbür dünyada iken şöyle bir dünyada ne oluyor diye göz attığımda gördüm. Tekrar yerime yattım. Bizi de çok severler hani. Biliyorsun belki sen o zaman ana rahminde bile değildin. Osmanlı zayıflayında bizim memlekete geldiler. Antep ve Maraş’ı mesken tuttular. Oradaki Şahan Beyler ,Sütçü İmam’lar onlara haddini, hududunu bildirdiler. Sonra salut (salü) bile demeden tıpış mıpış gittiler. Kuyrukları acıdı. Oradaki teba’dan bazılarını zehirlediler. Bizi içimizden yıkmak için her türlü desiseyi hazırladılar.

-Dikkat et ! Yol kalabalıklaştı. Sen tarih dersinde okumuşsundur. Bunların bir Fraçesko’su vardı. Sultan Süleyman’dan uardım istedi. Şarlken’den çok korkuyordu. Hatta rivayet bualtına kaçırdığı da söylenir.

Adını Süleyman Manifik koydular. Yanı Muhteşem Süleyman. Yazdığı bir mektupla işi bitirmişti. Bir de serbest ticarete kapılarını açmıştı. Adamlar bizim zanaatkarlarımızın işini bitirdi. Bizde de frenk modası hastalığı başladı.

Hatta benim kürkün orda dikildiğini söylerler. İnanmayın. Bunu bizim Akşehir’de Meşhur Güllüzadelerden Muhsin Efendi dikti. Ben Frenk malı’nı tercih etmedim.

 

-        Daha yolumuz uzun mu ?

-        Bir saat sürer sürmez.

-        İyi  öyleyse. Şimdi payitahta cumhurreisi kim ola ? –Cak Şirak . Orda bizim ülkemizden gelen çok sayıda işçimiz var. Ağır işlerde çalışırlar. Modacı, odacı, öğrenci, toptancı da bulunur. O kadar çok olmamıza rağmen hala bizim için tavır koymalarının önüne geçemedik. Bişi olmaz diye suskunluğumuz sürüyor. Şimdide siz kötüsünüz,biz iyiyiz  bunu kabul edin diyorlar. Biz ne kötülük yaptık ? Söyleyin dinleyelim, evrakları getirin inceleyelim diyoruz.Hayır olmaz siz kötüsünüz, biz iyi. Yani böyle demezsek bizi burada AB ye almayız diyorlar.

-        Girmemiz şart mı?

-        Uğraşıyoruz. Babam çocukken başlamış görüşmeler, ha bu gün ha yarın uzamış gitmiş. Yani senin tabirinle ne kızı veriyorlar, ne dünürü darıltıyorlar. Şimdide ‘kabul edin ya da defolun gidin’ demek istiyorlar. Bizimkiler iki arada bir derede kaldı. Bizim tırın da yarım saatlik yolu kaldı.

-        Pekala yeğenim. Ben şurada bir yerde ineyim. Madem bizi istemiyorlar, sen yoluna devam et, ben yavaş yavaş geldiğim yoldan geri dönüp gideyim. Beni istemeyenin şeytan görsün yüzünü.

-        Olur mu Hocam gelmişken Eyfel’i gör, Sorbon’a uğra bir konferans ver.

-        Beni kabul etmezler, düşünce hürriyeti vardır ama , benim düşüncemi söylememe izin vermezler, ben bilirim bu köftehorları. Önce her şeye VIY derler. Arkasından yok tuzu fazla oldu bu çorbayı beğenmedik, çorbanızı Frenk usülü pişirmezseniz, bizim boğazımızdan geçmez derler. Diyelim ki frenk usulü pişirdiniz. Ya tuz çok olmuş, ya tadı kaçmış derler. Biz de adımız hıdır, çorbamız budur. İçersen işte kase, içmezsen kes köse deyip işin içinden çıkamıyoruz. Bizimkiler dumura uğramamışlar inşaallah.

-        Papaza aran nasıl Hocam ?

-        Bupapazın elinde yüzünde hiç nur zerresi yok. Bir de boğaz kırk boğum ne dediğini bilmiyor. Bilerek mi diyor ? Bilmeden mi diyor ? Ayrıca hakarette bulunduğu Müslümanların yaşadığı ülkeye utanmadan, özür dilemeden nasıl geliyor ? BU papaz tam papazı bulmuş. Biz de papazı bulduk. Dünyada dinlerarası istişare olacakmış diye tutturmuşlar. Akıl var izan var, benim dinimi , peygamberimi tanımayan biriyle nasıl konuşabilirim ? Siz varın güle güle konuşun. Beni burda indir. Ufak bir hacetimi gidereyim. Sen Eyfel’i mi, Şirak’ımı göreceksin ? Kimi görürsen gör. Bana görünmesinler de kime görünürlerse görünsünler. Meymenetsizleri görünce belki işim rast gitmez. Sana iyi yolculuklar. Borcum ne vereyim.

-        Hadi Hocam Brüksel’de bir çayını içerim. Sohbetimize orda devam ederiz.

 

-        Saluuut !!!

 

 Eyvallah Hocam....
Yukarı Dön
 Yanıt Yaz Yanıt Yaz
  Share Topic   

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.15
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd.
Yeni Sayfa 1

Güncel Sitemiz için tıklayınız.

Çankırı Araştırmaları Sitesi Ağustos 2013 3 ncü dönem sitesi

2002 yılından bu güne kesintisiz hizmet veren sitemizin binlerce yazı ve görselin bulunduğu arşivleri

2000-2005 I. Arşiv       2006-2013 II. Arşiv

 

Popup Örnek