Sayfayı Yazdır | Close Window

"CUMA SÜTÜ"

Nereden Yazdırıldığı: Çankırı Araştırmaları Sitesi
Kategori: Gündem/Köşe Yazarları
Forum Adı: Ibrahim Zencirci
Forum Tanımlaması: [Köşe yazıları] Meraklısına Notlar
URL: http://www.cansaati.org/topluluk/forum_posts.asp?TID=3208
Tarih: 06.12.2019 Saat 03:32
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 10.16 - http://www.webwizforums.com


Konu: "CUMA SÜTÜ"
Mesajı Yazan: i.zencirci
Konu: "CUMA SÜTÜ"
Mesaj Tarihi: 12.05.2010 Saat 18:22

"CUMA SÜTÜ"

Rahmetli babaannem onlardan bahsederken daima "kızlarım" der, "kızlarım" diye severdi. Evde farklı bir ayrıcalıkları olduğunu bugün daha iyi anlayabiliyorum. Kendi çocuklarından ve hatta torunlarından ayırmadığı gibi sanki onlara olan sevgisi daha bir başkaydı.

Babaannemin bu kızlarından büyüğünün adı Hacer’di. Koyu esmer, siyah gözlü bir kara sığır malıydı Hacer. ”Kaşında çifte lamelif, gözünde kudretten yazı”[1]  var mıydı? Çok iyi hatırlamıyorum ama burnunun ıslaklığının pırıl pırıl yaldızladığını biliyorum.

Yıllar sonra, Hacer’in  bir kızı oldu, duman renginde,  bu özelliğinden dolayı babaannem onun adını Duman koydu. Duman tüm çelimsizliğine rağmen, nazenin bir eda ile arastadan alınmış iri mavi boncuklardan oluşan bir kolyeyi, külte inci gibi taşırdı boynunda. Nazar değmesin diye anneden kızına kalan bu iri mavi boncuklu kolyeyi aile yadigarı olarak halen saklarım.
 

O yıllarda, Simenta, Hoştayn ve Montofon cinslerinin isimleri duyulsa da pek gören olmamıştı Çankırı da, günde otuz, kırk kilo süt verdikleri söylenirdi bu ithal ineklerin.

Oysa Hacer ve Duman öylemiydi?

Kara sığır malıydı her ikisi de, anaları, babaları Çankırı topraklarında doğup büyümüştü. AB ve ABD’den gelenler gibi otuz, kırk kilo süt veremeseler de, helalinden günde beş, altı kilo süt sağılırdı her ikisinden.

Çeç’inden ayrılmış saman, Yenice Köyden çift koşulmuş at arabası ile özel olarak gelir, samanlığın gözüne dökülür, oradan da samanlığa yaba ile doldurulur, fazla yer kaplamaması içinde üzerine çıkıp bir güzel çiğnenirdi. Samanı elemek, taşından toprağından ayırmak için, damın duvarındaki çivide asılı kalbur ve gözer yerli yerinde dururdu her zaman.    

Sadece Hacer ve Duman için, Yenice Köy özündeki tarlaya yonca ektirirdi babaannem, soğuk alıp işkembelerini üşütmemeleri için, önce gölgede döndüre döndüre bir güzel kuruturdu yoncayı, sonra nacakla ince ince kıyar, Hacer ve Duman’ın kışlık erzakını depolardı, damın kuru bir köşesinde.

Afurdaki samanın üzerine serpilecek bir avuç arpanın çuvalı dururdu bir köşede.

Şehir ineği oldukları için, “ho, ho, ho” diye sığıra katılmazdı Hacer ve Duman. O nedenle de, mal, davar sahiplerinin sığır çobanın dağarcığındaki azığa bazlama, küpecik peyniri ve soğanın cücüğü gibi erzak koymak derdi, telaşesi yoktu şeerde.

Damdan çıkmazdı Hacer ve Duman, kışın soğuğundan yazın sıcağından ve büveleğinden etkilenmezlerdi. Tüm bu hazırlanan törensel ziyafete ve gösterilen ihtimama rağmen, daha öncede dediğim gibi günlük verdikleri süt miktarı beş, altı kiloyu geçmezdi. Nede olsa kara sığır malıydılar. Ama evde haftanın yedi günü süt, yoğurt, peynir eksik olmazdı, boldu.

O günlerde kara sığır mallarının verdikleri süt azdı belki, ama bereketliydi. Nedenini annemden yeni öğrendim.

“Cuma Sütü 

Haftanın altı günü sağılan süt evin ihtiyacı için ayrılır, tek bir gün, Cuma günü sağılan süt ise evde kullanılmaz, komşulara dağıtılırmış ve o nedenle bu komşu hakkına “Cuma Sütü”  denirmiş.

Kara sığır mallarından sağılan sütün az ama bereketli olmasının nedeni sanırım bu günlerde unuttuğumuz, komşuluk ve paylaşmak değerleri ile ilgili olsa gerek.

“Cuma Sütü” gibi geleneklerimizi tekrar hatırlamamız dileğiyle.

 Alıntı: [1] Atilla İlhan-Öküz şiirinden



-------------
İbrahim ZENCİRCİ



Cevaplar:
Mesajı Yazan: kadiryavuz55
Mesaj Tarihi: 12.05.2010 Saat 23:44

                                

 
 
 
              "CUMA SÜTÜ" BİR SOSYAL PAYLAŞIM BİÇİMİDİR
 
 

 

           Sayın İbrahim Zincircinin CUMA SÜTÜ olarak gündeme getirdiği bu yazı aslında toplum içi bir dayanışma, yardımlaşmadır.

 
Bu Cuma sütü özellikle ekonomik geliri düşük ineği olmayan ailelere verilir. Onların süt ihtiyaçları bu şekilde karşılanırdı!

 

          O dönemlerde insanlar kendi ekmeklerini kendileri yaparlardı? Su değirmenlerinde öğütülen unlara ekmek yapılırdı. Hamur yoğrulmadan un mutlaka elenirdi? Unun içerisinde ki kepek ayrıştırılırdı! Bu eleme kendirikte olurdu. ( Unun elendiği deri ve ya kalın patiska bezin adı )

 

           İneği olmayan aileler bu kepekleri ineği olan komşularına verirlerdi?

( Ekmeği, unu, uğrayı, Kepeği zayi etmek çöpe atmak çok ayıp ve günah olarak karşılanır. Atan israf edenlere de ayıplanırdı! Ekmeğe nimete saygısızlık olarak değerlendirilir di? Bir mahalle bir toplumsal baskı oluşturulurdu!

 

           Bağı bahçesi olup ta inek beslemeyenler bahçelerinin otlarını ineği olan insanlara verirlerdi,

 

            Keza mevsimine göre yenen sebzelerin kabukları çöpe atılmaz inek sahiplerine verilirdi: Kavun karpuz kabuğu gibi!

 

           İnek sahipleri sadece Cuma günleri fakir ailelere süt vermekle kalmaz, yayık vurup yağını aldıktan oluşan ayranı kolu komşuya bakraç bakraç dağıtırdı!( Özelliklede ekonomik yönden zayıf aileler tercih edilerek! Her bakracın içerisinde yumruk büyüklüğünde tereyağı konarak,

 

           Bu fakir aile ırgatlıktaysa evi uzaktaysa ulaşım zorluğu varsa bu defasında bu ayranlar özel torbalara konur suyu alınır mis gibi torba yoğurduna dönüştürülür torbayla yoğurt olarak verilirdi! ( zira bu şekilde dayanıklılık süresi artar, taşıması nakli rahat olur-hacimsel küçülme ağırlıkta azalma olduğu için )

 

             Bu torba yoğurdu oluşurken akan ayranın suyu zayi edilmez, zira bir vitamin deposu olduğu çok iyi bilinir. Bu sularda toplanarak ekmek yapacak insanlara verilir, bu suyla, ayran suyu ile yoğururlardı.( Bu ayran suyu ile yoğrulup yapılan ekmek uzun süre bayatlamaz, hem de ekmeğin tadına tat lezzetine lezzet katar)

 

         Ya ineği olup ta sosyal paylaşımda bulunmayanlar! İşte bu ailelere de bir toplumsal baskı oluşturulurdu! Örneğin kimse kepek uğra vermez, bağ ve bahçesindeki otunu vermezdi! Sütünü, yoğurdunu, yağını, peynirini kimse satın almazdı! Toplumsal saygınlığını yitirirdi bu insanlar!

 

          Canım toplumsal değerlerimizi, toplumsal paylaşımlarımızı, dayanışmalarımızı ananelerimizi bir bir yitiriyoruz?  

 
 
 
 

         



Mesajı Yazan: fduran18
Mesaj Tarihi: 14.05.2010 Saat 04:48
        Sayın İbrahim Zencirci'nin "Cuma Sütü" adlı makalesini ve Sayın Kadir Yavuz'un makaleye yaptığı yorumu okudum. Okurken çocukluğum gözlerimin önünden geçti, çok duygulandım.
        Bizim ineğimiz ve tavuğumuz vardı. Komşularımızın bayat ekmeklerini ve kavun karpuz kabuklarını bize gönderdiklerini hatırlıyorum. Rahmetli babam kavun ve karpuz kabuklarını bana küçük küçük doğratırdı daha rahat yesinler diye. Elma ve armut eşeleklerini de çok severlerdi ama portakal ve mandalina kabuklarını yemezlerdi. Onları da tavuklarımız ve misafirleri olan serçe, güvercin bazanda sığırcıklar gagalardı. Onlara sapanla taş attığımı hatırlıyorumda kendime kızıyorum. Allah'a şükür hiç vuramamıştım.
           Yeni buzağımız olduğunda ineğimizin ilk sütü  kaynatılıp tencere ile soframıza gelirdi içinde babamın attığı  mavi bir boncuk olurdu. Boncuk kimin kaşığına gelirse buzağı onun olurdu. (Bizde çok bakardık ya buzağıya.)  
           Her yiyeceğimizde bir emek vardı, soframızı düşünüyorum da tarhanayı kendimiz yapardık (kururken ki kokusunu hiç sevemedim:)) salatadaki sebzeler bahçemizden, ekmek tandırdan. Herhalde kendi emeğimiz olduğu için olsa gerek israf bu kadar yoktu.           


-------------
Fduran18


Mesajı Yazan: i.zencirci
Mesaj Tarihi: 23.05.2010 Saat 15:46
Çankırı'da kutlanan "Dünya Süt Günü" etkinlikleri törenleri.
 
  http://www.haberci18.com - www.haberci18.com Mustafa ÇELİK haberinden alıntıdır. (İ.Z.)
 
Alıntı  

Dünya Süt Günü Çankırı'da kutlandı

 22 Mayıs 2010, 14:02  /editor.asp?id=2 - Mustafa ÇELİK, @dmin

Tarım İl Müdürlüğü koordinesinde yapılan törenle Dünya Süt Günü kutlandı.

Tarım İl Müdürlüğü koordinesinde yapılan törenle Dünya Süt Günü kutlandı.

Vali Uzun “Anne sütü es geçilecek bir konu değil!”

Karaoğlanoğlu “Ailenin beslenme konusundaki tutumları oldukça önemlidir!”

 

21 Mayıs Dünya Süt Günü  nedeniyle Tarım İl Müdürlüğü organizesiyle Tophane İlköğretim Okulunda bir program düzenlenerek öğrencilere süt dağıtımı yapıldı.

Programa Vali Şemsett http://www.haber18.com/ - n Uzun ve eşi Gülserin Uzun, Emniyet Müdürü Osman Zoroğlu ve eşi Hatice Zoroğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Akbıyık, İl Sağlık Müdürü Mehmet Karaçok, Tarım İl Müdürü Metin Karaoğlanoğlu, Tarım İl Müdürlüğü çalışanları, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Tören saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. İstiklal Marşının sessiz okunduğunu gören Vali Uzun öğrencilere dönerek “Çocuklar sizlerin daha iyi söyleyeceğini biliyorum. Tekrar yüksek sesle bir daha söyleyelim” dedi.

İki sefer okunun İstiklal Marşını öğrencilerin yüksek sesle okuması programa gelenler tarafından alkış aldı.

Programın açılış konuşması Tarım İl Müdürü Metin Karaoğlanoğlu tarafından yapıldı.

Karaoğlanoğlu Uluslararası Sütçülük Federasyonu nun (IPF)1956 yılında aldığı bir karar ile 21 Mayıs bütün üye Ülkelerde "DÜNYA SÜT GÜNÜ" olarak kutlanmaktadır. Bakanlığımızca 1991 yılında başlatılan; SÜT TÜKETİMİNİ ARTIRMA KAMPANYASI çerçevesinde 21 Mayıs ve bunu kapsayan hafta SÜT HAFTASI olarak kutlanmaktadır.

21 Mayıs Dünya Süt Günü sütün sağlık açısından önemil1i hatırlayıp, süt içmeyi güne yayılan bir alışkanlık haline getirmek için iyi bir fırsattır. Süt, besin değeri açısından yılın her günü, günün her saati içilmeyi hak eden bir gıda maddesidir. Ancak sıvı süt tüketimi azdır. Süt daha çok işlenmiş olarak yoğurt beyaz peynir ve ayran olarak tüketilmektedir.

Ülkemizde süt tüketimi Avrupa Birliği (AB) ülkelerine kıyasla daha düşüktür. Kişi başı yıllık süt tüketimi İngiltere'de 100 litre, Finlandiya'da 139 litre iken Ülkemizde sadece 24 litre civarındadır. Bu miktar birçok Avrupa ülkesinde 100 litrenin üzerindedir. Oysa her yaş grubunun günde 2 su bardağı süt veya süt ürünlerini tüketilmesi gerekmektedir. Çok mükemmel bir besin maddesi olan sütün bileşimi; % 87,3 su, & 3,5 yağ, %3,4 protein, %4,7 laktoz,%0,75 mineralmadde ve vitaminlerden oluşur.

Okul çağı, büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu ve yaşam boyu sürebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu çok önemli bir dönemdir. Bu dönemde çocuklar yetersiz ve dengesiz beslenirlerse hastalıklara karşı dirençsiz olurlar, sık hastalanırlar, hastalıkları ağır seyreder.

Bugün gelinen noktada ülkemizde okul çağındaki çocuklar, yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak bazı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya gelmektedir. Bu durum ekonomik yetersizlikten çok bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Ailelerin beslenme konusundaki tutumları oldukça önemlidir ve bu konuda da gerekli duyarlılığın gösterilmesi gerekmektedir.

Süt, bütün besin maddelerini, gerekli olan vitaminleri, enzimleri, daha birçok yararlı maddeyi bünyesinde yeterli ve dengeli biçimde barındırıyor. Başta gelişme çağındaki çocuklar olmak üzere, herkesin vücudu için gerekli olan süt, vazgeçilmez tek besin kaynağı olma özelliğine sahiptir. Kalsiyum, protein, A, B, D ve E vitamini bakımından zengin olan süt ve süt ürün1eri, büyüme ve kemik sağlığının korunmasında çok yararlıdır. Bu nedenle büyüme ve gelişme çağında olan çocukların, gençlerin, anne adaylarının, yaşlıların, süt ve süt ürünlerini dengeli biçimde tüketmeleri gerekiyor. Gelecek nesillerin daha güçlü ve sağlıklı olması için, çocukların sağlıklı beslenmelerine önem verilmeli ve günde en az 2 bardak süt içmeleri sağlanmalıdır.

Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde süt içme alışkanlığının kazanılmasına özen gösterilmeli, çocuk ve gençler, bu besinleri her gün önerilen miktarlarda tüketmeleri için teşvik edilmelidirler. Hepimizin de bildiği gibi ileri dönemlerde edindiğimiz alışkanlıkların temelinde çocukluk dönemindeki kazanımlarımız yer almaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı da bu dönemlerde kazanılmaktadır. Süt ileri yaşlarda görülen osteoporoz (kemik erimesi) ve diğer hastalıklardan korunmada da çok önemlidir.

Dünya Süt Günü ve " Süt Haftası" etkinlikleri ile beslenmede önemi olan süt için tüketim alışkanlığı kazandırmak istenmekte ve bu nedenle etkinlikler planlanmaktadır. Kalsiyum ve vitamin deposu sütün tüketimine ağırlık verilmesi ve tüketim düzeyinin önerilen miktarlara çıkarılması gerekmektedir.

"Sağlık İçin Günde 2 Bardak Sağlıklı Süt için" dedi.

Tarım İl Müdürlüğü uzmanlarından Dilek Benivar, “sağlıklı beslenme ve dengeli beslenme”, Rana Başataç “Süt nedir?, Sütün beslenmedeki önemi nedir?”, Arzu Benlikurt “Sağlıklı Süt ve ALO 174 hakkında geniş bilgi verdiler.

 

Anlatımlar sonrasında Süt dağıtım töreni öncesinde konuşan Vali Şemsettin Uzun “Bu törende velilerde olmalıydı. Bu çocuklarımıza sütleri temin edenler velilerimiz. Bu anlatılan konuların içinde rastlamadığım anne sütünün önemi. Anne sütü es geçilecek bir konu değil. Bu konunun velilere anlatılması gerekir.” dedi.

Okula geldiğinde öğrencilerin kantinlerden şekerli içecekler yerine süt tüketmeleri gerektiğini söyleyen Vali Uzun “Bundan sonra daha çok süt içelim. Yoğurt yiyelim, ayran içelim. Eşim bana her sabah bir bardak süt verir. Bende o sütü içerim.” dedi ve öğrenci ve öğretmenlere süt ve kek dağıttı.

 

 



-------------
İbrahim ZENCİRCİ



Sayfayı Yazdır | Close Window

Forum Software by Web Wiz Forums® version 10.16 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2013 Web Wiz Ltd. - http://www.webwiz.co.uk