ONAY ve TOKAY BOLU’DA NE YAPTI?


ilk yayın

Ahmet Talat Onay(1885-22 Eylül 1956), milletvekili olmadan önce bazı illerde maarif müdürlüğü yapmıştır. Bu iller, sırasıyla Zonguldak, Bolu, Ankara ve tekrar Bolu’dur. Temmuz 1920’de Zonguldak Maarif Müdürlüğü, Temmuz 1921’de Bolu Maarif Müdürlüğü, Ekim 1922’de Ankara Maarif Müdürlüğü, Mart 1923’te, isteği üzerine yeniden Bolu Maarif Müdürlüğü görevleri verildi. Bolu Maarif Müdürü iken 12 Ağustos 1923’de II. Dönem Çankırı(o zaman Kângırı) mebusu seçilmiştir.

Bolu’da iki defa maarif müdürlüğü görevi yapmış olan A.Talat Onay, bu devrede Bolu tarih ve kültürüne önemli katkılar yapmıştır. Âşık Dertli hakkındaki belgeleri toplamış ve kitap haline getirmiştir[1]. Bolu Salnâmesi hazırlama komisyonunun başkanlığına getirilmiş, bu iş tayin sebebiyle yarım kalmışsa da yaptığı bir çok araştırmayı Dertli gazetesinde yayınlamıştır. Onay, Bolu ile ilgili hâtırâlarını da yazmıştır. Geçenlerde bunlara göz atarken Mühendis Fehmi(Fehmi Tokay) [2] ile yaptıkları müşterek bir çalışmayı fark ettim. Değerli Türk aydınları olan Ahmet Talat Onay ve Fehmi Tokay’a saygım bir kat daha arttı.

Medreselerin işlevini yitirdiği, yerlerine yenilerinin konamadığı bir süreçte, imam ve hatiplerin çoğunlukla cahil olması ve seslerini iyi kullanamayışları yüzünden câmilere ilgi azalmaya başlamıştır. Müftü Recâi Efendi, bunları Bolu’da toplayarak eğitim programı yapar. Dönemin şartları icâbı, Maarif müdürünün bu işe karşı olacağını zanneden müftü, aksine ondan destek görür. Onay, bu basit eğitimin bile maarif hesabına kâr olduğunu belirtir.

Cehalet sebebiyle tiraji komik durumlar ortaya çıkar. Onay, İttihatçılardan Mithat Âkif’in de bulunduğu bir mecliste güzel sesli bir hâfızın ilâhi diye cehaletinden gazel okuduğunu, ikisini birbirinden ayırt edemediğini  gözlemler.    -Fehmi Tokay-   Ancak hâfızın eğitim görmemiş, fakat, yakıcı ve güzel sesinden etkilenir. Konuyu müftü Recâi Efendi’ye açar. Müftü;

            -Onun ve emsâlinin cehlinden hepimiz sorumluyuz, diyerek içini çeker…

Onay; “O anda zihnimde bir şimşek çaktı;

            -Bu hâfızlara, imam ve hatiplere biraz mûsikî terbiyesi vermek mümkündür.” dediğini belirtiyor.

            BOLU’DA MÛSİKÎ EĞİTİMİ

            Hemen harekete geçiyorlar. O an için Bolu’da bu eğitimi verebilecek iki uzman vardır. Yazıdan takip edelim:

            “Şimdi Nafia Vekâleti Yollar Umum Müdür Muavini mühendis Fehmi Bey, o zaman Bolu’da mühendisti. Mızıka-i Hümâyûn hânende ve hocalarından Hâfız Sâdık da oradaydı. Bu iki zâtın nezâreti altında bir mûsikî dershanesi açarak imam-hatiplere  -hiç olmazsa-düzgünce hutbe, ezan, mevlid ve ilâhî okutmayı öğretecektik.

            İlk derse Fetvâhâne’de “Tövbe edelim zünûbün üzre” ilâhîsiyle başlandı[3]. Her gün bir ilâhi geçiyorlardı. Bir gün Fehmi beyle görüşürken söz Ahmet Rasim’in bestelerine intikal etti. “Leb-i rengine bir gül konsun” [4]şarkısının Rasim’in olduğunu söyledi. O günlerde dilimden düşmeyen bu şarkının Fetvâhâne’de imam ve hatiplere geçilmesini rica ettim. O akşam bu şarkı başarıyla geçildi. Artık ilâhi, mevlid geride kalmıştı. Köy imam ve hatipleri, yerli hâfızlar, müezzinler beş on gün içinde ağızlarını düzeltmişlerdi. Bu derslere esnaf kalfalarından güzel sesliler de katıldılar.

            Bir Ramazan gecesi rahmetli mutasarrıf Fahri ile bir dosta misafirliğe gidiyorduk. Büyük Câmi’nin minâresinden ,

            -Allahu ekber! Allahu ekber!

Nidâsı yükseldi. Bu güzel sesin ve ulvi hitâbın tesiriyle bütün canlılar sanki nefes almaz oldu. Ezanı bir selât ü selâm takib etti. Bunları dinlemek için bütün Bolu kulak kesilmişti……Daha beş gün evvel güzel olduğu için dinlenen bu sesler, şimdi usûl ve kaideye uygun lâhûtî birer nefha dinleniyordu.

            Ben gerek Bolu’da, gerek Kastamonu’da birçok güzel sesler dinledim. Ne yazık ki terbiye görmediklerinden heder olup gitmişlerdir. O sırada Ankara Maarif Müdürlüğü’ne tahvilim, Hâfız Sâdık’la Fehmi Bey’in mukârenetleri üzerine Fetvâhâne’deki mûsiki meşkhânesi uzun ömürlü olamamıştır.”(Ahmet Talat Onay, Musiki Hareketi, s.242-243.)

  Bu çalışma, Ahmet Talat Bey’in Bolu’daki ilk maarif müdürlüğü sırasında yapılmıştır. 22 Eylül vefat yıldönümüdür. Kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum.


[1] Nitekim Âşık DERTLİ adlı kitap 1928’de Bolu’da basılmıştır.

[2] Fehmi Tokay(1889-1959), İnşaat mühendisi ve Türk Müziği bestekârı. Kocaeli, Ankara, Bolu, Çankırı, Kütahya gibi illerde başmühendislik, nafia müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. “BAŞMÜHENDİS FEHMİ“başlıklı yazımız Fehmi Tokay’ı konu almaktadır.

[3] “Tevbe edelim zenbimize tübt ü İllâllah yâ Allah” adlı rast ilâhi Zekâi Dede’nin bestesidir.

Tövbe edelim zenbimize / Tövbe ilallah, ya Allah / Lütfunla bize merhamet eyle / Aman Allah, ya Allah”

Seni etmez isen bizleri kim affeder Allah tübt ü İllâllah yâ Allah / Lütfunla bize merhamet eyle / Aman Allah, ya Allah

[4]  “ Leb-i rengînine bir gül konsun” adlı rast makamındaki şarkı, meşhur yazarlarımızdan Ahmet Rasim Bey’e aittir.

Düzenleyen Hakkı Duran – 22.09.2008 Saat 02:24


 Üstteki yazı, Dr.Ayhan Sarı yönetimindeki MUSÎKİ DERGİSİ isimli müzik sitesi tarafından iktibas edilmiştir. Sitemize de link verilmiştir. Kendilerine başarılar dileriz.

 http://www.musikidergisi.net/?p=1542


Çankırı Araştırmaları Sitesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

WordPress.com tarafından desteklenmektedir.

Yukarı ↑

Çankırı Araştırmaları Sitesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Çankırı Araştırmaları Sitesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin