SUCU HOTTİ Bazen Alibey cami önündeki, bazen Büyük Cami önündeki çeşmede, çoğu zamanda hastane köprüsünün başındaki, Tatlısu çeşmesinde onu görürdüm. Pantolon paçalarını çorabının içine sokar, soğuk kuyu lastikleri ile paytak paytak ama tam ördek gibi de değil, sağa sola sallanarak yürürdü. Kısaca boyluydu. Sırtında omuz yerleri güneşten ağarmış trenci ceketi, başında da eski bir trenci... Okumaya Devam et →
ÇARŞAMBA HAVA ALANINDA BİR ÇANKIRILI…
Evliya Çelebi gibi dilim dönmediği için şefaat dilerken, seyahat dilemiş olacağım ki geçen sene epeyce gezdim. Malum son yıllarda uçak biletleri şehirler arası otobüs bileti fiyatına yakın, o nedenle de genellikle hava yolunu tercih ettim. Sadece Çankırı’ya giderken sıkıntı çekiyorum. Esenboğa’da in, karşı yoldan Ülker’in tarafına geçmek için “Duvara vurdum kazmayı Amman Alim…/” oynayan yaren... Okumaya Devam et →
KOMİSYONCULARIN HURİYE HANIM
Sözlü Tarih için her konuşulan, her hatırlananın önemli olduğunu, Çankırı Araştırmaları (cansaati.org) sitesinde yapılan ve Çankırı’nın son yüzyılına çok önemli katkılar sağlayacağına inandığım, “Çankırı Tarihine 100 Canlı Tanık” projesinden biliyorum. Bu düşünceden yola çıkarak, bu gün aramızda olmayan, Çankırı Tarihine Tanıklık etmiş, çeşitli sosyal çevreden kişilerin portrelerini elimden geldiğince, hatırladığım ölçüde yazmaya çalışacağım. Umarım yorum... Okumaya Devam et →
NAYLON ESKİSİYNEN, ÇORAP ESKİSİYNEN, BAKIRINAN…
"Naylon eskisiynen, çorap eskisiynen, bakırınan"… Uzunyol’dan çıktım yola, kıl heybe omuzum da, selam verdim sağa sola… Yolu İmarete düşürdüm, Iccak taze kırık leblebi, naylon eskisiynen, çorap eskisiynen… İmaret’den yukarı, Odun Pazarını, Damlamca’yı, Akkız Çalısı’nı aşırdım. Taze ıccak kırık leblebi, naylon eskisiynen… çorap eskisiynen…. bakırınan… Kimseye minnetimiz mudaramız yoktur, çok şükür… Ağşama bitiremezsek işimiz kötüdür. Leblebi... Okumaya Devam et →
SONRA…
Bana “Koca kafa” diyen bir kız vardı. Orta okulda üç sene aynı sınıftaydık. https://videopress.com/v/BykSBaP9?resizeToParent=true&cover=true&preloadContent=metadata&useAverageColor=true Sonra o da öldü. Oysa kafam o kadar büyük değildi, Liseye geçtiğimiz yıl ayrıldık o başka bir okula gitti.Uzaktan bakışırdık, eli elime değmemişti. Uzaktan baktığım, yanına yaklaşamadığım için mi bana “koca kafa” diyordu. Hoşlansaydım onun gittiği okula gidermiydim? Bİlmiyorum. Aradan yıllar... Okumaya Devam et →
“CUMA SÜTÜ”
Rahmetli babaannem onlardan bahsederken daima "kızlarım" der, "kızlarım" diye severdi. Evde farklı bir ayrıcalıkları olduğunu bugün daha iyi anlayabiliyorum. Kendi çocuklarından ve hatta torunlarından ayırmadığı gibi sanki onlara olan sevgisi daha bir başkaydı. Babaannemin bu kızlarından büyüğünün adı Hacer’di. Koyu esmer, siyah gözlü bir karasığır malıydı Hacer. ”Kaşında çifte lamelif, gözünde kudretten yazı”[1] var mıydı? Çok iyi... Okumaya Devam et →


