NAYLON ESKİSİYNEN, ÇORAP ESKİSİYNEN, BAKIRINAN…


"Naylon eskisiynen, çorap eskisiynen, bakırınan"… Uzunyol’dan çıktım yola, kıl heybe omuzum da, selam verdim sağa sola… Yolu İmarete düşürdüm, Iccak taze kırık leblebi, naylon eskisiynen, çorap eskisiynen… İmaret’den yukarı, Odun Pazarını, Damlamca’yı, Akkız Çalısı’nı aşırdım. Taze ıccak kırık leblebi, naylon eskisiynen… çorap eskisiynen…. bakırınan… Kimseye minnetimiz mudaramız yoktur, çok şükür… Ağşama bitiremezsek işimiz kötüdür. Leblebi... Okumaya Devam et →

ÇANKIRI TARİHİNE 100 CANLI TANIK: HASAN ÖZKAN


HASAN ÖZKAN Serpil Özkan’ın kaleminden Kamil Tabak, Vehbi Koç ve Hasan Özkan Tanıdım tanıyalı üzerinde takım elbisesiz görmediğim çok şık giyimli Hasan Ağabeyim ile görüşmeyi eşim Bekir Özkan ayarladı. Önce oğlumla bürosuna gittik, küçük müze haline getirdiği bürodaki fotoğraflarını çektikten sonra evine gittik. Eşi Hamide Ablanın iki yeğeni de arkadaşım, onlardan teyzelerinin ne kadar becerikli... Okumaya Devam et →

“CUMA SÜTÜ”


Rahmetli babaannem onlardan bahsederken daima "kızlarım" der, "kızlarım" diye severdi. Evde farklı bir ayrıcalıkları olduğunu bugün daha iyi anlayabiliyorum. Kendi çocuklarından ve hatta torunlarından ayırmadığı gibi sanki onlara olan sevgisi daha bir başkaydı. Babaannemin bu kızlarından büyüğünün adı Hacer’di. Koyu esmer, siyah gözlü bir karasığır malıydı Hacer. ”Kaşında çifte lamelif, gözünde kudretten yazı”[1] var mıydı? Çok iyi... Okumaya Devam et →

Çağdaş Masallar


(Kıssadan hisse…) Helvacı Güzelleri Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal, pire berber iken, tarihini bilmezler, kültürünü bilmezler ve her daim dalkavuklar Çankırılının beşiğini tıngır mıngır sallar iken, aşağıdan: -Tutun ha, vurun ha! diye bir gürültü kopmaz mı? Eyvah dedim. Şimdi bunlar susmazlar uyuyan devi uyandırırlar. İki kalktım, bir hopladım yedi yüz kilometreyi bir... Okumaya Devam et →

“Mühlüz Tepesi”


“Mühlüz Tepesi” Kurşana dan çıktım yola, selam verdim sağa sola. Damlamca deresinden atladım. Yolu Odun Pazarından, Arastaya düşürdüm. Mühlüz Tepesinden aşağı, sıktı belimin kuşağı…                 Bana birisi, “Çankırı’nın orta yeri neresi?” diye sual etse, dört yol ağzındaki o tepeciği gösterir. “İşte tam burası” derim. “Nasıl olur efendi ağa”... Okumaya Devam et →

WordPress.com Tarafından Desteklenen Web Sitesi.

Yukarı ↑