Fatma Teyzemle röportaj yapmak için Esra Gökmen kardeşim aracı oldu. Yumuşak yumuşak naif bir üslupla sorularımı cevapladı. Esra Esra Irgaz Gökmen ve Hülya Kütükçü kardeşlerim paylaşacağımız fotoğraf işini hallettiler bana yardımcı oldular. Kültürümüzü emanet edeceğimiz bizden sonraki nesille bu işi yapmak daha keyifli oldu, kendilerine teşekkür ediyorum.
Serpil ÖZKAN

FATMA GÖKMEN
Anne adı: Şehri Üstün
Baba adı: İsmail Üstün
Lakabı: Pamukçular
Doğum yeri: Çankırı
Doğum yılı : 1941
Kardeşleri :yok
1941 yılında Çankırı’da Buğday Pazarı Mahallesi, Çukurbostan Sokak’ta doğmuşum, tek çocuğum. Küçük bir evimiz vardı bir oda altta, bir oda yukarıdaydı. Alttaki odada ocağımız vardı. Annem bazlamaç yapardı, babam çok severdi içine kıyma peynir koyar yerdi, dışarıdan ekmek alınmazdı. Babam ekin alırdı bir sandığımız vardı doldururduk.
” Baba biz 3 kişiyiz niye bu kadar çok alıyorsun? deyince “kızım biz yokluk gördük,savaş gordük, sıkıntı çektik” derdi. Önceleri elektrik yoktu lambalar vardı silinirdi, ocağın üstünde baca kaşı denirdi oraya konurdu.
Ben yukarıdaki odada yatardım. Dolaplar vardı yatak yorgan dizilirdi. Banyo yapılacağı zaman boşaltılır banyo yapılırdı. Birine de kap kacak koyardık. Sergenimiz vardı. Annem çok titizdi. Bakır kapları pırıl pırıl sürer dizerdi.
Anne ve babamla ilişkim çok iyiydi. Babam dünya iyisiydi. Efendi, sakin, ince düşünceli. Annemin kulağı biraz duymazdı, bazı şeyleri ters anlardı ama çok iyi niyetliydi. Üzerime çok düşerdi hani uyusam öldü zannederdi bütün anneler gibi…
Arkadaşlarım çoktu, çizgi top saklambaç oynardık. Hatırım da kalan hava bulutlandığı zaman başımıza bir şey alır komşuları gezerdik. Onlar da birer hapaz evde ne varsa verirlerdi oturur yerdik.
” Çorlu Çorlu lengerlek
Gökten yağdı rahmet”
derdik,bu kadarını hatırlayabiliyorum.
Yağmurda yağardı arkasından.
İneğimiz vardı komşularla sığıra götürürdük, çevirme vardı.
Komşularımıza oturmalara giderdik kapılar hiç kilitlenmezdi, büyükler masallar anlatırdı. Biz zevkle dinlerdik. Hüseyin Çavuşların Fadime Teyze vardı güzel anlatırdı kızları vardı biri benimle yaşıttı. Karşı komşumuz okuyucu Name Teyzeydi, yan komşumuz güzel Emine kızı Sevim maliyeden emekli, Zela Teyze onun yanında babamın teyzesinin oğlu vardı. Şükriye Anne, Fevzi Baba derdik, hükümette memurdu. Trampetçilerin Fadime Teyze okuyuculuğa giderdi işe de giderdi. Eskiden çok yoksulluk vardı kiminin beyi harpte kalmış maaş yok. Çok yoksullara, dullara zekat, fitre verirmiş büyükler sağ elin verdiğini sol el bilmezdi, şimdi daha göz önünde yapılıyor.
Güneş İlkokulu’na gittim. Öğretmenim Raziye Hanımdı, evlenince akrabamız oldu.
Arkadaşlarım Güngör, Şadiye, Şerife, Fatma, Sevim, Hatice Tuna’ydı.
Oyun oynardık dantel örerdik, kanaviçe işlerdik. Hiç yaramaz değildim.Güzel bir çocukluğum oldu. Yanlarda bahçemiz vardı, oraya gidip gelirdik. Babam okuldan sonra Kur’an öğrenmemi çok istedi. Kur’an öğreneyim diye her gün 25 kuruş bırakırdı, onunla bir şey alır yerdim. El işine düşkündüm çünkü çocukluktan bize öğretirlerdi, dışarıya yaptırmak adeti yoktu. Kıtlıktan, savaştan çıkılmış herkes zor geçinirdi. Bir adam çalışır üç beş kişi yerdi. Kadınların çalışması bilinmezdi.
16 yaşında kayınvalidemgil bana bakmaya gelmişler.Bir komşu tavsiye etmiş.Örnek alma diye bahane ederek Kayınvalidem, teyzesinin kızı Karpuzcuların Fethiye Abla ile geldi. Soba var, arkasında sandık var. Sobanın önüne oturdum onlar sohbet ediyorlar. Çorabım kaymış eteğimin altından düzeltmişim çok hoşlarına gitmiş. Edepli terbiyeli bu bize yakışır demişler. Annem de 20 yaşından önce vermem derdi büyük söylemiş nasip oldu evlendim.

Yenizenginlerin Haşim’di damat adayı resmini gösterdiler.Maliyede çalışıyormuş.
Evlenmeden bir süre önce Kore’ye askerliğe gitmiş. Bir ay gemi ile gidip gelmişler. Cemse kazası geçirmiş, ölümden dönmüş tanıdık bir doktor denk gelmiş güzel tedavi olmuş.
Onların lakapları da şöyle olmuş. Kayınpederimin babasının babası hacca gidiyor. 6 ayda gidip gelmişler onlar geleceği zaman evi süslemişler, dolap kapaklarına falan altın taç takmışlar. Misafirler de geldiğinde bunlar da çok zenginmiş diye laf etmişler. Eskiden de bir laf etsen lakap olurdu. Herkesin lakabının bir hikayesi vardı.Büyük dünürlüğe geldiler erkekli kadınlı damat yoktu.
Erkekler kendi aralarında konuşmuşlar. 2.500 lira başlık, 5 bilezik elmas yüzük, küpe, bindallı diye konuşmuşlar bize sormazlardı. Bindallıyı kayınpederim almış kayınvalidem beğenmemiş geri göndermiş bir daha da üstüne düşmedik.
Arkadaşlarımın da hep öyle oldu o yıllarda öyleydi. Hatta bir arkadaşımı istemediği birisine verdiler.
“Kendimi avludaki kuyuya atacağım ” derdi. Ben de “aman Allah korusun yapma” derdim. Evlenince mutlu olamadı çocukları olduktan sonra ayrıldılar.
Nişanım evde oldu tuvalet dikildi. Kloş etek, karpuz kollu, bebe yakalı damat geldi ,o gün gördüm . O da beni hiç görmemişti. Babam nikah olmazsa damadı eve koymam’ dedi.
Nikah için eskiden Belediye’ye gidilir ağza bakılırdı öyle bir muayene vardı niyeyse. İlk konuşmamızda o zaman oldu.
Nikahım Halk Eğitim Salonunda oldu çok kalabalıktı. Haşim eve gelip gitmeye başladı. Zaten çok nişanlı durmadık Şubat’ta nişan oldu mayısta evlendik.
Düğünden bir hafta önce çeyiz yığılırdı. Çeyizimi Mediha Teyze yığdı. 2 yatak, 2 veya 4 saten yorgan olurdu. Halı yastık, sedir halıları vardı. Örtüler,yatak takımları , bohçaların içinde iç çamaşırları çoraplar hepsi düzgün bir şekilde yerleştirilirdi. Elbiseler duvarlara asılırdı. Erkek tarafı kınaya gelince o gece görürlerdi. Düğüne okuyucu tutulurdu. Okuyucu düğüne eline verilen listedekileri davet eder, yemek yapardı.Bizimki Name Teyzeydi, karşı komşumuz du elinde büyüdüm, hem de yengem oldu düğün sırasında.
3 gece kına yaptık isteyen şenlik de yapıyordu. İlk gece kendimiz için, 2. gecede oğlan evi geliyordu.
Ben kaftan giydim.
Oğlan evi bindallı giydi.
Okuyucu oğlan evini kız evini ayrı yere oturttururdu Bindallıları, kaftanlıları ayrı bir tarafa oturttururdu. Oyuna herkes kendiliğinden çıkmazdı. Okuyucu oyun havasına göre kimler güzel oynarsa onları çıkartırdı. Nizamlı bir şekilde oturulur nizamlı bir şekilde oynanırdı. Çankırı havaları,yabadan gel yabadan,gel gel , ha babam yallah diye türküler vardı. Kör Hasan keman çaldı karısı tef çalardı.Kör Halit vardı, sonraları tefci Zübeyde çıktı sadece kadınlar çalmaya başladı.
Üçüncü gece kına yakacak kimse olmadı. 1958 yılıydı.Büyük sel geldi. Herkes kendi derdine düştü. Yakınları ölenler, can kaybı mal kaybı büyük bir felaketti.
Gelin çıkarken gelinlik giydim duvağın önüne bir örtü ile yüzümü örttüler manto giydirdiler. Taksi bile bulunmadı otobüsle gittik. Karaköprü’nün oraya gelince
” açın yüzünü” dediler. Her yeri sel yalamış yutmuş o kadar feci bir durumdu.
Gelin önü şenlik gibi olurdu. Kayınpederim de çok özenmişti. Halk Eğitim Salonu tutmuşlar herkes kaftan kuşak hazırlamış sel olunca hepsi kaldı. Gelin önünde yemek verilirdi gelen misafirlere yemeklerde hep öylece kalmış. Erkekler güveyi gezmesi yapardı. Baş donanma olacaktı hepsi kaldı.Damat ve arkadaşları Su Deposuna doğru giderler,eğlenirlerdi, Akşam gelirlerdi, yemek yenir camiye gidilirdi.
Düğünün ertesi günü kaftan giydirdiler. Ömer Gökmen’in hanımı Emine yenge geldi giydirdi süsledi. Gelenler oldu ama sel olduğu için eğlence filan olmadı.
Düğünden birkaç gün sonra yemeğe annemler çağırdı ailecek gittik. Oğlan tarafından akrabalar çağırdı gittik.
Sekiz sene kayınvalidemle oturdum. Kaynım Hamdi ilkokulda, İsmet Sanat okulunda, Melahat Enstitü’deydi. Kayınvalidem yemek yapardı ben de işleri tutardım. Yaptık, yedirdik yıkadık, giydirdik. İşimi bitirince giyinirdim.
Kayınvalidem
” Evimin süslü kelebeği” derdi. Son derece iyi bir insandı nurlarda yatsın.
üç çocuğumuz oldu.

İlk çocuğum Mustafa Suphi Gökmen’e kayınpederim ismini verdi. Hoca geldi kulağına üç kere adını söyledi.
8-10 gün sonra beşik mevlütü yapıldı. Kız tarafı bebeğin beşiğini, içinin yatağını, yorganını, örtüsünü, giyeceğini alır getirirdi. Mevlüt okutulur gelen misafirlere de ikram yapılırdı. Akraba arasında olurdu çok kalabalık olmazdı.
Lohusa taç takar, kimileri bindallı giyerdi. Yatak çeyizindeki yatak takımları ile süslenirdi. İkinci kızım Serpil (Türen’)in ismini kayınvalidem verdi. Gençler bilmezdi biz verelim diye. Büyükler düşünürdü isimleri.Üçüncü çocuğum kızıma Serap (Şirin)ismi verildi.
1-1,5 sene gibi gelinlik yaptım. (Kayınpederle sesli konuşmamak)Kayınpederim incir, üzüm satardı. Aşağı bodrumda da dükkandan fazla olan şeyler yığılı duruyor. Fare çıktı ” ay” diye bağırdım. Sobanın küreği vardı, vurunca öldürdüm. Kayınpederim “Aferin Fatma” dedi, hoşuna gitti o şekilde konuşmaya başladım. Zor bir şeydi ama adet öyleydi.
Eşim yaran yedi, sıra yedi. Geceleri sıra yerlerdi. 15-20 kişi olurlardı yağlı ekmek yapardık. Bir gün kayınpederim bir çuval un almış. Kayınvalidemle biz bir yere gittik. Eşimin yaran yediklerinden biri dedi ki “biz ikindiden başlıyoruz yağlı ekmeğe” deyince kayınvalidem “aman o buz gibi olur yenir mi?” dedi.
Bize sıra geldiğinde kış günüydü kayınvalidem teravihe gitti gelince hamuru yoğurdu. Anne “geç kalıyoruz” dedim.” “Yok yok” dedi vurdu kafayı yattı. Ben kahvelerini, çaylarını yaptım ikramlarını yaptım. Kapıdan uzatıyordum erkekler alıyordu. Ekmeği de Adaş soba var onun üstünde yapacağız. Ben başlayayım bari dedim hamuru elime aldım su gibi olmuş.” “Amanın anne kalk bu hamur bir şey olmuş” dedim. Artık su kat, un kat bir hale yola getirdik başladık. Ama baş olmuyor. Mutfakta kuzine var.” Fatma onu da yak” dedi. Orada üç beş yapalım dedi. Saat 12.00’ye geliyor onu yaktım alelacele .Eskiden plastik tabaklar vardı kayınvalidem de çok meraklıydı. İçinde de kahvaltılıklar var unutmuşum Biz ekmeği yaparken içindekiler erimiş.
Gülüşerek ekmeğe devam ettik.
Sıra yiyenler birbirine iddia ile bir kişi 15 _20 ekmek yiyormuş. Sabah ağız yıkanana kadar ekmek yaptık. Biz gönderiyoruz boş tepsi geliyor.
Ramazan gecelerinde de hep yağlı ekmek yapılırdı. Benim annem 30 Ramazan yapardı. Kızılcık şurubu ile yerdik. Çay falan bilinmezdi, tok tutar diye düşünülürdü. Davulcuya da ekmek verirdik. Ramazan gelirken evleri temizler, baklavalar yapardık davetlerde ikram etmek için. Birkaç gün sonra bizim evde davet başlardı, akrabalar kalabalıktı. 15 gün bizi çağırırlarsa 15 günde biz onları çağırırdık. Takım yemeği ikram edilirdi. Çorba, güveç ,pilav ,dolma, sarma, tatlı, bamya. Bayram sabahı da takım yemeği yenilirdi. Eltim, görümcemler olurdu uzun süre böyle gitti bayramlar.
Kurban Bayramında kurban sabah erkenden kesilirse kurbanın ciğeri kavrulurdu. Büyükler beklerdi ciğer yıkanır, doğranır, suyunu çekinceye kadar sonra yağ,soğan,baharat ne katarsan içine katılırdı. Eğer nişanlı gelin varsa oğlan tarafı koç götürürdü, süslerdi kurdelelerle alnına kına yakılırdı. Bayram sabahı götürülürdü.
Bayramlarda kolonya, şeker, baklava ve kahve ikram edilirdi.
Hiçbir şeyimi israf etmem. Geçenlerde el kadar ekmek kurumuş kalmış atamam ne yapayım dedim. Anam babam usulü tirit yaptım.
Önce tereyağı, kıyma ile yumurta pişirdim, domates sosu koydum biraz su koydum, sarımsak dövdüm. o ekmeğin üstüne döktüm.
Ben hep eski yemekleri yaparım annemden gördüğümü annem de çok becerikliydi. Bahçemizde tavuklarımız vardı, ineğimiz vardı.Yağ, peynir yapar küpeciklere basardı.
Bol yumurtalı cızlama yapardı,saca döker oklavayla düzleyerek pişirirdi.
Karbonatlı nokul yapardı. Süt, yağ, yumurta ile yapıyordu.
Ispanaklı tava böreği güzel olurdu. Hamur açılır içine kavrulmuş ıspanak konur,kapatılır, kenarları büzüştürülürdü,yağda kızartılırdı.
Kadın arasında kundak, pıhtı yaparlardı.
Yağ, soğan, salça, bulgur kavrulur, baharat,su ilave edilir pişirilir, nane dökülür.Haşlanmış lahana ile yaprakla sararak yenir.Lahana ile daha güzel olurdu, kundak gibi sarılırdı.
Annem yapraktan kundak aşı diye sulu yemeğini de yapardı yoğurtla yerdik.
Etli, otlu, yağlı ekmek yapardı. Etli ekmek kuru kıyma ile de yapar dı yaş etle de yapardı.
Etlik yapılırdı herkes durumuna göre keçi alır , önceleri evde sonra kasapta çektirirlerdi.Kendi iç yağıyla yağı sapsarı olana kadar kavrulurdu, hiç bozulmazdı. Kıymalı da yapılırdı. O yapılan kıymaya, soğan çırpılır, kuru maydanoz özellikle kıymalı için kurutulurdu çok yakışırdı iç hazırlanır fırına gönderirlerdi. Annem peynir yaptığı için peynirli de yaptırırdık, pazar sabahları yenirdi.
Kellenin çenesi, ayaklar kurutulurdu. Kelleler demircilerde ütülenir, ıslatılır, gelip gidip kazınırdı. Siyahlığı gittikten sonra iyice yıkanır ikiye ayrılır çeneleri kurutulur, kafaları haşlanır paça yapılır çünkü çok hayvan alınırdı bir anda tüketilemezdi.
İnce ekmekten muska yapılırdı. Fasulye kavurması, turp kavurması sarılırdı.Bal olurdu arımız vardı, yumurta olurdu tavuğumuz vardı, yağ, peynir olur ineğimiz vardı,her şey çok doğaldı. Tavuk dolması, hindi dolması yapılırdı. Avlularda, bahçelerde genelde herkes beslerdi. Keşkek çok bilinmezdi. Toyga çorbası daha çok yapılırdı. Yarma çorbası da onlara, düğünlerde sünnetlerde ayranlara, torba yoğurdu kullanılırdı.

Ayın 22’si kabul günümdü. Yerli yabancı herkesle görüşürdük. Valinin eşinden tutunda protokol herkes olurdu çok kalabalık olurdu, eğlenceli geçerdi. Müsait olan gelirdi. Kaç kişinin geleceğini bilmezdik .Biz de öyle eğlenirdik. Büyüklerimiz sabah namazında kaleye gittiklerini bahar aylarında taş mescide, bahçe gezmeleri yaptıklarından bahseder di ben o gezilere katılmadım.
Karpuzcuların Nuriye derlerdi onun kocası Osman’,ın otobüsü vardı. Gezmelere onlan gidilirdi, taksi tek tük vardı.
Evlilikte problemim olmadı tek çocuk olduğumdan mıdır iddia bilmezdim, didişmeyi bilmem. Eşim de uysaldı, çok iyi anlaştık hiç küfür falan duymadım ağzından. 78 yaşında vefat etti. 2 yıl kanserle mücadele ettik.
Oğlum Alçı Fabrikasının müdürü elim ayağım Allah razı olsun.
Kızımın biri öğretmen, biri ziraat mühendisi torunlarım da okudular.. Allah’a şükür onların da geçimi iyi.
Şimdi bolluk var eski tat yok. Eski yokluktu ama tatlıydı.Eski ahbaplarımla daha mutlu oluyorum. Ben eski hayatı daha çok seviyorum. Saygı, sevgi, tutum, hoşgörü o devirdeydi. Ne kadar savurgan bir millet olduk. Düğünler abartı o ona bakıyor,o ona bakıyor bana gereksiz geliyor. Avrupa’da var mı? Televizyon programlarını hiç sevmiyorum.
Hani bir laf vardır “yaşlılar eskiyi, gençler geleceği konuşur” diye bizimki de o hesap.

SAYGILARIMLA
SERPİL ÖZKAN
18/7/2024
Çankırı Araştırmaları Sitesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.



Yorum bırakın