Eşinin halası Adalet Gezer ile röportaj yapmam için evine davet eden kadın muhtarımız Cemile Şahin Eskisucu’ nun evinde bir de Adalet Hanım’ın yeğeni Melek Koç vardı. Beni Mazideki Çankırı’dan takip ettiğini çok tanışmak istediğini onunla da röportaj yaparsam çok mutlu olacağını söyleyince o gün iki tane röportaj gerçekleştirmiştik. Bu röportajı yapmama vesile olan Cemile Şahin Eskisucu’ya çok teşekkür ediyorum. Melek Hanım ‘a Cemile Hanım’a sağlıklı günler diliyorum. Serpil ÖZKAN
MELEK KOÇ
Anne adı: Ragibe
Lakabı: Sucu Kadılar
Baba adı: Süleyman Yıldırım
Doğum yeri: Çankırı
Doğum yılı: 1942
Kardeşleri: Şevki, Şerafettin Sami Yıldırım

Yoğurtçu Mahallesi’nde doğmuşum babam askerde olduğu için Çerkeş’ten gelip anneannemlerin evinde büyümüşüm.Annem Sucu Kadıların Kunduracı Hilmi Ustanın kızıdır.
Tek katlı bahçeli evde bir süre teyzem Adalet’le büyüdüm.Babam askerden gelince Çerkeş’e gitmişiz. 5 yaşına kadar orada kaldık babam Çerkeşli Süleyman Yıldırım memur olduğu için Kurşunlu’ya , Şabanözü’ne gittik. 1, 2 ve 3. sınıfı orada okudum. 4. 5. sınıfı ortaokul 1 ve 2.sınıfı Ilgaz’da okudum. Ilgaz’ın ilk okuyan kızlarıyız 5-6 kız memur kızıydık iki tane de yerli kızı vardı. Ortaokula ilk adımı biz attık şimdi herkes okuyor çok mutlu oluyorum.

Orta sonda Çankırı’ya tayinimiz çıktı Öğretmen okulu sınavlarına girdim. Kastamonu Kız Öğretmen okulunda okudum. Çankırı’nın Alpsarı köyüne tayinim çıktı. Altı sene babaannemle bir yılda evli olarak kaldım. Ilgazlı Aydın Koç ile evlendim Ankara’ya gittik. 1965’ten beri Ankara’dayım Annem, avukat kardeşim , akrabalarım olduğu için Çankırı’yla eşimin akrabaları da Ilgazlı olduğu için ilişkimizi hiç kesmedik.
Anne baba ilişkilerim iyiydi . Mahallede 3 taş, 5 taş, çizgi oynardık. Yakan top, istop, dalye, çember çevirme, evcilik, öğretmencilik oynardık. Beni hep öğretmen yaparlardı demek ki çocukluktan vardı ögretmenlik. İlk öğretmenim Çankırı’lı Hatice Mısırlı’ydı.

Annemin teyzemin mahalle arkadaşıydı. Okumayı severdim. Babam her gün gazete getirirdi okurdum.
Büyük selde okuldaydım görmedim duydum arkadaşımın annesi babası vefat etti. İlk apartman Deniz Apartmanı olarak hatırlıyorum Zeki Müren kalmış.
6 yıl köyde çalıştım mahrumiyet vardı imkanlar kısıtlıydı. Gazetede gördüm Köy Aydınlatma Derneği ile irtibata geçtim. Alet, edevat ,mikroskop kolilerle yiyecek gönderdiler çocuklara dağıttım. Okulumuzu süsledik Atatürk köşesi yaptım. İlk bayan öğretmen bendim daha önceki erkek öğretmenler böyle bir şey düşünmemişler. Perdeler diktim masa örtüleri diktim. Çocuklar birer avuç arpa getirdi atı olan birine sattık o parayla geldim Sümerbank’tan sınıflara öğretmen odasına perdelik aldım. Annem dikti o arada köyden şikayet etmişler.Müfettiş geldi inceledi baktı ki olay güzel ben de hep belgelemiştim harcamalarımı “çok iyi etmişsin” dedi. İhtar etti “ellerine sağlık “dedi ceza almadım.

Eşim Ilgaz’lı benden bir sınıf öndeymiş o Kastamonu Lisesi Ben Kastamonu Öğretmen Okulu bu kız bizim oradan diyerek tanıyor. Bir kıza takılmış benden mektup göndermek istiyor ben de surat asmışım çünkü babama söz verdim “benim bir hatamı görürsen okuldan alırsın” diyerek razı etmiştim. Kastamonu’ya gittik “Dur demiş Bu kız ciddi ben bunun peşinden gideyim” diyor o mezun oluyor. Onun kuzeni de annemlerin komşusu ona açılmış bize geldi gitti Bir ay içinde aile içinde nişan oldu kına oldu. Kınamda kaftan giydim anneannemin bahçesinde oldu. Nikahta lacivert dö piyes giydim. Vali muavini şahidim olmuştu. Bir gece konduya koydular bizi “eviniz burası” dediler yakın yere tayinim çıktı öğretmenliğe devam ettim. Eşim Hıfzısıhhaya girdi sonra öğretmenliğe geçti askerden gelince.
3 çocuğumuz oldu 2 oğlan bir kız eşim coğrafya öğretmeni olarak emekli oldu.

Babam kayınvalideme “sizin neye gücünüz yeterse benim de neye gücüm yeterse” dedi.Çok şatafatlı merasimlerden hoşlanmam eşimin de dul bir annesi vardı zor şartlarda okutmuş düğün falan istemedim altına gümüşe değer vermem O ev temel taşımız oldu daha iyilerini Rabbim nasip etti. 7 yıl oldu eşimi kaybettim ilk çocuğum erkek olunca Muttalip Serdar koyduk. Murat ve Dilek oldu. Akrabaları hoca kulağına ezan okuyarak isimlerini verdi.
Çankırı yemeklerini yapıyorum çocukların torunlarım da seviyor. Muska, yazma çöreği, iri hamur, tutmaç, güveç…
Baklavayı pek yapamıyorum büyüklerim anneannemler su böreği ,baklava yaparlardı. Nişastayla ince altından kağıt görünecek şekilde açarlardı bende sermeye yardım ederdim hafif kurumaya yakın siniye dizilir yerleştirilirdi. Kestikten sonra kızgın yağ dökülür fırında pişiriliyordu yuvarlak davul fırınlarda pişirilirdi.
Makarna kesilir, reçeller, turşular etlik yapılırdı. 3-4 adet davar gelir sayısı maddiyata ve kalabalığa göre değişirdi ama her evde yapılırdı. Et makinesi vardı ucuna bağırsak takılır sucuk pastırma yapılır doldurulur yuvarlak bağlanırdı.
Sebze kurutmaları biber, patlıcan, dolma biber, kabak, fasulye kurutulurdu .erik kurutulur elma kurutulurdu. Bulgur, tarhana, salça nişasta yapılırdı. Kayınvalidem dut kurusu ,amesken eriği, kızılcık ekşisi, kuşburnu yapardı. Gül, ayva, zerdali reçeli olurdu. Zerdaliler 3 kere kaynatılır güneşe konurdu.Çilek pek bilinmezdi. Dut pekmezi , üzüm pekmezi yapılırdı.Kembağı tarafında, motorha neden Taş Mescide doğru, Ayan tarafında çok üzüm olurdu. Kelek turşusu yarı olgun keleklerden yapılırdı.
Kabak kabuğu kavurması yaparım Çok beğenirler. Mersin’de 6 ay yaşadım çitme diyorlar onlar soğanla kavuruyor yumurta koymuyor karabiber pul biber. Fasulye kavurması kayınvalidem Ilgaz da yapardı fasulye haşlanır üstüne sarımsaklı yoğurt yağı salça sos yapıp dökerdi.

Yumurta salatası yaparım kahvaltıya .
Kundak içi bahçede yaprağın uç kısmından toplarım bulgurdan biraz diri bir pilav pişirilir yeşillik katılır lahana da haşlanır.
Pıhtıyı annemler teyzemler yan yana gelince yaparlar büyük bakır tepsiye kaşık kaşık dökerler ceviz pekmez bol tereyağı dökerler bandırarak yerlerdi. Hatta bir gün halam dedi ki “yenge koca görmez yapmışsın” dedi gülüştüler yağı bol koymuşsun kocanı iflas ettireceksin anlamında annem hakkını verirdi yemeğin.
İlk tatlı denemem staj köyünde höşmerim oldu. Her gün birimiz yemek yapardık sürpriz olsun diye yemeğimi yaptım annemlerden görüyordum tereyağını un ile kavurdum. Anneannem kaşığın üstünde pıtır pıtır durursa “meyanesi gelmiştir” su koyacaksın derdi. Bir çay bardağı sıcak su içine bir fiske tuz koydum kum gibi kıyır kıyır oldu tabağa bastım kaşıkla ara ara şekil yaptım şerbeti gitsin diye koyu bir şerbet yaptım bire bir buçuk. Yemekte sürpriz yaptım dedim çok beğendiler. Bol olmadığı için çay tabaklarına koydular yediler. Cenaze evlerinde helva yapılırdı oğlan helvası yapılırdı zerdeçallı helvayı duydum yapmadım. Yumurta tatlısı yapılırdı evi fırına yakın olan fırında pişirirdi biz de evde pişirirdik.
Ramazan Bayramı’na mutlaka baklava olurdu. Börek çörek cinsi bir çeşit yapılırdı takım yemeği yapılırdı yemeğe kalanlara ikram edilirdi. Ramazan’da ortaya pastırmalı yumurta yapılır bakır sahanlarda ağzı kapalı sofraya gelirdi. Sahurda yağlı ekmek yapılırdı genelde hamur işi yapılırdı tok tutar diye davul çalınca kalkardık çocuklar heveslenir “bizi de kaldırın” derdik. Oruç satardık öğlene kadar oruç tutardık öğlen yerdik akşam babam bize para verirdi. Davulcuya ekmek verilir bayramda harçlık verilirdi. Yoksul akraba çocuklara hediye para verirlerdi.
Davetler önce büyüklere küçükler gider sonra küçükler büyükleri çağırırdı.
Kurban Bayramında kurbanlar hazırlanır yemekler, tatlı hazırlanır öğünde kalanlara yemek verilir, oturana kolonya, çikolata baklava ikram edilirdi. Eskileri ne kadar akıllıymış dışarıdan gelen kişiler kolonya ile dezenfekte oluyordu. Covid döneminde önemini anlamını anladık.
Sünnetlerde süslemeler yapılırdı yataklar serilir bindallı bohçalarla süslenir karyola tüllerle süslenirdi.
Etli pilav, çorba yapılır tatlı verilirdi. Evi geniş olan avlularda yapardı yeri küçük olan geniş yerli yerde yapılırdı çocuklara hediye verilir.
Eskiden çok şık giyinirdik şimdi çok uzun kıyafetler giyiyorlar sokakları süpürüyor onunla evlere giriyorlar her gün pardüsemi yıkanıyor onla namaz kılınıyor azıcık topuktan yukarı olsa hijyen bakımından çok güzel olur diye düşünüyorum. Büyüklerimiz mutaassıp dı çar, atkı örterler di sonra başörtüye döndüler siyah bürmeden Çankırı’da döpiyes, pardüse giyer başa eşarp bağlanırdı. açık olanların da başı açıktı.

Müsamerelerde krapon kağıdından elbiseler yapardım, gömlek pantolon aldırmıştım. Milli oyunlar, rondlar, marşlar öğrettim. Vatan, millet sevgisi Kurtuluş savaşı nasıl kazanılmış o zamanki durum şimdiki durumla mukayese ederlerdi. Yetiştirdiğim talebeler Atatürk’e bağlı Anıtkabir ziyaretine giderler. Bu yıl mahşer yeri gibiydi çok kalabalıktı. Ataya tapmak değil saygı duymak bu yaşlısı genci Atatürk olmasaydı biz kim bilir kimin çocuğu olacaktık vatanımız olmayacaktı. Mübadele olduğu için içimizdeki yabancıları ülkelerine gönderdik orada kalan Türkleri getirdik.
O bayramları özlüyorum askerlerin geçişinde ağlardım duygulanırdım. 19 Mayıs’ta o hareketleri seyretmekten haz duyardım spora teşvik edilirdi şimdi obez bir millet olduk arabadan in, arabaya bin televizyon…
Bir geziye git marşlarla gidilirdi. Dondurma bahçesi bir taneydi gençler birbirini görürdü. Hükümetin arka bahçesiydi. Kale, fidanlık gezilirdi bahçelere gidilirdi. Dümenli’ye kiraz bayramına gitmiştik hatırımda kalan.

Herkes birbirini tanırdı komşularla her hafta sinemaya gidilirdi her hafta değişen filmi seyrederdik. Teknoloji ,cep telefonu bağımlılığı aileleri ayırdı ben bile eşim maç seyrederken diğer odada dizi izliyordum arada misafircilik oynuyorduk meyve çay ikramında gençlere de bir şey diyemiyorum.
Çeyizlerimizi anneler, anneanneler, babaanneler, kendimiz yapardık. Bize küçükken elimize iğne, tığ verirlerdi okulda da el işi yaptırırlardı el de zıbın patik dikerdik. Şimdikiler düğme, çıt çıt dikmeyi ilik açmayı bırak iğne tığ tutmayı bilmiyor eskiden çoğu erkek çocuklarına bile diktirirlerdi.

Müziği severim Türk Halk Müziği, sanat müziğini severim. Kış gecelerinde büyükler çekme helvası yaparlardı. Annemler erkek kıyafeti falan giyer tiyatro yaparlardı maniler bilmeceler bulmacalar sorulurdu.
üzüm kara üzüm kara
Sepette üzüm kara
Nasıl geleyim yanına
yüzüm kara aklımda kalandan…
Cenazelerde eş dost akrabalar toplanır kadınlar cenazeye gitmezdi cenazeden gelenlere yemek verilir helva yapılırdı cenaze sahibine yaptırmazlardı. ziyaretler kısa sürerdi.
Babaannem çok namaza düşkündü. 15 yaşında kızını veremden kaybetmiş aklı gitmesin diye hocanın biri okuma vermiş 500’lük tesbih çekerdi babası da zaten icazetli hocaymış. Hilafet kalkınca “padişahı istemezük”diye nümayiş yapınca 3 arkadaş Çerkeş’te asılmış. Atatürk affetmiş ama haber gidene kadar.
Babaannemin yanında sırt çantası gibiydim bir dua öğreten söyleyen olunca kafasında tutamaz bana yazıver kızım derdi yazıp babaanneme öğretirken ben de öğrenirdim akşam beraber yatardık. öğretmen olunca da tek yatak beraber yatardık bir yanımda radyo birr yanımda babaannem.
“Allah’ım birsin billahi nursun 70.000 Ayetel Kürsi etrafında kale olsun dursun” diyorsun bunu evden çıkarken kapıyı kilitlerken üç kere okuyun derdi.

“La ilahe illallah elden gerek Muhammed Resulullah nurdan direk
Nur olsun kabrime Şükür olsun geçen günlerime
binbir Mevla bir Allah
Bin bir adın var Allah
Bin bir adın hürmetine muradımı ver Allah’ım diyerek dua ederdi.
Yatarken yattım sağıma sığındım sultanıma melekler şahit olsun dinime imanıma derken uyuyakalırdık.
Bu duaları çocuklarıma torunlarıma öğrettim.
Dayımın gelinine geldik davet etmişti vesile ile Serpil Hanım sizle de tanıştık çok arzu ediyordum sizle karşılaşmayı sayenizde hemşehrilerimle buluştum hepsine çok selam ediyorum.
SAYGILARIMLA
SERPİL ÖZKAN
21/8/2025
Çankırı Araştırmaları Sitesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.



Yorum bırakın